YETENEK HARİTASI
Tarih: 11.1.2018 15:18:04 / 2322okunma / 0yorum
Aziz Erdoğan

Çocuklar bir ülkenin yeryüzü zenginliğidir. Genç kelimesinin bir anlamı da hazinedir, yeter ki üzerlerindeki tozları silip hak ettikleri yere koyun onları… Okullar yeteneklerin uç verdiği mekânlardır, görmesini bilene… İçlerinde nice dâhiler, cevherler var bulmasını bilene…
Anaokulundan, ilkokuldan itibaren her öğrencinin bir yetenek haritası tutulmalıdır. Akademik başarısına bakıp öğrenciye değerlendirmek yanlıştır. İnsan mükemmel bir varlıktır. Her insanın yaratılış özellikleri, yetenekleri eğilimleri farklı farlıdır. Kimini akademik başarı mutlu ederken, kimini sosyal, kültürel, sportif başarı ya da dil başarısı mutlu eder. Kimisi sanata, edebiyata yatkınken; kimisi bilime, projeye, buluşa yatkındır. Eğilimlerin fark edilmesinde öğretmen ve veli devamlı iletişim içinde olmalıdır. Eğilimlerini fark edilerek doğru yönlendirilen her öğrenci, parlamayan hazır yıldızlar gibi kendisini bir gece gösterecektir.
Yeteneği, yatkınlığı, uç veren özelliği keşfedilen öğrenci sürüden ayrılmalı ve hayallerini somutlaştıracak atölyelere yönlendirilmelidir. Çocukların yeteneklerine göre her okulda, mahallede ve yörede yetenek atölyeleri bulunmalıdır. Bu atölyelerden bazıları: tiyatro, yazı, icat, resim, müzik, spor atölyesi…
Atalarımız: “Atın önüne et, itin önüne ot korsan aç kalır. “ der. Önemli olan doğru işi doğru zamanda yapmaktır. Doğru adımı doğru zamanda atanlar farklı zirveleri görürler.
Öğretmen görünenin arkasındaki görülmesi gerekeni keşfetmelidir. Öğrencilerinin hareketlerinden onların yatkın oldukları alanları erken yaşta bulmalı, her öğrenciyi kendini ifade edeceği, gerçekleştirdikçe mutlu olacağı ve kendini bulduğu alanlara yönlendirmelidir. Öğrencinin hal ve hareketleri, davranışları, ifade tarzları dikkatle incelenmeli ve meyilli olduğu sanat alanları tespit edilmedir. Edebiyat dersine giren ve girdiği dersten zevk alan bir öğretmenin söyledikleri:“ Her öğrenciye edebiyatın hangi yönüne yatkın o gözle bakarım. Şiire yatkınsa iyi şiir mi yazar, yoksa şiiri güzel mi okur tespit ederim. Sene başında deneme, hikâye, makale yazabilecek öğrencileri tasnif ederim. İyi bir okursa hangi tür kitapları sevdiğine bakarım. Şiir, roman, deneme… Sevdiği alanda ona kitaplar önerir, listeler veririm. Kalem tutuşuna bakar yazmaya yatkın öğrencilerimi şiir mi, hikâye mi, deneme mi yazar onları bilirim. Ne zaman bir yarışma olsa okulun tamamına duyuru yapsam da sadece tespit ettiğim öğrencilerimi çağırırım. Onları yönlendiririm. Sonuç belli yarışmaya katılıp da dereceye girmeyen öğrencilerim nadirdir. Ancak içlerinde kendini geliştiren ve küçük adımlarla zirveleri zorlayan birçok öğrencim var. Benim için en büyük mutluluk da bu.”
Deryadır her gencimiz, yüzmesini bilene… Saraydır her gönül, gezmesini bilene… Kitaptır her hayat yazmasını bilene… İkbaldir her yürek sezmesini bilene…
Beni şu öğretmenim keşfetti, diyen insanları duydukça utanırım kendimden… Beni de bir öğretmenim keşfetti. Lise ikinci sınıfta okuyorum; sevdiğim bir öğretmenim var, ben mi sevdim, öğretmenim mi kendini sevdirdi onu o yaşta anlamadım. Bir gün bana bir konu verdi ve ekledi: “Sen güzel cümleler kuruyorsun, defterinin sağında solunda farklı ifadeler var, bu konuda bir yazı yaz, birlikte değerlendirelim.” Hocamı kırmam mümkün mü? İki gün sonra bir yazı yazdım, yazı denilirse… Yazdım demek yanlış olur; yazdım sildim, yazdım sildim, sildiklerimden kalanı temize çekip öğretmenime götürdüm. Birkaç cümle okudu, kitabının arasına koydu. Bir hafta geçmedi bir de ne göreyim, öğretmenim benim yazımı okulun panosuna asmış. Belki on gün o yazının yanından geçtim. Göz ucuyla yazımı okuyan var mı ona baktım. Bir sonraki ay öğretmenim yazımı okulun dergisine vermiş, yazım orda çıkmıştı. Duyar duymaz biraz utangaç biraz da heyecanla dergiyi bulup aldım. Günlerce çıkardım okudum. Okudum, tekrar sakladım. O günden sonra kendime güvenim kat be kat arttı. O dergiyi o gün bugün saklarım. Yazının peşini bırakmıyorsam bilesiniz ki büyük pay öğretmenimin.
Nurettin Topçu der ki: “ Şuna inanınız ki dünyada hiçbir fetih, kaderin sırrına vakıf olanlar için, sınıf kapısını açmak kadar şerefli değildir.” Sınıfa girmek bir gönül fethetmektir, bir gönle girmektir. Öğretmen koca bir kütükten harika bir masa yapan ustadır, öğretmen koca bir mermer parçasında en güzel heykeli gören sanatkârdır.
Bu kumaştan elbise çıkmaz diyen terzi, bu malzemeden yemek olmaz diyen aşçı, bu öğrenciden adam olmaz diyen öğretmen tükenmişlik sendromu içerisindedir, bilmiş olasınız. Matematik yapamayanın payına sıfır, yerine oturmayanın payına kötü söz, soru soranın payına hakaretin düştüğü bir toplumda cins beyinler körelir.

Anahtar Kelimeler: YETENEK, HARİTASI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR (18 Mart 2018 - Pazar)
YENİLENEN ÖĞRETMEN (05 Ocak 2018 - Cuma)
ÖĞRETMENİN PLANI (02 Ocak 2018 - Salı)
ÖĞRENCİ BOY AYNASIDIR (21 Aralık 2017 - Perşembe)
BEN ÖĞRETMEN OLSAM… (14 Aralık 2017 - Perşembe)
KİTABA GÖNÜL VERENLER (12 Kasım 2017 - Pazar)
KİTAPLA İLİŞKİMİZ (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
HUZUR (04 Temmuz 2017 - Salı)
BİR BABALIK YAP (20 Haziran 2017 - Salı)
SÜKÛT, SÜKÛNET (15 Haziran 2017 - Perşembe)
ÖĞRETMENLER (06 Haziran 2017 - Salı)
KAFANIZA TAKMAYIN (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
ÇOCUKLARA YÜZ VERMEYİN (20 Kasım 2016 - Pazar)
ASIM OLMAK (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
SİVAS KİTAP FUARI (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
ASIMIN NESLİ VE GENÇLİĞİN DURUŞU (21 Ağustos 2016 - Pazar)
İSTANBUL´U YAŞAMAK (14 Ağustos 2016 - Pazar)
GENÇLİĞİN HEDEFİ (12 Ağustos 2016 - Cuma)
NASIL BİR GENÇLİK? (07 Ağustos 2016 - Pazar)
ASIM´IN NESLİ-III (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
ASIM´IN NESLİ-II (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
ASIM´IN NESLİ-I (02 Ağustos 2016 - Salı)
GENÇLER HAZİNE (29 Temmuz 2016 - Cuma)
EĞİTİM GÖNÜL İŞİ (18 Temmuz 2016 - Pazartesi)
KABLOYA BAĞLI HAYATLAR (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ya Ali, cenazemi sen yıkayacaksın. Borcumu sen ödeyeceksin, zimmetimi sen ifa edeceksin?

Hz. Muhammed