“Vay benim köse sakalım”
Tarih: 11.8.2017 18:31:50 / 397okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Son zamanlarda kimi görsem, sakal bırakmış. Bu gidişle, televizyon haber spikerlerinden köşe yazarlarına, milletvekillerinden sıradan memurlara kadar çehresini sakalla donatmayan kalmayacak. Öyle kirli sakal dediklerinden de değil, basbayağı sakal... Bu, belli bir görüştekilerin tercihi değil, çok yaygın bir eğilim...
Hayatımda saç sakal ve kılık kıyafet modalarına hiç iltifat etmedim, ama doğrusu çevremde sakal bırakıp yakıştıranları kıskanıyorum. Sakal, bana sorarsanız, her çehreye yakışmıyor. 1980´lerde Tercüman´da çalışırken ben de denemiş, beğenmeyip vazgeçmiştim. Rahmetli Kemal Ilıcak´ın da gülerek “Ne biçim sakal be!” dediğini hatırlıyorum. Şu sıralarda modaya uysam, herhalde aksakallı bir pîr-i fâni gibi görünürüm.
***
Rahmetli Refi Cevat Ulunay´ın bir yazısında okumuştum; galiba 1950´lerde, bugünlerde olduğu gibi bir sakal modası başlayınca Milliyet´in karikatüristi Bedri Koraman da çenesine derhal bir sakal kondurmuş. “Bedri´nin sakalı,” diyor Ulunay, “gırtlakla çeneyi sarıyor ve onun sevimli simasına ormanda musikar çalarak genç kızları kovalayan keçi ayaklı kır ilâhını (Pan) hatırlatan bir mânâ veriyor!”
Ulunay, sakalın bir recüliyet, yani erkeklik alameti sayıldığı, sakalsız erkeğin ciddiye alınmadığı devirlerle sakalın tu kaka edildiği devirleri peşpeşe yaşayanlardan olduğu için bu konuda tecrübe ve zengin malumat sahibi bir yazardı. Koraman´ın çene sakalından bahsettiği yazısında, bir zamanlar sadece sünnet olduğu için değil, erkeğin ziyneti (Evliya Çelebi´nin tabiriyle “dünya süsü”) olarak görüldüğü için sakal bırakıldığını söylüyor ve diyor ki: “Bizim gençliğimizde sakalsız adam nadir denilecek kadar azdı. Hatta yüzle rine hiç ustura değdirmeyen sakallıları bilirim.”
On dokuzuncu yüzyıl sonlarında ve yirminci yüzyıl başlarında çekilmiş toplu fotoğraflara göz atınız; sakalın her çeşidini göreceksiniz: Top sakal, balta sakal, kaba sakal, köse sakal, ayna sakal, keçi sakal... Çene ucunda bırakılan Fransız usulü bir tutam sakala da “didon sakal” denirdi. Kırım Harbi sırasında İstanbul´a gelen Fransız askerlerinin çok kullandığı “dis donc” (söyle bakalım) sözü, halk arasında Fransızların, harpten sonra da onları taklit ederek alafrangalık taslayanların genel adı olmuştu.
***
Sakal bir erkeklik nişanesi ve “dünya süsü” olduğu için bir kere bırakıldı mı artık kesilmez, sakalı kazaya uğrayanlar da utançlarından sokağa çıkamazlardı. Ulunay, sözünü ettiğim sakal yazısında hoş bir anekdot anlatır: Sakalına sık sık kına yakan bir kazasker, bir gün konağının hamamında kına tasıyla hamamotu tasını karıştırınca olanlar olur; cascavlak suratla dışarı çıkmaya utandığı için “Sakalıma saçkıran düştü!” bahanesiyle evine kapanır.
“İrsal-i lihye”, yani sakal bırakmak, bir zamanlar sünnet ve mektebe başla mak gibi törensiz düşünülemezdi. Sakal bırakmaya niyetlenen, bir iki hafta tıraş olmaz, camide bir vakit namazından sonra imam efendinin önüne oturur, sakal duası yaptırırdı. Sakal bırakan itibarlı biriyse devrin şairleri bu mutlu hadiseye tarih düşürürlerdi. Şeyh Galib´in divanında bile böyle tarihler vardır. Esasen sakal bırakmadan devlet memuru olunamazdı. Şinasi´nin sakalını kestiği için işinden olduğu bilinen bir hadisedir. Bırakın matruşluğu, sakalın seyrekliği de kusur sayılır, önemli görevler söz konusu olduğunda ciddiyet telkin etmediği düşünülerek seyrek sakallılar tercih edilmezdi.
***
Sakalın Ortodoksluğun da şanından olduğunu, on sekizinci yüzyıl başlarında Deli Petro sakalların kesilmesini emredince Kazakların bu emre karşı çıkarak Türkiye´ye sığındıklarını daha önce yazmıştım. Bizim Bektaşiler de kudsiyet atfettikleri sakallarına çok düşkündüler. Yine Ulunay anlatıyor: Rıza Tevfik, Tıbbiye öğrenciliği sırasında birkaç arkadaşıyla serinlemek için sahile iner. Bir süre sonra önlerinden bir karpuz kayığı geçtiğini görünce, dümende oturan koca sakallı Bektaşi´ye, “Sakalına kurban olduğum, yandık. Hasan Hüseyin aşkına bir karpuz at da yiyelim,” diye seslenir. Bektaşi´nin isteksizce attığı kapuz küçük ve yamru yumrudur. Rıza Tevfik, biraz da adamı kızdırmak için, “Ulan süpürge sakallı teres,” der, “Bu ne biçim karpuz?” Sakalına dil uzatılan Bektaşi kendini kaybeder ve Tıbbiyelileri karpuz bombardımanına tutar.
***
Bu yazıyı, Bektaşi olduktan sonra neredeyse göbeğine kadar muhteşem bir sakal bırakan Rıza Tevfik´in Aydede mecmuasında yayımlanmış “Sakal Medhiyesi”nin iki kıtasıyla noktalamak istiyorum:
Ben zâti işleri evvelden çaktım,
Köşe pencereme bayrağı taktım.
Gelenler sözümü dinlesin diye
Lütfi Fikri gibi sakal bıraktım.
Şimdi bak, elimi öpüyor bakkal
Muhalifler diyor: Korkma artık, kal!
Yüzüme doğrusu bir vakar geldi:
Ayan âzâsının şânıdır sakal!

Anahtar Kelimeler: benim, köse, sakalım
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dağlar nice yüksek ise,yol onun üstünden geçer.

Yunus Emre