Zenginlik
Zenginlik
Tarih: 8.8.2014 10:39:43 / 618okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Zengin olup olmadığımızı anlamanın bir yolu da düne bakmaktır. Yaşı altmışı geçenler bunu iyi farkeder. Yaşı genç olanlar elli yıllık fotoğraflara baksın anlar.

Nohut oda-bakla sofa evlerde oturuyorduk. Soba ile ısınıyorduk. Gençler şimdi sobayı bilmiyor, versen yakamazlar bile. Çocukların pantolon dizlerinde ve kıçlarında yama vardır. Naylon çorap çıkmadığı için el örgüsü yün çorap giyilir, onun parmak uçları ve topukları delinir; analarımız-ninelerimiz yeniden onararak (gözeyerek) tekrar sahibine verirlerdi. Köylülerde çok daha acıklı manzaralar vardı. Birinin şehirde bir işi olsa, kendi kırk yamalı ceketi ile şehre inmeye utanır, komşunun ceketini ödünç alırdı.

Yol yoktu.

Demiryolu esastı. Ama azdı.

Kara yollarında taka otobüsler, yokuşlarda tekleyen kamyonlar çalışır; kışın her yanı kar kaplayınca yollar da kapanırdı. Doğu`daki şehirlere gazete üç günde bir gelirdi.

Şimdi köy yolları bile asfalt. Hemen her yere elektirik ulaşmış durumda. Köylü çocukların cep telefonları var. Çobanlar transistörlü radyo ile dolaşıyorlar.

Şair Kemalettin Kamu ünlü `Bingöl Çobanları` şiirinde o günün çoban çocuğunu şöyle anlatıyor:

`Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum

Bu dağların eskiden âşinasıdır soyum

Bekçileri gibiyiz; ebenced buraların

Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların

Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi

Hergün aynı pınardan doldurup testimizi

Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.

Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni,

Kuzular bize söyler yılların geçtiğini

.............`

Şimdi birçok yerde köy-şehir ayrımı kalktı. Şehirde ne varsa köyde de o var. Adamın hem traktörü hem taksisi var. Ama bazı kırsal bölgelerde Doğu ve Güneydoğu`da hâlâ mahrumiyet çeken mezralar, köyler var.

Hemen herkesin giyim kuşamı yerinde. Kimsenin elbisesinde yama yok. Bizim bir kışlık, bir yazlık gömleğimiz, pantolonumuz olurdu. Şimdi her gencin maşallah 20-25 gömleği var.

Karakışta hıyar-domates yiyoruz. İletişim-ulaşım-eğitim-sağlık sorunları büyük ölçüde aşılmış durumda.

 

Yine de Türk-İş`in belirlediği `yoksulluk sınırı`nı belirtmeden geçmeyelim: Üç bin TL. Bu bence abartılı bir rakam. Ülkede çalışan kesimden kaç kişi alıyor bu rakamı?

Hemen herşeyin yetiştiği cennet gibi bir yurdumuz var. Ama tarım yıllarca ihmal edildiğinden geçen yıl İtalya`dan ıspanak ithal ettik. Buna mukabil kendi tohumumuzu ürettiğimiz gibi tohum ihraç eder hale geldik.

Geçenlerde Tarım Bakanı Mehdi Eker yeni `Tarım Reformu`nu uzun uzun anlattı. Atılacak çok adım var. Öncelikle bölünmüş veya bölünmeye mahkum arazilerin birleştirilerek `Verimli tarım` yapılacak büyüklüğe çıkarılması, tapu-kadastro ve miras hukukunun tamamlanması. Makinalı tarıma geçilmesi ve su meselesinin halli vesaire.

Köyünde geçimini sağlayan göç etmez. Kimse vatanını terketmez. Köylünün topraktan kopmaması, ürününün (alın terinin) değerini bulması, organik tarımın yaygınlaşması lazım.

Bu arada en önemli husus ayağımızı yorgana göre uzatmamızdır. Özal döneminde bu kaide ihlal edildi. Kapitalist ekonominin son vagonuna bindik, tüketim ekonomisine girdik. Oysa ki bizim `Kanaat Ekonomisi` içinde yaşamamız lazım ki; bu dinen de bize yakışan bir tutumdur. Bizde aslolan `gönül zenginliğidir`.

Sabır ve şükürden daha büyük zenginlik olur mu. Sabır ve şükrü unutanlar görsel medyanın fişteklenmesi ile `Ben de isterem` demeye başladı. (Bunca varlık var iken / Gitmez gönül darlığı)

Şunu bilelim ki nefsin istekleri sonsuzdur, bitmez. Kapitalizm, küresel ekonomi hem dünyayı, hem insanlığı tüketiyor. İklimler değişiyor, dünyayı sel alıp götürüyor. Toprak, su, hava zehirleniyor.

Zehirli bir dünyada zengin olsan ne yazar. Gözü kara şirketler hükumetleri dizayn ediyor. Siyasetin finansmanı karşılığını istiyor. Amerika hapşırsa biz burda nezle oluyoruz.

Evet dünyanın artık bir köy olduğu söyleniyor. Buna inanmayın. Bilimsel tekliflerin ardında hep bir katakulli dönüyor.

Kendimize güven şart. Gözümüzü komşunun tavuğuna dikmeyelim.

Bilelim ki o tavuk kimyasalla büyütülmüş kırk günlük bir piliçtir ve onunla beslenmek hastalığa davet etmektir.

Anahtar Kelimeler: Zenginlik
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Hayat zor (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
‘Söz´ün gücü (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Çorbada tuzum olsun (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
İnsan nereye koşuyor? (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
Yalnız ölüm (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Roman diliyle iktisat (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser

Konfüçyus