‘Utandım bu âciz şairliğimden´
Tarih: 10.4.2018 18:00:59 / 267okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Sınırlarımızı emniyet altına almak için Suriye´de canını dişine takarak savaşan askerlerimize destek vermek amacıyla bazı sanatçıların Hatay´a davet edilmeleri muhalefet tarafından eleştirilince Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın Bey, 1915 yılında da bir şair, yazar ve sanatçı grubunun Çanakkale´ye davet edildiğini hatırlattı. Bu davetin bütün safhalarını ve sonuçlarını birkaç yıl önce Edebiyatın Çanakkale´yle İmtihanı isimli kitabımda uzun uzun anlattığım için bana da söz düşer diye düşündüm.
***
1915 yılının Haziran ayında, aralarında Tevfik Fikret´in de bulunduğu otuz kadar şair, yazar, ressam ve bestekâr Karargâh-ı Umumî İstihbarat Şubesi Müdürlüğü´nden birer tezkere alırlar. Yazıda, Çanakkale´de savaş alanlarını gezerek duygularını ve düşüncelerini icra ettikleri sanatın diliyle halka ve gelecek nesillere anlatmaları istenmektedir. Bu bir emir değil, sadece bir rica ve tekliftir.
Edebî Heyet üyelerinden bazıları, Çanakkale´de Müstahkem Mevkiler Kumandanı Cevad Paşa´yla birlikte.
11 Temmuz 1915 pazar günü, sol kollarında “çift yeşil defne dalından işaretli hâki keten elbiseleriyle” Sirkeci Garı´nda toplanan sanatkârlar, davet edilen birçok tanınmış şair ve yazarı aralarında göremeyince hayal kırıklığına uğrarlar. İbrahim Alaeddin, “Refakatleri haberiyle sevindiğimiz zevattan bir kısmı son günlerde kararlarından vaz geçmişlerdi” diyor ve bazılarının resmî görevleri sebebiyle, bazılarının da seyahat yorgunluğunu ve muhtemel tehlikeleri düşünerek bu tarihî fırsatı kullanmadıklarını söyler.
Tevfik Fikret o günlerde bir seyahate dayanamayacak kadar hastadır ve bir ay kadar sonra ölür. Mehmed Akif ise aşağı yukarı aynı tarihlerde İttihat ve Terakki tarafından görevli olarak önce Berlin´e, daha sonra Necid ve Medine´ye gönderilmiştir. Yahya Kemal´in davet edilip edilmediğini bilmiyoruz; eğer edilmişse, o sırada İstanbul´da bulunduğuna göre, herhangi bir sebeple icabet etmediği anlaşılıyor. Ahmet Haşim´e gelince, o zaten ihtiyat zabiti olarak cephededir.
***
Karargâh-ı Umumî İstihbarat Şubesi´nin davetine icabet edenler şunlardır: Ağaoğlu Ahmed, Ali Canib (Yöntem), Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Celal Sahir (Erozan), Ömer Seyfeddin, Hakkı Süha (Gezgin), Mehmed Emin (Yurdakul), Hıfzı Tevfik (Gönensay), Müfid Ratib, Orhan Seyfi (Orhon), İbrahim Alaeddin (Gövsa), Enis Behiç (Koryürek), Ahmet Yekta (Madran), Muhiddin (Birgen), Yusuf Razi (Bel), Çallı İbrahim, Nazmi Ziya (Güran). Müfid Ratib yolda hastalanarak dönmek zorunda kalacak, diğerleri yollarına devam edeceklerdir.
Edebî Heyet üyeleri, Bolayır´da, Namık Kemal´in kabrinin başında.
Ali Canip Bey, o tarihte Anafartalar muharebesinin henüz başlamadığını, fakat Yarbay Mustafa Kemal´in Arıburnu ´nda İngilizleri dar bir alana mıhladığını anlatır. Edebî Heyet bölgeye ulaştıktan sonra, bir ara Türk siperlerinin bulunduğu yerden mızıka sesleri yükselmiş ve aynı anda İngilizler yaylım ateşine başlamışlardır. Ali Canip bunun sebebini sorunca, Arıburnu kumandanı Esat Paşa, her gün öğle vakti Cesarettepesi´nde fırka kumandanı Yarbay Mustafa Kemal´in askerlerine mızıka eşliğinde yemek yedirdiğini, sahilde dar bir alana sıkışıp kalmış olan İngilizlerin kendileriyle alay edildiği zehabına kapılarak tepeyi yaylım ateşine tuttuklarını söyler. Ali Canip Bey Selanik´ten tanıdığı Mustafa Kemal´le orada bir telefon görüşmesi yapmış ve Mehmed Emin Bey´le de görüşmesini sağlamıştır. Genç kumandan Edebî Heyet´i Cesarette pesi´ne davet ederse de, Esat Paşa aradaki yolun ateş altında bulunduğu gerekçesiyle buna izin vermez.
***
Arıburnu ve Seddülbahir´de savaş alanlarını gezen ve ateş altında düşmana en yakın siperlere kadar giderek hangi şartlar altında bir savunma savaşı yapıldığına şahit olan şair ve yazarlardan bazılarınca yazılan şiir ve yazılar daha sonra Tanin, İkdam, Turan gibi gazetelerle Harp Mecmuası´nda ve Yeni Mecmua´nın Çanakkale muharebelerine ayrılan fevkalâde nüshasında yayımlanmıştır. İbrahim Alaeddin´in kitap haline de getirilen manzumeleri Çanakkale İzleri (1922) adını taşımaktadır.
Edebî Heyet üyeleri, Arıburnu eteklerine tırmanırken Ahmet Haşim´le de karşılaşmışlardır. Hakkı Süha Gezgin´in yıllar sonra yazdığı bir yazıda anlattığına göre, “O Belde” şairinin üzerinde ihtiyat zabiti üniforması, başında kabalak vardır. Gürültüden konuşmak kabil olmadığı için “bir daha görüşüp görüşemeyeceklerini kestiremeyenlerin o garip bakışmaları içinde” ayrılırlar.
***
9 Ağustos 1914 tarihinde askere alınan ve eğitimi tamamladıktan sonra 12 Kasım 1915´te ihtiyat zabit vekilliğine terfi ettirilerek cepheye gönderilen Ahmet Haşim´in Çanakkale´de neler hissedip neler yaşadığını yazık ki bilmiyoruz. Bu korkunç muharebelerin onun gibi hassas bir şairin kalbinde derin izler bırakmamış olması düşünülemez.
Haşim´in en zor zamanlarında ateş hattında bulunduğu halde Çanakkale hakkında ısrarla susması, hükümetin savaşı uzaktan takip eden şair ve yazarları savaş destanı yazmaları için Çanakkale´ye gönderirken, onu, zaferin nasıl ve ne pahasına kazanıldığını bizzat yaşayarak görmüş bir şair olduğu halde yok saymasına bağlanır. Yakup Kadri, Çanakkale´ye gönderilen heyetin Türkçülerden oluştuğu, Haşim ve Süleyman Nazif´in aslen Türk olmadıkları için davet edilmedikleri iddiasındadır. Nazif´in bu yüzden Enver Paşa´ya ateş püskürdüğü söylenir. Fakat Haşim öfkesini dışa vuramadığı için alaycı bir tavır takınmayı tercih eder. “Ama,” diyor Yakup Kadri, “içini nasıl bir kurdun yediğini ben biliyordum.”
Çünkü Haşim, aslen Arap olsa da kendini duygu ve kültür bakımından Türk hissediyordu.
***
Çanakkale´de cepheleri on gün müddetle gezen ve Binbaşı Edip Servet Bey rehberliğinde Grup Kumandanı Liman von Sanders´i ziyaret eden Edebî Heyet´teki şairler ne yazık ki çok kuru ve zoraki yazıldığı izlenimi veren manzumelerle dönmüş, bu yüzden çok eleştirilmişlerdir. Bu gezinin edebî sonuçlarını Enis Behiç´in İbrahim Alaeddin´e ithaf ettiği “Çanakkale Şehitliğinde” isimli manzumesindeki şu mısraın veciz bir biçimde özetlediğini düşünüyorum: “Utandım bu âciz şairliğimden.”

Anahtar Kelimeler: Utandım, şairliğimden
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.

Mevlana