Yıkıcı değil, yapıcı olalım
Tarih: 25.2.2018 16:58:18 / 253okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Türkiye ülkesinde, ülküsünde yaşıyoruz. Milletin ve memleketin yanında olmak, siyasi yandaşlık değildir.

Bir sözü kimin söylediği, suçlamayı kimlerin yaptığı da önemlidir. Canilerle, zalimlerle iş tutanların ülkemize “kâtil” demesi bir şey ifade eder mi?

Sürekli açık aramak, kusur bulup ifşa etmek, muhaliflik olamaz. İyi işleri ve olumlu gelişmeleri de görmemiz, göstermemiz gerekiyor. Eleştiri ile düşmanlığı birbirine karıştırırsak eğer, sözün değerini, tavrın ağırlığını düşürmüş oluruz.

Eleştiri, yıkıcı değil de yapıcı olursa faydalıdır. Mesela üçüncü köprünün güzergâhını biz de eleştirdik. Fakat olmasın demedik. Şöyle olsun dedik. Haset ve husumet kaynaklı eleştiri sağlıklı değildir. Sizi hak, hakikat ve hakkaniyetten uzaklaştırır. Aynı nedenlerle yapılan muhalefete de saygı duyamayız.

Atalarımız, bazı işler için şu nasihatte bulunmuş: “Biri yapsın ama o sen olma!” Aklımızda bulunsun.

***

Zaman içinde fikirlerimiz ve tercihlerimiz değişebilir. İnsanî bir durumdur bu. Bir şeyi tecrübe etmiş ve yanılmış olabiliriz. Sandığımız ile tanıdığımız birbirini tutmayabilir. Falanca kişi, filanca kurum gibi. Hayat şartları, edamıza tesir edebilir. Önceden böyle düşünmüyordun, eskiden şunu demiştin gibi karşılıkları da adil bulmuyoruz. Eski defterler yeni dertler demektir.

Başkalarının geçmişine yolculuk yapmak, bulduklarımızla bir arşiv ve söylem oluşturmak, kesinlikle ahlâkî değildir. İnsan yanılır. Kul kusurludur. Karşımızdaki insanın küçük bir hatasını onun tüm hayatı olarak gösteremeyiz.

Devletler de yanlış yapabilir. Nitekim insanlardan oluşan bir yapıdan söz ediyoruz.

***

Sanatçı dediğin, aydın bildiğin muhalif olmalıdır, kabul. Haksızlıklara itiraz etmelidir.

Bu dünyada muhalefet edilecek, karşı çıkılacak yüzlerce sorun var.

Amerikan emperyalizmine, Rus acımasızlığına, siyonist teröre, İran´ın ümmeti parçalayan siyasetine, Avrupa´nın çıkarcı tutumuna, Birleşmiş Milletlerin adil olmayan yapısına, mevcut dünya sistemine, faiz çarkına, asgari ücrete, sigortasız eleman çalıştırmaya, bölücü örgütün varlığına, sınırlarımızda garnizon devlet kurulmasına karşı çıkalım.

Fakat çoğunlukla böyle olmuyor. Çocukların katledildiği Doğu Guta´yı yok sayıyor, teröristlerin öldürüldüğü Afrin´i ise dilinden düşürmüyor.

Şu kader günlerinde devlete / hükümete destek veren edebiyatçı, gazeteci, sanatçı ve münevveri karalamayı muhalif olmak sanıyor.

Güya sol veya sosyalist dünya görüşüne mensup. Fakat ne hikmetse sürekli kapitalist ülkelerle paralel hareket ediyor. Evrensellik mi diyelim?

Askerimize pusu kurulurken, karakollar basılırken ses etmiyor. Terör örgütüne geniş çaplı bir operasyon düzenlendiği an, hemen birlikte yaşamak, insan hakları, barış gibi kavramları dillendirmeye başlıyor. İnanalım mı?

Milletin ve devletin kayıplarını zerre umursamıyor. Millî duyguları alınmış sanki. Soralım: Öğretmenler katledilirken Eğitim Sen, doktorlara kıyılırken Tabipler Birliği neredeydi? Türk demeye dilim varmıyor.

Kendileri gibi olmamızı istiyorlar. Darbecileri alkışlayamayız, vatan el değiştirirken bankamatiklere ve marketlere koşamayız. Meydanlarda olmak zorundayız. Siz bu mecburiyeti ve mensubiyeti anlayamazsınız. Her işinizi maddiyata dayalı yaptığınız için karşınızdaki insanları da öyle sanıyorsunuz.

Vatanseverlik ile siyasi yandaşlık bahsini aynı şey olarak görecek noktaya nasıl geldiler, gerçekten merak ediyoruz.

***

Türkler devletsiz yapamaz. Devlet koruması üstümüzden kalktığı vakit çok çabuk dağılan bir milletiz. Dolayısıyla devletsizliğin neye karşılık geldiğini iyi biliyoruz. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.

Ağır haksızlıklara maruz kalırken de devlet düşmanlığı yapmadık, yapamazdık. Devleti zor ve zayıf duruma düşürecek her türlü faaliyetin dışında durduk. Sorunumuz devletle değil, milleti hasım ve tehdit olarak gören zihniyetle idi.

Türkiye bizim için daima mecburi istikamet olmuştur. “Bir devletimiz olsun, başımızda bulunsun” demek durumundayız. Mensubiyeti olmayanın mahcubiyeti de olmaz. Bunu sürekli görüyoruz.

Sanatçı, evvela milletinin bir parçasıdır. Tabuları yıkmak adına millî hassasiyetlerle alay etmek, aykırı olmak için kendi insanıyla savaşa tutuşmak, benimsediğimiz bir tutum değildir.

Paralel yapının suçlamalarına, terör yanlılarının kara propagandalarına, kinini kılavuz yapanların iddialarına ve dış kaynaklı algı operasyonlarına eleştiri diyebilir miyiz? Bütün bunları gündeme getirip seslendirmek muhaliflik olabilir mi?

Bir şey söylediğimiz veya yazdığımız vakit bizi kimler alkışlıyor, destekliyor? Türkiye´nin yeminli düşmanları tarafından alkışlanıyorsak eğer, mutlaka aidiyet duygumuzu yoklamalıyız.

Eleştiri elbette olmalıdır, hatta önemli bir ihtiyaçtır. İktidar partisinin yanlışını gördüğümüz vakit, üslup hânesinden çıkmadan ve şahsiyat yapmadan sözümüzü söylüyoruz. Bazen de “şimdi zamanı değil” diyerek erteliyoruz.

Gönül ister ki bazı konularda daha kararlı ve talepkâr olunsun. Fakat bunun bir imkân ve kuvvet meselesi olduğunu biliyoruz. Halden anlamak iyidir.

***

Bu yazı, Semih Kaplanoğlu ve daha nice kıymetli isme yapılan toplu saygısızlık nedeniyle kaleme alınmıştır.

Karşımızda, insanların sevgi ve saygısını bile ipotek altına almaya çalışan hazımsız bir grup var. İstiyorlar ki sevdiklerimizle ilgili tek kelime etmeyelim. Hep onların işaret ettiği kimseleri destekleyelim. Sanki Tek Parti dönemindeyiz.

Yerimiz kalmadı. Bu konuya devam edelim inşallah.

Anahtar Kelimeler: Yıkıcı, değil, yapıcı, olalım
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Gördüklerim, Görmediğim yaratıcının varlığına inanmaya beni mecbur ediyor."