Berat Demirci


UZAKTAN EĞİTİM MÜNASEBETİYLE

UZAKTAN EĞİTİM MÜNASEBETİYLE


Dersten çıktım.

Çıktım diyorum ama dersleri uzaktan yapıyoruz.

Geçen yıl biraz yadırgamıştım ama uzaktan uzağa hâl hatır sormalara alıştığımız gibi alıştık bu uzaktan eğitime de... Sanal-gerçek âlem ayırımını, iletişim ahlakı ve ciddiyetiyle aşarsak, internet yoluyla vs. modern iletişim yollarını yerli yerince kullanabiliriz.

Dersten çıktım ve yüz yüze eğitimde yaptığım gibi derse başlamadan önce telefonu tamamen kapatıyorum ve terlemeden de dersi bitirmiyorum. Ne yapıyorsun da terliyorsun diyenler elbette oluyor, susma hakkımı kullanıyorum. Geçen yıl ilk derslerde kamerayı açık bırakmıştım sonra kendimi izledim ve güldüm. Kendi kendine konuşuyordum; yine öyleyim ama kamerayı kapattım. Kameraları açıp görüntülü iletişim her alanda mümkün malumunuz.

Bazen teknik sıkıntılar oluyor, bugün de oldu. Teknik sıkıntılar teknolojinin girdiği her işte olur ve yeni değil. Önemli olan ve hususen pandemi münasebetiyle uzaktan eğitim ve iletişimin giderek daha hayatî bir rol oynayacağını fehmetmek ve irfanî bir boyut kazandırmak. Yüz yüze iletişimin yerini tutmaz demek ve hayıflanmak yerine ikisi arasındaki farkı kavrayıp, daha verimli hale getirmeliyiz.

Devletin bile “E”si var ve artık zaruret haline gelmiş bir dijital uygulamalarla karşı karşıyayız. Yalnız eğitim değil, uzaktan yönetişim diye bir durum söz konusu. Artık mesele: bu teknolojileri, yazılım ve programları kendimizin üretmesidir. Alıcı olmak giderek tehlikeli bir hâl almaya başladı.

Yaşadığımız zaman dilimini seçme hakkımız yok, kendi zamanımız ise derinden idrak etmek zorundayız. İbn-i Haldun zamanında da zamanı idrak gerekmiş demek ki, hazret, zamanında mümkün olan şeyleri kavrayamayan toplulukların havsalası daralır diyor. Başka şeyler de diyor ama ders bitti, yazı da bitti. Havsala mevcudu kavrama ve anlamlandırma kabiliyeti demektir.    

 

 



YAZARLAR