Yoldaki işaretler
Yoldaki işaretler
Tarih: 5.2.2015 18:22:05 / 707okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

 

Memleketimizin birçok yeri acı ve aziz hatıralarla doludur. Bu toprakları vatan kılan işaretler. Yollarda, dağ başlarında.

 

İşte bu işaretlerden biriyle yıllar önce karşılaşmıştım. Çatalca’daki savunma hattını gezmeye gittiğimizde.

 

Terkos ve Büyükçekmece gölleri arasındaki yüksek alanlara kurulan Çatalca Hattı, Alman istihkâmcı Von Bluhm tarafından tasarlanıyor. Yıl 1878. Amaç, Rus taarruzuna karşı, otuz beş kilometre ötedeki İstanbul’u savunmak. Hat, o tarihten itibaren sürekli geliştirilir. Tren ve araç yolları, cephanelikler, telgraf ve telefon odaları, topçu tabyaları. Böylece, dünyanın en iyi savunma sistemlerinden biri haline gelir.

 

Çatalca hattının hikâyesi burada bitmiyor. İkinci Dünya Savaşı’nın çıkacağının anlaşılması üzerine, bu kez Alman istilasına karşılık, aynı bölgede yeni bir hat inşa edilir. Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’tan dolayı ‘Çakmak Hattı’ adını alır. Beton koruganlar ve demir engeller bugün dahi görülebilir.

 

Bu bölgeyi keşfe çıktığımızda, kış başlamak üzereydi. Kuru ayazla beraber dondurucu soğuk vardı. Gündüzün bir de gecesini düşündük. Açıkta kalmak zorunda olduğumuzu. Tek kelimeyle söylersek; ürpertici.

 

Dağyenice köyünde, yolumuz Alaiye Şehitliği’ne düştü. Bakımsız kalmış, çevresi ise çöplüğe dönüşmüştü. Poşetler, içki şişeleri ve başka şeyler. Üzüldük ve utandık. Mahcup olduk. Dua ettik, hafif temizlik yapıp oradan ayrıldık.

 

İkinci gidişimizde ise şehitliği yenilenmiş, çevresini düzenlenmiş olarak bulduk. İki ziyaret arasındaki mesafe, yanlış hatırlamıyorsam, on üç yıldı. Ne olursa olsun, bu zaman farkını önemsiyorum.

 

***

 

Alaiye Şehitliği, Balkan Harbi’nin ağır emanetlerinden biridir bize. Yılmaz Öztuna’nın rakamlarıyla, 158 kazâ (ilçe) ve 33 sancak (vilayet) kaybettiğimiz savaş. Daha doğrusu, bozgun.

 

Birinci Balkan Harbi’nde, Bulgar ordusu şaşılacak bir hızla Çatalca önlerine gelir. İstanbul’la aralarında sadece bu savunma hattı vardır. Hattın aşılması halinde, milletimiz, yeni ve daha büyük bir felaketle karşı karşıyadır. Hat, adeta, Balkan Harbi’nin Çanakkalesi olur.

 

Gelelim Alaiye Şehitliği’nin dokunaklı hikâyesine: Alaiye, adından da anlaşılacağı gibi, Alanya. Alanya Redif Taburu, takviye birlik olarak Dağyenice mevkiine, İleri Tabya’ya gönderilir. Redif, yedek asker demek. Belli bir yaşın üstünde olanlar. Çoğunlukla askerliği unutmuş, çoluk çocuğa karışmış. Kimi esnaf, kimi çiftçi veya işçi.

 

Uzun yoldan gelmişler, yeterli eğitim almamışlar. Akşam siperlere ulaşırlar. Yorgunluğun, soğuğun ve açlığın etkisiyle, çoğu hemen uykuya dalar. Taburun toplam mevcudu yüz elli yedi.

 

17 Kasım taarruzunda başarısız olan Bulgar birlikleri, 18 Kasım’da tekrar denerler. Sabaha karşı yapılan taarruzda, 87. Alay’ın sorumluluk sahasında olan İleri Tabya ele geçirilir. Uykudaki askerlerin hepsi süngüyle şehit edilir. Savunma hattı, beş yüz metre kadar yarılmıştır. Savaşın kaderini değiştirebilecek bir gelişmedir bu. Fakat her iki taraf da durumun farkında olmaz.

 

Gerisini Doruk Akyüz’ün makalesinden okuyalım: “İleri Tabya’da talim seviyesi yetersiz olan Alaiye Taburu mevzilenmişti. Bu tabur mevziye 17 Kasım akşamı gönderilmiş ve herhangi bir savunma düzeni almadan askerler topluca uyku haline geçmişlerdi. Bulgar taarruzu da taburun büyük çoğunluğunun uykuda olduğu zamanda gerçekleşmişti. Türk askerleri uyanmaya fırsat bulamadan süngüden geçirildi. İleri Tabya’nın Bulgarlar tarafından ele geçirildiğinden ilk etapta iki tarafın da haberi olmadı.”

 

***

 

İleri Tabya, Bulgarların savaş boyunca ulaştığı en uç noktadır. Takviye gelmesi halinde, neler yaşanırdı, bilemeyiz.

 

Sabah olunca, 3. Kolordu Komutanı Mahmud Muhtar Paşa, kurmaylarıyla birlikte savunma hattını teftişe çıkar. İleri Tabya önüne gelince, mevzilerden kendilerine ateş açılır. Paşa ve kurmay heyetinin yarısı yaralanır. At sırtında oldukları için, esaretten kılpayı kurtulurlar. Böylece, savunma hattının yarıldığı anlaşılmış olur. Yoğun bir topçu ateşi ve karşı taarruzla, İleri Tabya geri alınır. Ağır yaralanan Mahmud Muhtar Paşa, savaş dışı kalır.

 

Alaiye Şehitliği, çok sonradan, işte bu mevkiiye kurulur. Şehitlikte, sadece Alanya redifleri yatmıyor. Kitabede yazdığına göre; 17 ve 18 Kasım muharebelerinde şehit olan 664 askerimiz, burada, beraberce yatıyorlar. Onlardan bir tanesinin ismini verelim: Trabzon Gönüllüleri Reisi İzmirli Arap Hafız. Ve kitabenin bitişi: “Bütün şehitlerimizin ruhlarına elfatiha.”

 

Bu yazı, kendiliğinden doğdu, oluştu. İlham gibi. Bir vefa yazısı olarak okunmasını isterim. Vazife de diyebiliriz.

 

Hafta sonları için plan yapanlara, nereye gidelim diyenlere, Dağyenice köyündeki bu şehitliği ziyaret etmelerini öneririm. İstanbul’da oturanlar için söylersek, hemen şurası.

 

Alaiye Şehitliği, büyük ve yorucu tarihimizden geriye kalan en sahici belgelerden, en dokunaklı yadigârlardan biridir. Topraklarımızın tapu senetlerindendir.

 

Yazımıza bir de ilave yapalım: Çatalca savunması sırasında yaralanan askerlerin tedavi için İstanbul’daki hastanelere gönderildiğini biliyoruz. Tedavi esnasında iyileşemeyip vefat edenler, Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilirler. Abdülaziz Bekkine Hazretleri’nin kabrine giderken, hemen solda, bu toplu definlerden birini görebilirsiniz. Beyaz mermerin üzerinde, başka cephelerle birlikte şu yazıyor: “Balkan Harbi şehitlerinin kemikleri burada gömülüdür.”

 

Buralara gidersek, onlara değil, kendimize iyilik yapmış oluruz.

Anahtar Kelimeler: Yoldaki, işaretler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Güzelliği sevdiği kadar, erdemi de seven bir insanı daha görmedim.

Konfüçyus