Veda Hutbesi üzerine
Tarih: 6.7.2018 17:09:12 / 206okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Resûl-i Ekrem 632 yılında ifa ettiği hac görevi sırasında bazı hac mekânlarında sayısı yüz bini aşan hacılara konuşmalar yapmış; aralara nidâcılar konarak konuşmaları tüm katılımcıların duymaları sağlanmıştı. İbn Hişâm, İbn Sa‘d, Câhız, Taberî gibi erken dönem İslâm tarihçileri konuşmaların belli başlı kısımlarını derleyip kaydetmişlerdir. Veda ve vasiyet üslubuyla yapıldığı için bu konuşmaya “Veda Hutbesi”, anılan hacca da “Veda Haccı” denilmiştir.
Resûlullah, sık sık “Ey insanlar!” diyerek sürdürdüğü konuşmasının bir yerinde “Hepiniz Adem´in çocuklarısınız” buyurmuş; muhtemelen bu ifadeden ilham alan İslâm âlimleri -bildiğim kadarıyla- tarihte ilk defa “hukûku´n-nâs” ve “hukûku´l-Ademiyyîn” şeklindeki ifadelerle “insan hakları” kavramını kullanmışlardır. Her iki ifade kalıbı da benim ulaşabildiğim kaynaklar arasında ilk önce (Magna Carta´dan bile tam üç yüzyıl önce) İmam Şâfiî´nin el-Umm adlı eserinde geçmektedir.
Veda Hutbesinde –o dönem toplumunun kültür ve örfünü yansıtan unsurların yanında- ağırlıklı olarak günümüzde “evrensel insan hakları” denilen bazı temel haklar ve sorumluluklar ele alınmıştır.
***
Hutbede “Ey insanlar!” hitabının sık sık tekrarlanması, buradaki buyrukların, bireysel ahlâkî ödevler olmasının yanında, toplumsal ve siyasal bir kapsam da taşıdığını, dolayısıyla bunların kamu hukuku için birer ahlâk ilkesi oluşturduğunu gösterir.
Hutbede temel haklar ve sorumluluklar sıralanırken can ve mal güvenliğiyle ilgili ödev en başa konmuş; bunların saygın ve dokunulmaz (haram) olduğu açıkça belirtilmiştir. Bazı kaynaklarda bunlara “namus, şeref, itibar” gibi manevi hakları içeren “ırz”a saygı da eklenmiştir. Can, mal ve ırz güvenliğinin ardından emanete riayet buyruğuyla riba yasağı gelmekte, ardından “Zulmetmeyiniz ve zulme boyun eğmeyiniz” denilmektedir. Adalet ilkesinin farklı bir ifadesi olan bu cümle kategorik bir ahlak buyruğudur. Buna göre, genel olarak güvenilmezliği temsil eden emanete hıyanet ile iktisadi sömürüyü temsil eden “riba”nın birer örnek olduğu, bunlarla dinin ve maşeri vicdanın zulüm saydığı her türlü haksız davranış ve uygulamanın kastedildiği anlaşılmaktadır.
Hutbede kaldırıldığı bildirilen diğer bir zulüm örneği “Câhiliye kan davası”dır. Çünkü çoğunlukla suçlunun yerine bir veya daha fazla masumu cezalandırma şeklinde gerçekleşen bu uygulama, hukukun en temel ahlâkî dayanaklarından olan “suçun ve cezanın şahsiliği” ilkesine aykırıdır.
Hutbede kaldırıldığı belirtilen “nesî” uygulamasının, basit bir takvim ayarlaması olmanın ötesinde, “Haram Aylar”da savaş yasağını delmek için icat edilmiş bir hile olduğu anlatılmaktadır.
Erkek ile kadın arasındaki hak-sorumluluk ilişkisine dair ifadeleri, tarihsel bağlama göre anlamak ve ahlâkî amaçlar (makasıd) üzerinden yorumlamak, Peygamberimizin muradını tespit bakımından daha isabetli ve öğretici olacaktır. Hutbenin ikinci kategorik ifadesi bu bağlamda şöyle formüle edilmiştir: “Sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.” Hutbede bu hakların ve sorumlulukların o çağdaki ve o toplumdaki karşılıklarına bazı örnekler verilmiştir. Konunun evrensel ahlâk boyutu, haklar ve sorumlulukların adalet ve hakkaniyetle yerine getirilmesidir. Bu hakların ve sorumlulukların neler olduğunu ise zamanın örfü ve hukuk kuralları belirler.
***
Hutbenin bundan sonraki bölümü şu ilkeleri içermektedir: 1. Her Müslüman diğer Müslümanın kardeşidir; 2. Birbirinize zulmetmeyiniz; 3. İnsanlık dünyası ontolojik olarak eşittir. Çünkü Resûlullah´ın hutbedeki ifadesiyle “Hepiniz Adem´in çocuklarısınız; Adem´in aslı da topraktır.” Şu halde bütün insanlar eşit derecede doğal haklara sahiptir. Irk ve renk ayırımcılığı ontolojik ve ahlâkî bakımdan temelsizdir. Allah katında tek değer ölçüsü, her insanın takvası, Allah karşısındaki sorumluluk bilincidir.

Anahtar Kelimeler: Veda, Hutbesi, üzerine
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Zaman Gösterdi ki: Cennet ucuz değil Cehennem dahi lüzumsuz değil..

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)