Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz...
Tarih: 19.8.2019 00:00:12
Yusuf Kaplan

Sadece ulus-devletlerin değil. Toplumun, ailenin ve nihayet insanın tür olarak tükenişini...

Bir kıyamet senaryosu değil yaşadıklarımız. Kıyametin ayak sesleri...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK

İÇİN TIKLAYIN

DÜN, MODERN İNSAN, TANRIYA MEYDAN OKUMUŞTU, BUGÜN MAKİNA İNSANA MEYDAN OKUYOR...

Küreselleşmeyle birlikte sınırlar ortadan kalktı: Ekonomik sınırlar yok oldu; entelektüel ve kültürel sınırlar çoktan aşılmaya başlanmıştı. Kaldı ki, zihnin sınırları olmaz´dı; daha doğrusu, zihin, sınırları aşabildiği ölçüde ufuk genişler´di.

Marx, haklıydı: Katı olan buharlaştı: Modernliğin kaskatı rasyonalist dünyası, hayatı mekanikleşirdi. 19. yüzyılın dini kapitalizm, motoru sanayi devrimiydi.

Tanrısı neydi peki?

Makina´ydı.

İnsanın, önce Tanrı´dan bağımsızlaşmasıyla, sonra da Tanrı´ya meydan okumasıyla başlayan sözümona özgürleşme serencamı, modern süreçte makina´nın, araçların, postmodern süreçte duygularının, arzularının, ertelenemez hazlarının kölesi olmasıyla sonuçlandı.

Modernitenin özgürlük hayali, postmodernitenin özgürleşme köleliği hayaletine dönüştü: Özgürleşme köleliği ne şimdi?

İnsanın hız, haz ve ayartı´nın kölesine dönüşmesi.

Pornografi´nin zaferi: Duyma ve düşünme melekelerini yitirmesi insanın.

Ruhunu kaybetmesi, ruhsuzluğun hüküm sürmesi...

Başlangıçta insan, özgürleşmek adına Tanrı´ya meydan okumuştu.

Gelinen noktada, makina insana meydan okuyor!

İnsan yok artık geleceğin dünyasında.

SANAL GERÇEK, GERÇEK GERÇEKTEN DAHA GERÇEK!

Batılılar kaba güçle dünyaya diz çöktürdüler!

Şimdi, kaba güç, makina.

Makina, Batılılara hatta bütün insanlığa diz çöktürüyor önünde!

Bu kez 19. yüzyılın kaba makinası yok karşımızda.

Sanal dünyanın smart makinaları hükmediyor hayatımıza.

Sanal dünyadan hükmediyor...

Sanal yöntemlerle hükmediyor...

Post-truth çağındayız şimdi: Gerçek yok artık. Sanal gerçek var. Simülasyonlar. Sanal gerçek, gerçek gerçekten daha gerçek!

Çağımızın en büyük düşünürü Heidegger, “kamera, izleyiciye yöneltilmiş bir silahtır” derken, tam da bunu haber veriyordu: Kamera aracılığıyla üretilen sanal gerçek, gerçeği yok edecek!

Bu da ontolojik şiddet üretecek kaçınılmaz olarak: Şiddet, hayatın vazgeçilmez gerçeği hâline gelecek...

TEKNO-PAGANİZMİN ZAFERİ!

Artık fizikî sınırlar ortadan kalktı.

İçeri-dışarı ayrımı ortadan kalktı.

Ekonomi senkronize oldu: Millî ekonomiler, bitti ya da bitirildi.

Bütün ekonomik işlemler, örgütler, işler sınır-ötesi, ulus-ötesi gerçekleşiyor neredeyse...

Hayatımıza sanal medyalar hükmediyor: Hayatımızı onlar yönlendiriyor: Eğitim kurumları izafileşti. En iyi öğretmen, sanal medya artık. Öğretmenlerin de öğretmeni!

Zihin, kültür, hayal dünyası artık tek bir merkezden yönlendiriliyor: Los Angeles!

Dünyanın kabesi, Los Angeles artık!

Dünya, New York´tan, Londra´dan, Brüksel´den filan şekillendirilmiyor; Los Angeles´tan şekillendiriliyor.

Modernlik bitti. Modernlik, yüksek kültüre, burjuva kültürüne dayanıyordu. Ulusaldı. Ulusal olduğu ölçüde evrenseldi.

Şimdi o kaskatı yüksek kültür buharlaştı.

Popüler kültür, yüksek kültürün tahtına yerleşti!

Modernitenin yüksek kültürü, zihne hitap ediyordu; estetik, zihinsel zevkin adıydı aslında. O yüzden zihinsel faaliyet demek olan felsefenin bir kolu olarak doğmuştu.

Postmodernitenin popüler kültürü, aklı çarmıha gerdi; algı, aklın tahtına yerleşti; algılar imparatorluğu insanı hızın, hazzın, arzuların, ayartının, “pornografi”nin kölesine dönüştürüyor...

Tekno-paganizm çağına hoşgeldiniz...

Gerçeği, aklı çarmıha geren; insanı en düşük hazlarının kölesine dönüştüren; sığlığa, yüzeye mahkûm eden, insanlık düşmanı, hakikat düşmanı popüler kültürün ruhsuz, pagan dünyasına hoşgeldiniz...

Hayatı kim üretirse, dünyayı o yönetir, yönlendirir, şekillendirir...

Hayatı, zevklerimizi, zihin setlerimizi, duyma, düşünme, beğeni biçimlerimizi tek bir merkezden şekillendiriyorlar artık: Los Angeles!

Los Angeles, sadece film ve müzik kültürünün merkez üssü değil. Eğlence kültürünün, dijital kültürün de başkenti.

Hayat, hayatı sürdürmemizi sağlayan bütün sanal ihtiyaçlar Los Angeles´ta üretiliyor.

Dünya, Los Angeles´tan yönetiliyor! Dedim ya: Hayatı kim üretir, kim şekillendirirse, dünyayı da o yönetir, şekillendirir!

SANAL TEK DÜNYA DEVLETİNE DOĞRU...

Tek bir dünya var: Sanal dünya. İnsanın makinalarla yaşadığı, yarı-insan, yarı-makina “cyborg”a dönüşerek makinalaştığı, ruhsuzlaştığı, hız, haz ve ayartının kutsandığı tekno-paganizmin hükümranlığını ilan ettiği Post-truth´un dünyası: Mutlak hakikatin yerini, mutlak sahtenin aldığı sanal olarak üretilen tek dünya devletinin bütün kültürel, ulusal, dinsel aidiyet biçimlerini buharlaştırdığı, Adam Smith´in “gizli el”ine dönüşen neo-liberal kapitalizmin lordlarının bu aidiyet biçimlerini sanal gerçeklerin dünyasına hapsederek ve kitleleri narkozlayarak kolayca kontrol altına alabildikleri, böylelikle dünyaya, dünya coğrafyasına keyiflerine göre çeki düzen verdikleri insanı sanal olarak üretilen gerçeklerin kölesine dönüştürdükleri tek dünya devleti bu.

Kültürel aidiyetlerin, cinsiyetlerin, insanı insan yapan bütün evrensel değerlerin buharlaştığı, küresel lordların dünyaya daha kolayca çeki düzen verecekleri sanal tek dünya devleti.

Nedir bu?

Böyle giderse, insanlığın felâketi.

Böyle gitmez, elbette.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
Güleryüzlü olmayan bir kişi, dükkan açmamalıdır.

Konfüçyus
1 milyon 200 bin sivri sinek ayrı ayrı insanı soktuğunda ortalama bir insanın kanını tamamen tüketebilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59