Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan
Tarih: 18.5.2018 14:34:53 / 351okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Ramazanınız mübarek olsun, aziz okuyucular…
Ramazan´da gönüllü aç susuz durarak hem Rabbimizin bahşettiği nimetlerin ne kadar değerli olduğunu hatırlarız hem de açların sıkıntısını tecrübe ederiz. Böylece Ramazan ve oruç bizim insan tarafımızı ortaya çıkarır ve bizi Allah´a yaklaştırır. Bu fırsatları bahşeden Allah´a hamdolsun.
***
Ruşen Eşref Ünaydın´ın yüz yıl öncesinin savaş ortamında yazdığı Diyorlar ki adlı eserinden:
“Ailemizin altmış beş Ramazan görmüş en son ihtiyarlarından biri, içinden salavat getirirken
- ‘[İftar topu] atıldı mı yavrum?´ diye sordu.
- ‘Evet.´
Şehadet parmağını tuza bandı. Besmeleyle orucunu açtı. Gözlerinde bir teessür hissettim.
- ‘Kusura bakma büyükhanım. Size iftarlığı lazım geldiği gibi hazırlayamadık´ dedim.
- ‘Buna da şükür oğlum… Sizler daha gençsiniz. Yüreğinize esef koymayın. Bunlar da gelir geçer. İyi günler de görürsünüz inşaallah... Ya bizler…´ dedi. Elindeki lokmaya gözyaşları damladı. Bu sene kursağına giden ilk Ramazan lokmasına gözünün yaşı katık oldu…
Kim bilir daha nice bin Müslümanın evinde bu Ramazan, reçel, simit, pide yerine böyle gözyaşlarıyla karşılanmıştır. Ağlasak da hakkımız yok mu? Bütün gönüllere bu yıl can ve devlet acısı çöktü.”
***
Yüz yıl önce İstanbul´un güngörmüş bir ailesinin yaşadığı bu dokunaklı iftar hatırasını, yazının elime geçtiği kaç yıldır her Ramazan öncesinde okurum ve o olayı kendim yaşamış gibi duygulanırım. Bazı sıkıntılarımız olsa da, bugün sahip olduğumuz imkânların kıymetini bilmek için o günleri anlatan böyle yazıları okumamız, okutmamız gerektiğini düşünürüm.
O yıllarda sadece İstanbullu ailelere değil, bütün İslâm dünyasına “can ve devlet acısı” çökmüştü. Çok şükür biz o acılı yılları geride bıraktık. Belki tarihimizde ilk defa -birkaç mevzii sıkıntılar ve terör olayları dışında- millet olarak savaşsız geçirdiğimiz Ramazanların sayısı yüze yaklaştı. Bunun ne büyük nimet olduğunu bir düşünelim. Çocukluğumuzda büyüklerimizden Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi yıllarında çektikleri yokluğu, kıtlığı, sefaleti ve can derdini dinlerken dehşete düşerdik; insanların bütün bunlara nasıl katlanabildiklerine şaşardık.
***
Yüz yıl sonra hâlâ “can ve devlet acısı” çökmüş Müslüman milletlerin, elindeki iftar lokmasına gözyaşları damlayan annelerin, büyükhanımların olması ne acı! Kaç milyon Müslüman, kaç Ramazandır, kim bilir kaç yüz senelik, kaç bin senelik ata yurdunu terk ederek yabancı diyarlarda sığınak aramıyor mu, çocuğu sırtında? Öz yurdunda bulamadığı can güvenliğini, geçim imkânını bulabilmek ve biraz insan yerine konmak umuduyla…
Bütün bunlar neden? İslam toplumlarının kendi insanına ağız tadıyla Ramazanlar yaşatacak imkânları mı yok? Elbette var. İslâm ülkelerinin büyük sorunu, imkânlarının olmaması değil, imkânlarını kendi insanının huzur ve mutluluğu için kullanmaya yetecek aklının olmamasıdır. İmkânların kötü kullanılması imkânsızlıktan daha kötüdür. Ve İslâm toplumlarının tamamına yakınında, ülkenin servet ve imkânları kötü kullanıyor, kötüye kullanılıyor.
Neden? Çünkü İslâm ülkelerinin tamamına yakınında insan bir nesne gibi görülmekte; gücü yeten herkes bu nesneyi kafasına göre şekillendirmeye, onu çıkarları veya ideolojileri için kullanışlı araç haline getirmeye uğraşmaktadır. Bunun suçlusu da o toplumların aydınları, din âlimleri, siyasetçileridir. Oysa ilk inen sûrelere bakarsanız, Hz. Peygamber´in insanı nesne ve araç olarak gören zihniyetle mücadeleden işe başladığını görünsünüz. Keşke din âlimlerimiz Kitaba bir de buradan baksalar!

Anahtar Kelimeler: önce, sonra, Ramazan
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnsan olmak / İnsan kalmak (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Müslüman insan´ ne idi ne oldu (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Aşk bir güneşe benzer, aşık olmayan gönül bir katı taşa benzer.

Yunus Emre