Yerli ve millî olmak
Yerli ve millî olmak
Tarih: 25.12.2014 10:28:26 / 1005okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

 

Yüzüncü yıllardan geçiyoruz. Balkan Savaşları, Birinci Cihan Harbi. Daha dikkatli olabilmek için, neler yaşandığına dair ciddi okumalar yapmalı ve değerlendirmelerde bulunmalıyız.

 

Evvela, Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı isimli eserine yazdığı önsözden kısa bir bölüm: “Bizden Bel-                   grad’ı aldıkları zaman, düşman delegeleri Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak; “Ne hacet” dedi, “İstanbul’u da size verelim.” Babalarımız için Niş, İstanbul’a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar’ı, Trablus’u, Girit’i ve Medine’yi bırakırsak, Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk. Çocuklarımızın Avrupa’sı Marmara ve Meriç’te bitiyor.” (Milli Eğitim Basımevi, 1970, sayfa 12)

 

Kısa sürede ve yıkıcı bir şekilde yaşanan, tam olarak budur. Devamı için, Edward Erickson’ın Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nu anlattığı önemli eserinden bir cümle paylaşalım: “Türkiye’nin düşmanları Mondros Mütarekesi’nden sonra bu ülkeyi ebediyen yok etmeye kalkışacaklardı.” (Size Ölmeyi Emrediyorum, Kitap Yayınevi, 2003, sayfa 288.) Hemen peşinden, bir ihtiyaç gibi, Yahya Kemal’in 1918 başlıklı şiirini okuyorum. Mütareke’nin milletimiz için ne manaya geldiğini anlattığı o dokunaklı şiiri: “Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık / Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık.” (Kendi Gök Kubbemiz, 1961, sayfa 75.)

 

“Denize düşen yılana sarılır” atasözünün bir başka çeşidi daha vardır ve pek kullanılmaz. Şudur o: “Denize düşen kılıca sarılır.” Bu söz, milletimizin bin yıllık macerasını özetliyor gibidir. Malazgirt’ten İstiklâl Harbi’ne kadar. Fırsatını bulmuşken, “felaket yalnız gelmez” sözünü de hatırlatmak isterim. Daha geniş bilgi için, Osmanlı’nın son elli yılına bakılabilir.

 

***

 

Mustafa Çalık’ın yayına hazırladığı Bir Asır Sonra Balkan Savaşları kitabında hiç unutamadığım, defalarca okuduğum bir bölüm var. Bu yazı için biraz uzun sayılabilir. Ne var ki, derdimizi anlatabilmek için, tamamını paylaşmak zorundayız: “Balkan Harbi’nde önemli bir kısmı Türk olan harekât sahasındaki Müslüman sivil halk, Osmanlı siyasi merkezinin kendilerinden beklediği vatanseverlik ve sadakatle bağdaştırılması pek de mümkün olmayan bir davranış tarzını tercih ederek, yüzlerce yıllık Osmanlı beldelerinin düşmana mukavemet edilmeden teslim edilmesine zemin hazırlamışlardır. Kosova vilâyetinde Manastır, Üsküp, Kalkandelen ve Gostivar’da, Müslüman ahalinin de içinde bulunduğu mahalli halk, şehirlerinin düşmana harp edilmeden teslim edilmesi taleplerini içeren mazbata tanzim edip yetkili makamlara takdim etmişlerdir. Yine Kosova’da Prizren, Yakova ve İpek halkı da düşmana teslim olmayı tercih etmişlerdir. Muharebeye henüz katılmamış kırk bine yakın askerden mürekkep taze bir kuvvetin bulunduğu Selanik vilâyetinin düşmana mukavemet edilmeden teslimi için belediye başkanı ve müftü dahil İl İdare Meclisi mazbata düzenleyerek 5 Ekim 1912 günü Garnizon Komutanlığı’na başvurmuştur.” (Hasip Saygılı, sayfa 157)

 

“Yerli ve millî olmak nedir” sorusunun cevaplarından biri de galiba budur. Erzurum’u yiğit, Maraş’ı kahraman, Antep’i gazi, Urfa’yı şanlı yapan. Başka örnekler de verilebilir.

 

Aynı kitaptan bir cümle daha: “Günde ölen 100 civarındaki askerin % 10’u Rumeli’den, % 90’ı da Anadolu’dandır.” (İsmail Küçükkılınç, 247)

 

Anadolu’yu vatan kılan, kıymetli ve dertli hale getiren, her şeyden evvel, işte bu ağır kayıplardır.

 

***

 

Bunca yaşanmışlığa ve acı tecrübeye rağmen, bir insan yahut topluluk, hâlâ bu toprakların aleyhine olacak şekilde iş tutuyorsa, adım atıyorsa, biz ona ‘yerli ve millî’ diyemeyiz. İster siyasetçi olsun, ister din adamı. ‘Müftü’ örneğini boşuna vermedik.

 

Yerlilik, yerini / yurdunu bilmek, ona göre davranmak ve yaşamaktır. Vatanı ve milleti için her türlü fedakârlığı göze almaktır. Mensubu olduğu milletin tarihi yürüyüşüne uyum göstermek ve kadim kaynaklarına, değerlerine hürmet etmektir.

 

Yerli ve millî olan, ne yaşarsa yaşasın, ülkesini yabancılara şikâyet etmez. Dış müdahaleye zemin hazırlamaz. Başkalarının adamı, kuklası, oyuncağı, maşası olmaz. Türkiye’yi zor durumda bırakacak şekilde kendini kullandırmaz. Şifayı, çareyi, çözümü dışarda değil, içerde arar. Millete gider.

 

Millî kelimesi, ‘dinî’ anlamına da gelir. Millî olan, her daim, önceliği din kardeşlerine verir. Onları korur, gözetir. Darda kalanların, garip düşenlerin yardımına koşar. Hamiyet-i diniye ve hamiyet-i milliye.

 

Yerli ve millî olan, şahsi menfaatini yahut bağlı olduğu grubun çıkarlarını, vatanın / milletin önüne koymaz. Ar eder. Böyle bir davranışın içindeyse eğer, şu partiden veya bu cemaatten, aidiyet meselesini gözden geçirmelidir. Yazmıştık, yine yazalım: Mensubiyet duygusu olmayanın mesuliyet ve mahcubiyet duygusu da yoktur. Olamaz.

 

Hiç eskimeyen sözlerimizden biri de budur: ‘Cumhura muhalefet hatadan gelir.’ Yaşananlara, yapılanlara bir de bu açıdan bakalım.

 

Açık bir biçimde gördük, görülüyor: Ülkemiz, bir buçuk yıldır, yerli ve millî olmayanların fenalıklarıyla mücadele ediyor. Elimizde kalan son toprak parçası, bataklığa dönüştürülmek isteniyor.

 

Said Halim Paşa, Batı dünyasının oyunlarını ve ikiyüzlü politikalarını eleştirirken; “geçmişte olanlar, gelecek için tatlı hayaller beslememize imkân bırakmıyordu” der. (Buhranlarımız, sayfa 273) Bu şahitlik, bize ne söylemektedir? Aklıma ilk gelen: Yerli ve millî olan, bunca ağır kayıptan ve acı tecrübeden sonra, hiçbir şey olmamış gibi yaşayamaz, davranamaz.

Anahtar Kelimeler: Yerli, millî, olmak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bize karşı silah taşıyan, bizden değildir

Hz. Muhammed