Zâhirî-Selefî din yorumu
Tarih: 2.5.2018 14:16:40 / 312okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

KURAMER, geçtiğimiz Cumartesi günü “Zâhirî Selefî Din Yorumu” konulu yeni bir sempozyum düzenledi. Bilgi ve fikir düzeyi yüksek tebliğler sunuldu, müzakereler yapıldı.
Prof. Sönmez Kutlu´nun açılış konferansında ifade ettiği gibi Peygamberimizin vefatından sonra farklı kültürlerden, milletlerden topluluklar İslâm´a girdi. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan siyasi ve toplumsal sorunlar, çoğu günümüze kadar gelen onlarca fırka, mezhep ve tarikatın doğmasına yol açtı. Bunların her biri, farklı derecelerde birbiriyle çatışan din yorumları geliştirdiler. Bunlardan biri de “zâhirî-selefî yorum”dur.
Konuşmacılardan Yunus Apaydın´ın tanımıyla “Zâhirîlik/Zâhircilik anlayışı, genel olarak, Kur´an ve Sünnet (hadis) lafızlarının zâhir (dış, sözel) anlamlarına riayetle yetinen, ayrıca bir anlam ve amaç sorusu sormayan zihniyetin adıdır.” Yani basitçe “Söz (âyet ve hadis) ne dediyse; lafzî, sözel, literal anlam neyse ona bakarım. Ne amaçla dediğini sormam. Söz´ün dediğine bakarım, demek istediğine bakmam. Söylenmesi gerekeni Söz söylemiştir. Muhtaç olduğumuz her şey Söz´de vardır.”
Selefîliğin iddiasının özeti budur. Ve -doğrusu- Müslüman toplumlar üzerinde belirleyici etkisi olan ulema çoğunluğunun düşüncesi de buna yakındır. İslâm toplumlarının durağanlığı aşamamasının ana nedeni de budur. Özellikle günümüz Selefîliğinin yenilik, yenileşme fikirlerine karşı oluşunun, hatta tümüyle çağa karşı savaş açmasının temelinde bu zihin yapısı vardır.
***
Meşhur tanımda dinin, insanların dünya ve ahiretlerini mutlu kılmayı amaçladığına dikkat çekilir. Eski kaynaklarda dinin bu amacı “celb-i menfaat, def´-i mazarrat” şeklinde formüle edilmiştir. Sempozyumda müzakerecilerden Mehmet Erdoğan hocamız, bu ilkeyi “Dünyama yaramayan dini ne yapayım!” şeklinde basitleştirdi. Mezhep imamız Ebû Hanife de aynı mantıktan hareketle, zahirî din yorumcularının görüşünün aksine, -mesela- zekâtı verilecek malın ‘ayn´ının yerine ‘kıymet´inin de verilebileceğine içtihat etmiştir. Bu ve benzeri fetvaları sebebiyle Ebû Hanife´ye saldıran zâhirci Şâfiî ve Hanbelî ulemasının düşüncesindeki mantıksızlığı Erdoğan Hocamız, yine o zarif üslubuyla “Sen canının istediğini ye; ama fakirin önüne arpa koy!” şeklinde ifade etti.
Neden fakirin önüne arpadan başka bir şey koyamayız? Çünkü hadiste “buğday, arpa…” denmiş. Lafız/söz böyle olduğuna göre, buğday üreten zekât olarak buğday, arpa üreten arpa vermek zorundadır; bunların yerine değerini veremez. Zâhirci Selefî mantık diğer konularda da böyle işler.
Tebliğcilerden Zeki İşcan´ın ifadesiyle “Selefîlik habire üstümüze bir ‘geçmiş´ elbisesi giydirmekte ama geçmişin elbisesi günümüz terzileri tarafından dikilmektedir.” Yani –bize ‘Söz´e dair hiçbir anlama/yorumlama ve seçme hakkı tanınmadan- o ‘Söz´ü de, ‘Söz´ün anlattığı geçmişin ne olduğunu da hem tanımlayan hem de dayatan bugünkü selefî iradedir. Kimlerin Müslüman veya kâfir olduğuna, dolayısıyla kimlerin hür yahut köle-cariye statüsünde olacağına, hatta kimlerin yaşatılacağına veya öldürüleceğine karar veren de aynı iradedir. Modern Selefîliğin teorisyenlerinden Arnavut asıllı Nâsıruddîn el-Elbânî´ye bakarsanız, kendinizi bu akıbetten kurtarmanız için “Müslümanım”, hatta “Sünniyim” demeniz yetmez; “Selefîyim” demelisiniz.
***
Elbette ‘geçmiş´e bağlılık gerekir. Zaten antropolojik ve kültürel olarak geçmişe bağlıyız. Ama Mevlânâ´nın dediği gibi “Yeni şeyler söylemek lazım.” Çünkü yeni şeylerle beslenmediğinde kültürel hayat biter. ‘Söz´ medeniyetimizin kurucusu, en önemli belirleyicisidir. Fakat ‘Söz´ü medeniyetin akışını durduran bir set yapamayız. Mevcut hayatımız da ‘Söz´ün sahibi olan Allah´ın sonsuz iradesinin bugüne dair bir tecellisidir. Dolayısıyla mevcut hayatımızı bugünün gerçekliği içinde yönetmek zorundayız. Kısaca Yahya Kemal´in ifadesiyle “kökü mazide olan âtî” olmamız gerekir.

Anahtar Kelimeler: Selef, yorumu
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İnsanın kanadı, gayretidir.

Mevlana