Üzücü ve şaşırtıcı olan
Tarih: 24.8.2017 11:51:21 / 266okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Son zamanlarda en çok duyduğumuz ve kullandığımız kelimelerden biri de ‘operasyon.´ Terör örgütlerine ve ihanet içinde olanlara yönelik operasyon değil sadece.
‘Vasatların dayanışması´ hayatın her alanında olur. Şu sıralar en çok siyaset dünyasında görüyoruz bunu. Yetenekleri sınırlı birine imkân verdiğiniz vakit, meziyet ve şahsiyet sahipleri tehdit olarak görünür ona. Onların önünü kesmek için elinden geleni yapar. Bunun örnekleri pek çoktur.
Şimdi görüntü şudur: Millet katında sevilen ve sayılan, karşılığı olan, gelecek için umut vadeden isimler birer ikişer operasyona maruz kalıyor. Sıradaki isimleri tahmin etmemiz zor olmuyor bu yüzden.
İnsanlar bir araya gelir ve sonra ayrılabilir. Vazife bitebilir. Şartlar değişebilir ve başka isimler gerekli olabilir. Sorun bu değil.
Beraber olduğumuz, yürüdüğümüz, çalıştığımız bir insandan vazgeçmek normal sayılabilir. Anormal olan: İnsanların hayatı, haysiyeti ve izzetiyle oynamak, itibar suikasti yapmak, bir daha ayağa kalkamayacak duruma getirmek bize mahsus işler olamaz. Bilhassa başka kimselerin önünü açmak için. Vebal neydi?
Durmadan niyet okumaya çalışıyoruz. Niyetin alfabesi yoktur. Çoğunlukla yanılır, yanlış okur veya anlarız. Kul hakkı neydi?
Özellikle dikkat ediyorum. Aramızdaki itimat duygusu ve kardeşlik bağı her geçen gün zayıflıyor. Dost bildiklerimizle bile dertleşmeye çekiniyoruz. Telefonda tutuk ve temkinli konuşuyoruz. Acaba neden?
Özellikle bakıyorum. Mutsuzluk ve bezginlik yayılıyor. Huzursuzluk artıyor. Mevki ve yetki sahibi kimi görsem, tedirgin. Çünkü her an bir operasyona kurban gidebilir.
Bu acımasızlık bize nereden geldi? Nasıl oldu?
Ölenleri güzelce anıyoruz. Yaşayan değerleri ise düşürmenin, tesirsiz hale getirmenin peşindeyiz. Millet vicdanında kabul görmüyor bu.
***
Bazı büyüklerimizin yanlışlarında dahi bir hikmet arıyorduk. ‘Öyle yaptıysa vardır bir bildiği´ gibi. Yokmuş. Hikmet olarak gördüğümüz şey, meğer siyaset imiş. Meziyet ve şahsiyet sahibi insanların alternatif olarak temayüz etmesini engellemek istiyormuş. Şimdi bir başlarına kaldılar. Yalnız ve yorgun.
Şu da oluyor: Vaktiyle bir yeri ele geçirmiş. Günümüzde hiçbir karşılığı olmamasına rağmen, hükmünü yürütmeye devam ediyor. Bizi yakından ilgilendiren kararlar alıyor yahut veriyor.
Ayrıca bu: Normal arkadaşlık kuramayanlar, kuranların altında veya üstünde sürekli başka bir şey ararlar. Her gün yaşıyoruz.
Bu ağır sözü kim bilir kaç kez duyduk: “Siyasetin doğasında vefasızlık vardır.” Bunu söyleyen kişi, vefasız olabileceğinin haberini de veriyor demektir. Oysa mümin vefa yurdudur.
Biz nerede duruyoruz? Memleketin kaderine olumlu manada tesir edecek kıymetli evlatların, yerli ve millî isimlerin korunmasından yanayız. Her insan hata yapabilir. Küçük bir hatanın büyük bir fırsata ve nihayetinde tasfiyeye dönüştürülmesine karşıyız.
Bir insandan ayrılmaya / kurtulmaya karar verdiğimizde, gerekçe bulmakta zorlanmayız. Bahane ve mazeret değil, çare üretmeliyiz. Kadim nasihat: ‘Ayrılıktan şiddetle kaçınmak, birlikte olmaya ısrarla devam etmek.´
Sözümüz şahıslara değil, yaşananlara. Sadece bakan, başbakan, cumhurbaşkanı değil, bir yayın yönetmeni veya dergi editörü de çalışacağı insanları kendisi seçmek ister. Yol arkadaşlarına, ekibine istediği gibi karar verir. Buna karışmaya kimsenin hakkı yoktur. Yardımcı olmak düşüncesiyle bir şeyler söylenebilir, o kadar.
Devamı sıkıntılı bitiyor. Ayrılıklarda kırgınlık ve küskünlük elbette olur. Başka bir şey oluyor. Bazı isimler haddi aşabiliyor, insafı unutabiliyor. Üzücü ve şaşırtıcı olan evvela budur.
***
Birkaç gün önce yaşanan ve aslını bildiğimiz bir olay. Mahrem sayılabilecek şahsi bir bilginin en sıkıntılı zamanda ifşa edilmesi. Sohbet esnasında bir arkadaşın diğerine verdiği bir emanet. Sırrı veren isim, bir sene sonra görevinden ayrılıyor. Mahrem bilgi, aynı gün, sözde arkadaş tarafından ortaya dökülüyor.
Birazdan okuyacağınız iktibas, aylardır yerini bekliyordu. Burası iyi galiba: “Dostların kusurlarını örtme hususunda gösterilen ihmalkârlığın ve o kusurları yayma konusundaki gayretin menşei, kişinin içindeki gizli hastalık, yani haset ve kindarlıktır. Çünkü hasetçi ve kindar kimsenin içi kötülüklerle doludur. Fakat o şahsa karşı içinde saklar; çıkarmaya kudret bulamadığı müddetçe gizli tutar.
Ama eline fırsat geçtiği zaman aradaki bağı çözer, hayâyı kaldırır ve içinin gizli hasedini dışa akıtır.” (İslâm´da Dostluk ve Kardeşlik Adabı, İmam Gazzali´den günümüze getiren Mahmud Esâd Coşan, sayfa 98.) Hep beraber bu duruma doğru gidiyor muyuz, gitmiyor muyuz?
Sürekli söylüyoruz, yine söyleyelim: Canımızı emanet edecek insanları bulmakta zorlanmayız. Önemli ve kıymetli olan, hayatımızı emanet edebileceğimiz insanları bulabilmektir. Çünkü sayıları sınırlıdır.
İtirazımız ve sitemimiz işte buradan başlıyor. Millet hayatının emanet edilebileceği isimlerin sistemli bir şekilde gözden ve gönülden düşürülmeye çalışılması. Algı, bir müddet sonra, maalesef olguya dönüşüyor.
Bunları bu şekilde yazıyoruz. Kendimizden önce memleketimizi düşünmemiz gerekiyor. Birbirimize karşı daha adaletli ve merhametli olmamız icap ediyor. Camiamızda, ağır haksızlıklar bile rahatlıkla taraftar bulmaya başladı. Bu hayra alâmet değildir.

Anahtar Kelimeler: Üzücü, şaşırtıcı, olan
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bir kavme su dağıtan,onların hepsinden sonra su içeçektir.

Hz. Muhammed