Yüksek hayat tecrübesi
Yüksek hayat tecrübesi
Tarih: 16.10.2014 18:00:17 / 655okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

İnsanı düşkünlüğe uğratan şeyler listesinde, `çok düşman` maddesi, genellikle birinci sıradadır.

Osmanlı`nın yıkılışına da buradan bakmak gerekiyor. Mehmet Akif`in Çanakkale şiirini hatırlayalım. Yedi düvele karşı.

Birinci Dünya Savaşı; Malazgirt, Çaldıran ve İstanbul`un fethi gibi, milletimizin milatlarındandır. Çaldıran için bir parantez açalım. Yahya Kemal`e göre, Çaldıran, Türklerin `ben Acem olmam` savaşıdır.

Yenilgiden sonra, milletimiz, yankıları ve etkileri bugüne kadar süren bedeller ödemiştir, ödüyor. Bizde ve çevremizde yaşanan sıkıntıların temel kaynağı, işte bu yenilgidir. O kader ve kıyamet günlerinde kendi menfaatlerini düşünenlerin neredeyse hepsi, şimdi düşkün vaziyettedir. Türkiye ise kabul edilsin veya edilmesin, iyi sayılabilecek bir geri dönüş yaşamaktadır.

Birinci Dünya Savaşı`nda milletimizin kolunu kanadını kırmışlardır. Ne var ki, kol kırılsa da beylik yerinde kalır; nitekim kalmıştır.

İnsan, herkesten kaçar da kendisinden kaçamaz. Biraz açarsak; Türkiye, tarihinden, değerlerinden, davasından, coğrafyasından kaçamamıştır. Daha doğrusu; adalet, mesuliyet ve güzel ahlak üçlüsünden oluşan alandan / çizgiden milletimizi çıkaramamışlardır. `Eskinin cevheri ve yeninin ışığı` sayesinde; Mısır`da darbecilere karşı gelinmiş, Filistin halkının yanında olunmuş, Suriye`de mazlumlar desteklenmiştir. Buna `dış politika` değil, `ahlak` diyoruz.

Yerini bilmeyene, kader yerini öğretirmiş. Bosna mezaliminden ve Irak`ın işgalinden beri yaşananlar, inanılmaz haksızlıklar, batı dünyasının riyakâr politikaları, türlü oyunları vs, milletimizin yerini öğrenmesine vesile olmuştur. Yerimiz, burasıdır: İslâm dünyası.

Feridüddin Attar, `olmayacak bir şeyi isteyen, gece gündüz şaşkınlığa uğrar` der. Şu kadar yıllık batılılaşma isteğimize ve maceramıza bu söz eşliğinde tekrar bakılabilir.

***

Sahafiye merakı taşıyan biri olarak söylüyorum: Eski kitaplar, insana daha çok şey öğretiyor.

Nüzhet Erman`ın Anadolu 1970 isimli şiir kitabından iki dize alalım: `Dörtlü yonca bulmak marifet değil / Bana Harran ovasında bir ağaç bul.` (Ceylan Yayınevi)

Bu durum, yani yokluk ve imkânsızlık, sadece bir bölge için mi geçerliydi? Hayır. İmtiyazlı kimseleri / grupları saymazsak, insanımız topyekûn sıkıntı yaşamıştır. Kırşehirli, Niğdeli, Bayburtlu kardeşlerimiz, mesela Urfalılardan daha az üzülmemişlerdir. İstanbul`da bu kadar çok Amasyalı, Kastamonulu, Sivaslı, Tokatlı olmasının izahı nedir? Gezmeye gelmişler ve beğenip yerleşmişler midir?

Evet, üç yüz yıldan fazla süren saldırılar, maddi ve manevi olarak milletimizi yorgun düşürmüştür. Mazlum kılmıştır. Çile sahibi yapmıştır. Nereden bakarsak bakalım, `yetimliğin mektebinde` büyümüşüzdür. Buna rağmen, `yılların hakkı` asla unutulmamıştır.

Şimdi, iki şey aynı anda oluyor: Bir millet uyanıyor ve mağlubiyetin yüzüncü yılında, Osmanlı bölgesi yeniden yapılandırılmak isteniyor. Türkiye dahil.

 

Ülkemizde son yaşananları biraz da böyle okumalıyız. Yine, isteniyor ki, bölge yeniden dizayn edilirken, Türkiye kendi iç meselelerinden dolayı başını kaldırıp bakamasın. `Ne oluyor` diyemesin.

 

Türkiye, İslâm dünyasında kurtarıcı düşüncenin adıdır. Ferahlık sebebidir. İsteniyor ki, bunun tersi olsun, hastalıklı görünsün. Bunları kimlerin istediği ise Çanakkale şiirinde, İstiklâl Marşı`nda ve Birinci Dünya Savaşı tarihinde yazılıdır. Lozan`da yine bunları görürüz.

***

Tekrar başa dönelim: Yine, çok düşman birikmiştir, oluşmuştur. İçerde ve dışarda. Yeri gelmişken, şunu da söyleyelim: Bir partiye yahut şahsa muhalif olmak başkadır, millî meseleler başka. Bu ikisini birbirine karıştıranlara, öyle olduğu için böyle yapanlara, tam manasıyla `vatanperver` diyemeyiz. Partiler ve şahıslar geçici, vatan kalıcıdır.

Devam edelim. Çok düşman birikmiştir. Fakat bu kez karşılarında, doksan yıldır dinlenen bir millet vardır. Dinlenmek bahsini, yanlış anlaşılmayı önlemek için açalım: Osmanlı-Rus Harbi, Türk-Yunan Savaşı, Girit İsyanı, Türk-İtalyan Savaşı, Balkan Savaşları, Birinci Cihan Harbi, Mütareke yılları, iç meseleler, Milli Mücadele; yani 1877 ile 1923 arası. Yirmi yaşındaki bir insanın altmış beş yaşına gelene kadar gördükleri, yaşadıkları. Büyük yıkımlar, telafisi mümkün olmayan kayıplar. Nihayetinde, `yüksek hayat tecrübesi` dediğimiz şey. Sizi, her zamankinden daha dikkatli yapan.

Doksan yıl boyunca, onca olumsuzluğa ve oyuna rağmen, aziz milletimiz, sinesinden, yetenekli ve yürekli evlatlar çıkarmasını bilmiştir. Hayınlar da olacaktır, oluyor. Ayrıca, iyilik ve kıymet bilmeyenler. Herkes kumaşına göre elbise giyinir. Bunda yeni ve şaşılacak bir durum yoktur. İhya da, imha da insandandır.

Anahtar Kelimeler: Yüksek, hayat, tecrübesi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"İşlediğiniz günahları gizlediğiniz gibi, iyilikleri de gizleyiniz "