Gülşah Akkaş Yaman


YAŞAMLA ONURLANDIRDIK

YAŞAMLA ONURLANDIRDIK


 

Geçen yıl hazanın en güzel mevsimlerinden olan Eylül ayında iyi ki doğdum ''BEN'' demiştim. Yazı yayınlanınca bunun akabinde, yazıyı okuyan bir okurdan mesaj almıştım ''Ne güzel kendinizi seviyorsunuz, iyi ki doğdum ben diyebiliyorsunuz!'' O mesaja bir yıl sonra uzunca bir cevap olsun. Onca hiçlikten varlık sahasına ulaştık. Ruhumuz ten elbisesini giydi,   ''Eşrefi mahlukat'' olduk yani yaratılanın en şereflisi. Sonra iman sahibi ebeveynlerimiz oldu iman gömleğini büyürken giydik aramadık hali hazırda içine doğduk. Bunca güzel nimetle donandık sanat ve zanaat sahibi olduk.

Anne, baba, dede, evlat, eş, hala, amca, kardeş ve daha burada yazamayacağım unvanlara sahip olduk ve bu unvanlara sahip olan insanlar tarafından sevdik ve sevildik! Sevginin şükrü başlı başına ummanları doldurur. Şöyle bir düşünsene ya tek başımıza olsaydık halbuki ne de güzel candan dostlar sardı etrafımızı derdimizle dertlenen, hastalığımızla alakadar olan hâl hatır soran hepsi için iyi ki demeye değmez mi? İdrak etme yeteneği verildi, sadece bakmadık aynı zamanda muhakeme ettik tefekkür ettik. Aslında bakmak ile görmek arasındaki ayrıntıdan çoğu zaman bahsedilir, bu bahisten murad bana göre bakmak fizyolojik bir şey görmek hissetmek çok insani bir haslet. Aslında biz niyetimizi ve duamızı görmekten yana kullanırsak en büyük yararını yine  biz göreceğiz neden mi?

Görmek hissetmek çok lezzetli, doğru bir hisse, ucundan kıyısından bunun la şereflendiğimi hissediyorum. Hayat sanki bir bakırcı ustası seni dövüyor dövüyor, bakırcı ustasının muradı bakıra  vurmak mı ? Yoksa bakıra şekil verip işlevini artırmak mı? Belki güzel bir tencere olacak, ya da demlik ama yediği darbeyi de ancak o bakır bilecek . Hayat da işte böyle o darbeler olmasa her yan güllük gülistanlık olsa, belki de kuş seslerini hiç fark etmezsin. Olur mu canım işitmemizde bir problem yoksa neden işitmeyelim kuş sesini demeyin sakın eğer farkındalık atölyesinden geçmediysen kuş öter ötmesine de senin kulakların sağardır tüm güzel seslere, sen kafana inen demirci ustasının darbelerini düşünmekle gelir geçer ömür halbuki imtihan bilip hamd ile bir şükür nefesi alsan ve geçmişi geçmiş de bıraksan ... O darbeleri imtihan kabilinden kabul edenler  artık daha farklı işitecek daha farklı görecek. Mevlana’nın buyurduğu gibi; Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin?”

Hayatın bir dolu rengine talipsen, bırak avuçların bahar yağmurları ile dolsun, ıslanırım diye korkma, kim bilir gökyüzünde bir gökkuşağı çıkar, akside senin avuçlarına düşer, herkesin göklerde aradığı gökkuşağını sen avuçlarından izlersin.

Sonra sen tüm renkleri bir seferde görürsün, ama önce ıslanmak lazım. Evet iyi ki doğdum ben ...Başta beni 16 yaşında dünya ya getiren benimle büyüyen anneciğimin kıymetli ellerinden öpüyorum. Sahip olduğum her şey için yüce yaradana hamd ediyorum. Hep iyiliği tavsiye eden canım babam için, can paresi evlatlarım için tüm başarılarımın arkasında olan tatlı tatlı eleştiren ama hep iyiliğim için çabalayan kıymetli eşim için. Beş kardeşe abla olduğum için teyze, hala olduğum için, iyi ki bu güzelliklere sahibim demez mi insan. Ha unutmadan her yazımı büyük bir hassasiyetle okuyan birlikte büyüdüğümüz küçük  halalarım için. Aynı anne ve babadan olmasak da anne ve babalarımız aynı evde büyüyen yani aynı bahçenin gülü olduğumuz üşenmeden saydığım 46 kuzenim için iyi doğdum ben demez mi insan ? Can dostlarım için her sevincimi hüznümü paylaştığım iki gözümün çiçekleri için iyi ki doğdum ben. Bu arada laf aramızda avucumda gök kuşağını görmedim ama aynı öyle bir sevinç var içimde. Sevdiğim kadar sevildiğim için. Nice yaşlar o zaman. Hayat sizin ardına düştüklerinizle değil içinde bulunduklarınızı  fark ettiğiniz zaman güzel.

Bir sonraki yazıda buluşmak duası ile.