Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami
Tarih: 30.4.2018 18:53:42 / 172okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Yıllar boyunca taşradan İstanbul´a ilk defa gelenler, şehri önce Harem İskelesi veya Haydarpaşa İstasyonu´ndan görürlerdi. İkinci durak hemen her zaman Eminönü Meydanı´ydı ve vapurdan inen her taşralı, İstanbul´un en karmaşık, en eğlenceli ve en hayat dolu çehresiyle Eminönü´nde karşılaşır ve büyülenirdi.
İstanbul´un tarihî siluetine ayrı bir anlam kazandıran ve Eminönü Meydanı´nı tezyin eden en önemli eser, hiç şüphesiz, bugün Yenicami diye bildiğimiz Valide Hatice Turhan Sultan Camii´dir. Her gün Eminönü Meydanı´na yolu düşen yüzbinlerce insandan acaba kaçı bu caminin bir zamanlar “Zulmiyye”, daha sonra bir süre “Adliyye” ismiyle anıldığını ve bu isimlerin verilmesine yol açan şaşırtıcı hikâyeyi biliyordur?
***
Sultan III. Murad´ın hasekisi Safiye Sultan, eşinin ölümü ve oğlu III. Mehmed´in tahta geçmesi üzerine Saray´da güçlü bir konum elde etmiş ve iktidarını temsil etmesi için Eminönü´nde bir cami yaptırmak istemişti.
O tarihte hayli sıkışık ve düzensiz bir Karay Yahudileri yerleşimine sahip olan Eminönü´nde bir kilise, bir sinagog, ayrıca çok sayıda dükkân ve ev bulunuyordu. Valide Sultan´ın arzusu üzerine Yahudi mülkleri yüksek bedeller ödenerek istimlâk edildi ve Koca Sinan´ın kalfalarından olan Mimar Davud Ağa, 1597 yılında işe koyuldu. Temel için kazı yapılırken zeminden bir değirmen döndürecek seviyede su çıkınca tulumbalar koydurup suyu tahliye eden ve başları kurşun kuşaklarla kaplanmış kazıklar çaktırarak caminin temelini atan Davud Ağa bir veba salgınında ölünce yerine Dalgıç Ahmed Ağa tayin edildi.
Ahmed Ağa, camiyi birinci sıra pencerelerin üstüne kadar yükselmiş, fakat III. Mehmed´in ölümü, Safiye Sultan´ın da Eski Saray´a gönderilmesi üzerine inşaatı durdurmak zorunda kalmıştı. Tarih 1603 olduğuna göre, Yenincami´nin temeli atıldıktan sonra birinci sıra pencerelere altı yılda ulaşıldığı anlaşılıyor.
On dört yaşında tahta çıkan Sultan I. Ahmed, Safiye Sultan´ın camiini tamamlamak yerine kendi camiini (Sultanahmet Camii) yaptırmayı tercih edince Yenicami yarım kaldı ve çevresinde zamanla yeniden Yahudi ağırlıklı bir nüfus birikmeye başladı. Zira bu bölge, İstanbul´un en hareketli ticaret meydanı, gümrük ve iskelelerin bulunduğu yüksek cirolu bir mıntıkaydı.
Yine de arsası “iki kat baha” ile istimlâk edilmiş bir yerde, bir padişah hanımına ait bir inşaat çevresinde nasıl olup da gecekondu benzeri bir yapılaşmaya izin verildiğini anlamak zordur. Evliya Çelebi´ye göre “On Mısır hazinesi” (geliri) sarfıyla atılan temelin kalıntısı, o günlerde bu yüzden “Zulmiyye” diye anılıyordu.
İnşaatın durdurulmasından tam elli yedi yıl sonra, 24 Temmuz 1660 tarihinde çıkan ve kırk dokuz saat süren korkunç bir yangın, Eminönü´nden Tahtakale ve Mahmutpaşa´ya, Süleymaniye ve Ağakapısı´ndan Kadırga´ya kadar, neredeyse bütün Suriçi´ni kül yığınına çevirmişti. Yeni padişah IV. Mehmed, o tarihte sekiz yaşındaydı ve annesi Hatice Turhan Sultan onun adına hüküm sürüyordu. Bir gün yangın yerini gezen Turhan Sultan, Bahçekapısı civarında küller arasındaki cami temelini görünce, Evliya Çelebi´nin tabiriyle, “Tiz bu esâsın itmâmına adl ile mübaşeret olunsun” diyerek kendi servetinden beş bin kese tahsis etti.
Yenicami´nin inşasına, 1661 yılında Mimarbaşı Meremmetçi Mustafa Ağa´nın sorumluluğunda yarım kalan duvarlarından bir sıra taş sökülmek suretiyle yeniden başlandı ve sonunda cami tamamlanarak 30 Ekim 1665 tarihinde kılınan cuma namazıyla ibadete açıldı. Evliya Çelebi diyor ki: “Cami evvelden Zulmiyye idi, şimdi Adliyye oldu.”
***
İstanbul´u hem mahveden, hem de yeni bir çehre kazanmasını sağlayan 1660 yangını, Kenan Yıldız tarafından başta arşiv kaynakları olmak üzere ulaşılabilecek bütün kaynaklar kullanılmak suretiyle ele alındı. Geçen yılın ortalarında Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan ve “Vakıflar, Toplum ve Ekonomi” alt başlığını taşıyan 1660 İstanbul Yangını ve Etkileri isimli eserin birinci bölümünde 1660 yangını ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. İkinci bölümde istimlâklerle ilgili ihtilaf ve anlaşmazlıklar, yeniden inşa süreçleri, bunların hukuk vasıtasıyla kayıt altına alınarak çözüme kavuşturulması, ayrıca kilise ve sinagogların tamiriyle ilgili meseleler üzerinde durulmuş. Üçüncü bölümde yangından sonra vakıfların durumu, Osmanlı hukuk tarihinin çetrefil konularından biri olmakla beraber yangınlar sebebiyle ortaya çıktığı kabul edilen “icareteyen” meselesi tartışılıyor.
Yenicami ve külliyesinin yangından sonraki karmaşık inşa süreci, Kenan Yıldız´ın eserinde dördüncü bölümün konusudur. Bu bölüm, Yenicami´nin yangından sonraki inşa sürecine ışık tuttuğu gibi, bu süreçte Eminönü bölgesinde uygulanan iskân politikası sebebiyle Lucienne Thys-Şenocak ve Marc David Baer gibi araştırmacılar tarafından ortaya atılan bazı tezlere bir cevap ve reddiye mahiyeti taşıyor.
Kenan Yıldız´ın çok önemli bilgilere ve sonuçlara ulaştığı bu önemli eserini İstanbul tarihine ve kültürüne meraklı bütün okuyucularıma hararetle tavsiye ediyorum.
***
Yenicami Külliyesi, cami, hünkâr kasrı, arasta (Mısır Çarşısı), türbe, dârülkurrâ, sebil, çeşme ile sıbyan mektebinden oluşuyordu. Daha sonra kütüphane, muvakkithane, türbe ve çeşmeler ilâve edildi. Dış avluyu çevreleyen surlar ve bu surların etrafında zamanla çoğalan dükkânlar, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Galata Köprüsü yapıldıktan sonra artan trafik sebebiyle yıktırılmıştı. Avlu, cami ile çarşının arasından yol geçirilerek ortadan kaldırılmış, 1904 yılında da türbenin yanındaki avlu kapısı ve sıbyan mektebi yıktırılmış, böylece külliyenin bütünlüğü bozulmuştur.
İstanbul´un şüphesiz en güzel camilerinden biri olan Yenicami ve cıvıl cıvıl Eminönü, insana yaşama hazzı veren mekânlardır. Bu yazıyı okuduktan sonra Eminönü´ne gidip Yenicami´nin bu heyecan verici hikâyesini düşünerek güvercinlere yem verecek okuyucularıma aşk olsun!

Anahtar Kelimeler: Zulmiyye, Adliyye, Yenicami
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ya Ali, benden sonra yola gidenler, senin gösterdiğin yoldan giderlerse selamete ererler.

Hz. Muhammed