Ömer KIZILÖZ


YOLU BİLMEK-4

YOLU BİLMEK-4


11- Başarı ve hayat yolculuğunda, insan için gerekli en mühim unsurlar içerisinde yer alan diğer bir gereksinimimiz ise uykudur; uyku sürecinde tepeden tırnağa kadar vücudumuz yenilenir kendini tamir eder. Bilincimiz öğrenilen bilgilerin kategorize edilmesi ile ilgilenirken ruhumuz ise teskin olma sürecine geçer. Tabi ki bu söylediklerimiz kaliteli uyku döngüsüne uyulduğu zaman geçerli. Kaliteli uyku döngüsünde uzmanların birleştiği ortak saatler ise saat 22-23 saatlerinde uykuya başlamış olmak, güneş doğmadan ise yataktan kalkmış olmak. Şayet biz uyumamız gereken saatleri başka şeylerle ilgilenerek geçiriyorsak, aslında bedenimize aklımıza ve ruhunuza cinayet işliyoruzdur.

Ayağımızı zemine sağlam basmamıza yardımcı olan yolun diğer disiplinler ise;

1- Sabırlı ve sebatkâr olmak; yolun olmazsa olmazlarından olan; en önemli kimyasıdır.

2- İleriye dönük hedefler belirlediğimiz de, onlarla ilgili hayaller kurduğumuzda, bu durum bizi; pozitif bir ruh haline soktuğu gibi; tüm fizyolojimiz ve ruhumuzda adeta bir bahar esintisi oluşturmaktadır.

Ancak fiiliyatta geçmek istediğimizde karşımıza binlerce gulyabaniler çıkar. Yolun kurtçukları dediğim ve aslında hayallerimize saldıran bu korkulara karşı bilinçli teyakkuz halinde olmamız gerekmektedir. Gerekirse zihinsel kaymamızın olmaması için tabiri caizse adeta at gözlüğü takıp amaçlarımıza hedeflerimize kenetlenmeliyiz. Yolda mesafe kat etmeye başladığımızda, bu korkuların, şüphelerin; yavaş yavaş mücadelemiz karşısında bizi bıraktığını, ilerlemeye devam ettikçe ise, tamamen onların yok olduğunu göreceğiz.

3-Korkular ve şüpheler gibi, dikkat etmez isek bizi yolculuğumuzdan alıkoyacak diğer bir durum ise, hedeflerimize doğru ilerlerken; çalışmalarımızla; hayatımız içindeki var olan diğer unsurların çatışmaması, birbirlerinin ilerleyişine engel olmamalarıdır.

Örneğin öğrenciyiz; judo'yu seviyoruz ve bu alanda da iyi bir yere gelmek istiyoruz. Ancak; biz günlerimizi ya da haftalarımızın tüm zaman aralığını, bu alana ayırır isek, asıl sorumlu olduğumuz derslerimizde başarısız olma durumumuz olacaktır.

Ya da, özel veya herhangi bir kamu kurumunda çalışıyoruz; belirlediğimiz ve çalışmalarımızın olduğu sanatsal bir faaliyetimiz var, biz bu sanatsal faaliyetimizi, asıl sorumluluğumuzun olduğu iş yaşantısı içerisinde, gerekli yere gerektiği kadar koymaz isek, belki işimizle ilgili sıkıntılar yaşayacağız ve belki de, artık o sanatsal faaliyeti yapmaktan bütün bütün vazgeçeceğiz.

Gündelik hayatı yaşarken, yapacaklarımızı önem sırasına koyarak yapmamız tabii ki en önemli durumdur.

Yaşamda olduğu gibi, amaçlarımıza doğru ilerlerken de; her faaliyetimizin yerli yerinde ve birbiriyle bütünleşmiş halde olması gerekmektedir.

4- Hayatı kaçırmayacağız; maalesef yaşam şartları, değişen dünya düzeni insanı tamamıyla makineleşmeye doğru götürüyor. Bizler; kendimize, içinden çıkamayacağımız rutinler oluşturuyoruz. Yaptığımız günlük işler ve günlerimiz birbirinin kopyası; bizlere, başarı yolculuğunda da algılatılan maalesef bu; sadece hedefine odaklan ve ona ulaşıncaya kadar deliler gibi çalış,

Peki; ya kaçırdığımız yaşam, hayatı sindire sindire, tadını ala ala ve tefekkür ede ede yaşayabiliyor muyuz?

Ayrıca bunların dışında, yine ilgilenmemiz gereken; annemiz, babamız, kardeşimiz, çocuğumuz, akrabalarımız ve komşularımız var.

Değişik yerleri gezmek görmek, faydalı olan farklı ortamlarda bulunmak gibi de vücudumuzun ve ruhumuzun hakları var.

Yolculuğumuzda ilerlerken hayattan kendimizi koparıp adeta hedeflerimizin delisi olmayacağız. Böyle bir durumda, biz amaçlarımızı değil onlar bizi yönetmiş olacaktır.

Buradaki hassas dengeyi anlatan, hoşuma giden çok güzel bir hikâye var.

Devam edeceğiz…

 



YAZARLAR