Yirmi yıl sonra
Tarih: 4.3.2017 12:15:56 / 386okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Bugün 28 Şubat. Sürecin üzerinden tam yirmi yıl geçmiş. Dün gibi.
Buruk hatıralar eşliğinde bir yazı yazmak niyetindeyim.
İskenderpaşa cemaatinin nasıl bir baskıya maruz kaldığını içerden yaşadım. En güzide kurumlarımızdan olan Sağduyu gazetesi, İslâm dergisi, Seha Neşriyat birkaç gün içinde dağılıp gitti. Kadın ve Aile dergisi bile kapanmak zorunda kaldı. Oradaydık. Es´ad Coşan Hocaefendi hicret etmek mecburiyetinde bırakıldı. Çok sık görüştüğümüz Necati Coşan amcamızın yüzündeki hüznü unutamıyorum. Genç yaşta ve sessizce aramızdan ayrılan Saliha Kocacenk Hanım´ın son çabaları bir yara olarak kaldı bende. Mekânları cennet, makamları âli olsun.
Hemen peşinden Millî Gazete günleri, yılları. Üstümüzdeki baskıya bir örnek verelim: Medya sayfamızda Radikal gazetesinden bir iktibas yapmıştık. Bir köşe yazısının küçük bir kısmını kaynak göstererek yayınlamıştık. Devletin herhangi bir kurumu bizi mahkemeye verdi ve davayı kazandı. Suçumuz neydi? Aynı devlet sözkonusu gazeteye niye dava açmıyordu? Gerekçe olarak şunu diyorlardı: “Sizin niyetiniz başka.”
Cennetmekân Erbakan Hocamızın 28 Şubat süreciyle ilgili anlattığı mahrem noktalar vardı. Üç dört kişilik dar toplantılarda konuşuluyordu bu mesele. Not almak dahi yasaktı. Fakat hocamızın hemen yanına oturuyor ve onun görebileceği şekilde not tutuyordum. Bir şey demezdi. Nezaketinden dolayı mı ses etmezdi? Bilemiyorum. Düşünce editörü olmam hasebiyle, belki de anlattıklarının kayıt altına alınmasını istiyordu. Notlarım hâlâ duruyor.
Sürecin en şiddetli günlerinde Reddiye başlıklı bir şiir yazmıştım. Bu şiiri bazı camilerde cuma çıkışı dağıttılar. Kimi kardeşlerimiz bundan dolayı sıkıntı yaşadı. Zor durumda kalanlar oldu.
Şiir, “Kuzuyu alıp kurda / Teslim ediyor bu sis” diyordu. Sonra sis dağıldı. Her şey ayan oldu.
Şimdi o günlere buradan, bu zamandan bakıyorum. 28 Şubat tam olarak neydi? Müslümanları bir kez daha sindirme ve imkânsız bırakma hamlesiydi. Milletin iradesini zimmetine geçirenlerin üçüncü büyük hamlesiydi bu.
Süreçten kimler etkilendi ve hangi kişilerin, grupların önü açıldı? Nasıl bir emek ziyan edildi? Buradan alınanlar nerelere verildi? Bu soruların cevaplarını artık daha iyi biliyoruz. 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımız, cevaplardan yalnızca bir tanesidir. Dergimizin yeni sayısında Prof. Dr. Kemal Sayar´la söyleşi yaptık. Derdimizi onun bir cümlesiyle anlatalım: “Meslek ve meşrepleri baştan aşağı hile haline gelenler, sadakat ve doğruluğun toprağından kopmuş, çoktan şeytanın terkisine binmişlerdir.”
Yeri gelmişken bir de sitem edelim. Şikâyet değil, sitem. 28 Şubat sürecinde bize ´direnmeyin´ diyenler, bugün direniş metinleri kaleme alıyorlar. Sıfır risk, bol kazanç. 15 Temmuz´da da böyle olmadı mı? İlk günlerde ortalıkta görünmeyenler, sosyal medyada bir cümle dahi kuramayanlar, şimdi kürsü ve ekranlarda direnişi anlatıyorlar. Bazıları bu ´iş´ için telif de alıyor.
Kapalı Öyküler isimli ortak bir eser düşünmüştük. Kitap, başörtüsü sorunuyla ilgili öykülerden oluşacaktı. Birçok öykücüye derdimizi anlattık. Onları davet ettik. Sonuç ne oldu dersiniz? Kitap, sadece on öykücüyle çıktı. (Profil Yayınları, 2004) Bazıları akademik kariyerleri için tedbirli davranmak istemişti. Artık yazabilirler, nitekim yazıyorlar.
Şunu demeye getiriyorum: Hepimizin esaslı bir samimiyet testine ihtiyacı var. Onlarca 28 Şubat mağdurunun hâlâ hapishanelerde olduğunu düşünürsek, siyasilerden başlamak şartıyla.
*
28 Şubat süreci esas olarak neyi hedef aldı? İslâmî camianın lokomotiflerini, kurucu unsurlarını, taşıyıcı kolonlarını. Tamamen yerli ve millî olanları.
Millî Görüş Teşkilatı, İskenderpaşa Cemaati, Milli Gençlik ve Hak Yol Vakfı, Refah Partisi… Ana omurga buydu. Abdülaziz Bekkine ve Mehmet Zahit Kotku Hazretleri üzerinden gelen nakşi damar. Bunu herkes anlayamaz. Aslında herkese de anlatılmaz. Nasibimizde varsa eğer, bu konuyu müstakil olarak yazarız.
Aralarında küçük ayrılıklar olsa da, siyasî ve dinî tesir, iki gibi görünen bu tek adresten yayılıyordu. Yani şuurlu müslüman haline gelmek. Hem namaz kılmak, hem de mesela siyonizm tehlikesinden haberdar olmak. Milletin ve ümmetin geleceğini düşünmek. Bağımsızlığın yanına iktisadî kalkınmayı da eklemek. Muhterem Erbakan Hocamızı zaten biliyoruz. Es´ad Coşan Hocaefendinin yazılarını okursanız, sohbetlerini dinlerseniz, taşlar tamamen yerine oturacaktır. Yaşı yetenler, İslâm dergisinin yayınlarını da hatırlayabilir.
Yirmi yıl önce gelen uluslararası dalgayı kısıtlı imkânlarla karşıladık. Birbirimizden fazla haberdar değildik. Hayatlar dağıldı, hayaller söndü. Fakat asıl mânaya ciddi bir zarar veremediler. Allah böyle bir şeyin olmasına müsaade etmedi. İşte buradayız. Yorulduk, üzüldük, eziyet gördük ama ölmedik.
Yaşananlarla beraber medyanın önemini de kavradık. Artık toplum mühendisliği ve algı operasyonu yapmaya kalkışanlara engel olabiliyoruz. Yanlı ve yanlış haberler kısa süre içinde çürütülebiliyor.
Peki, yirmi yılda ne değişti? Sayısız örnekten birini verelim: “Burası devlete meydan okunacak yer değildir” gitti, “burası millete meydan okunacak yer değildir” geldi. Yanlış anlaşılmasın. Bizim bakışımız budur; millet eşittir devlet.
Birinci tehdit ve tehlike olarak görülen insanlar, bugün devleti yönetiyorlar. Bundan kimler rahatsızlık duyuyorsa, yirmi yıl önceki sürecin mimarları da onlardır.

Anahtar Kelimeler: Yirmi, sonra
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz?

Hacı Bektaşı Veli