Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler
Tarih: 27.6.2016 10:59:04 / 616okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

 

Eyüp Belediyesi, iki yıldır “Haliç Genç Edebiyat Günleri” isimli bir kültür faaliyeti düzenliyor. Üst başlığı “Ustadan Çırağa Edebiyat” olan bu önemli faaliyetin geçen ay gerçekleştirilen ikincisine tecrübelerini genç yazarlara anlatması için davet edilen yazar bendim. Programın açılışında okuduğum metni kısaltarak Karar okuyucularıyla da paylaşmak istiyorum.

 

***

 

Yazar, yaza yaza yaşayan adamdır; hayatına yazarak anlam kazandırır. Özellikle geçimini kalemiyle sağlayanlar, isteseler de istemeseler de bütün zamanlarını ya yazarak, ya da yazacaklarını düşünerek yaşamak ve ilgi alanlarına giren her hadiseye doğru veya yanlış bir yorum getirmek zorundadırlar. Okuyorlarsa yazmak için, çevrelerine bakıyorlarsa yazmak için, konuşuyorlarsa, hayal kuruyorlarsa, hatta mübalağa etmiyorum, rüya görüyorlarsa yazmak içindir. Yazmak onlar için bir alışkanlık, alışkanlıktan da öteye, bir hayat tarzıdır.

 

Profesyonel yazar, yazmak için ilham veya eşref saat beklemek yerine, günün belli saatlerinde disiplinli bir şekilde çalışmayı alışkanlık haline getirerek eşref saatini kendisi yaratmak zorundadır. Düzenli çalışma, ilhamı -buna dayanılmaz yazma arzusu da denebilir- kontrol edebilmenin ilk şartıdır. Yazarlıkta başarının sırrı düzenli yazmak, sabırlı ve kararlı olmaktır. Yazmayan yazamaz.

 

***

 

Yazmakta ihmalkâr davranılır, düzenli çalışılmazsa kalem ihanet eder; zihin faaliyetleri yavaşlar ve hayal gücü zayıflar. En doğru ve verimli düşünme şekli yazarak düşünmedir; düşünceler yazıldığı takdirde düzene girer ve yaratıcı olmaya başlar. Bu mânâda yazmak bir inşa sürecidir; sadece bir metni inşa etmez, kendinizi de birlikte inşa edersiniz.

 

Alışkanlık olsa bile, yazmak zor iştir; bir de yazabildiğinizin en iyisini yazmaya çalışmak gibi bir kaygınız varsa, bazan bir sayfacık yazı bile derin bir sancıya dönüşebilir. Her yazı sancılarla doğar. Doğumdan sonra yaşanan sevinç ise yeni doğum yapmış bir annenin sevinci gibidir. Hem bir sancıdan kurtulmuş, hem de bu sancının ödülünü almıştır.

 

Yazılan her metin –türü ne olursa olsun- bir iç macera, derunî bir heyecan olarak yaşanmalı ve amaç mükemmele ulaşmak olmalıdır. Yazar öncelikle kendisi için yazmalı, başka bir deyişle, metin önce yazarın kendisini tatmin etmelidir. Metni öncelikle kendiniz için yazsanız bile, onu yayımladığınızda artık sizin kontrolünüzden çıkar; kimi nasıl etkilediğinizi bilemezsiniz. Bu bakımdan yazmak aynı zamanda paylaşmaktır, dolayısıyla yazara ciddi bir sorumluluk yükler.

 

***

 

Yazılmak istenen her eser, yazılamadığı sürece yazarını esir eder; ondan ya yazarak yahut bütünüyle vazgeçerek kurtulmak gerekir. Bir yazar, yazdığı her metne -ertesi gün eskiyecek bir köşe yazısı bile olsa- emek vermelidir.

 

İyi yazabilmek için sürekli okuyup beslenmek gerekir. Bunu yapmazsanız bir süre sonra kendinizi tekrar etmeye başlayabilirsiniz.

 

Bir yazar, öncelikle içinden çıktığı toplumu tanımak, onun tarihini, kültürünü, dünyaya bakış tarzını, karakterini, davranış biçimlerini bilmek zorundadır. Bilmediğiniz, tanımadığınız bir şeyi anlatamaz, eleştiremez, değiştiremez, dönüştüremezsiniz. Yazmak demek, değiştirmeye çabalamak demektir. Her yazı, aslında gizli veya açık bir eleştiri ve değişme talebidir. Her yazar, bunun ne büyük bir sorumluluk getirdiğini bilmek zorundadır.

 

Yazmak, aynı zamanda kullanılan dilin incelik ve zenginliklerini keşfetmek için çıkılan bir yolculuktur. Her dil, buzdağları gibi, asıl hazinelerini görünmeyen kısmında saklar. Bilinmeyen zamanlardan başlayarak kendi kanunlarını ve bu kanunlar çerçevesinde kendi ses ve anlam dünyasını yaratan diller, yazar ve şairlere büyük imkânlar bahşeder. Dil mühendislerince dışarıdan yapılan aşırı müdahaleler, bir canlının genetik yapısıyla oynamak gibidir. Bu mânâda müdahaleler, Türkçenin tarihle ve kültürle ilişkisini kesmiş, Esperanto gibi hiçbir derinliği, sesi ve kendine has anlam dünyası bulunmayan, dirençsiz, son derece fakir ve sun´i bir dil haline getirmiştir. Bu sebeple genç Türk yazarının hedeflerinden biri de dilin kaybedilen hazinelerini yeniden keşfetmektir.

 

***

 

Gerçek başarı yazarı şımartmaz, kibirli, bencil, kendini beğenmiş birine dönüştürmez; aksine hoşgörülü ve alçakgönüllü olmasına sağlar. Bir yazar sert ve acımasızsa, kırıp döküyor, başkalarını incitiyorsa, biliniz ki başarısızlığının intikamını alıyordur. Ancak başarının da tehlikeli bir nokta olduğunu unutmamak gerekir. Başarıdan kaynaklanan aşırı güven, bir yazarı kolaycılığa, rehavete sürükleyerek acıklı bir düşüşü de hazırlayabilir.

 

Yazar olarak kalıcı eser vermek, geleceğe kalmak isteyenlerin erken kifayet duygusuna kapılmamaları gerekir. İyi yazar, aynı zamanda kendi kendisinin acımasız eleştirmeni olmalıdır. Yazar olmak isteyen gençlere her zaman yazdıklarını defalarca yeniden yazmaktan kaçınmamalarını, eksilte eksilte yazmalarını tavsiye etmişimdir. Eksilterek yazmak, mükemmel ve kusursuz ifadeye ulaşmaya çalışmak, yazılanları bütün fazlalıklardan arındırmak demektir. Eskilerin “efradını cami, ağyarını mani” tarifi çok doğru bir tariftir.

 

***

 

Yazmak, yazarın kendisini her defasında yeniden inşa etmesi ve aşmasıdır; bu sebeple birçok konuda zamanla kanaatlerini değiştirebilir, meselelere farklı şekillerde bakabilir. İyi yazarlar kesin inançlı okuyucuları sevmezler. Yazdıkları “nass” olmadığı için, kesin olarak onlara iman edilmesi sorumluluk ve vicdan sahibi her yazarı ürkütür. İsterler ki, okuyucuları eleştirici gözle bakabilsin, yazdıklarını tartışsın, sorular sorsun ve okuduklarını kendilerini yeniden inşa etmek sadece bir vesile kabul etsinler.

Anahtar Kelimeler: Yazmak, yazarlık, hakkında, düşünceler
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Affetmek, zaferin zekâtıdır.

Hz. Muhammed