Ö. Emir Doğan


UÇAK, ARABA, CEP TELEFONU, SİHA, ELEKTRİKLİ OTO ÇALIŞMALARIMIZ 3 

UÇAK, ARABA, CEP TELEFONU, SİHA, ELEKTRİKLİ OTO ÇALIŞMALARIMIZ 3 


Önceki iki yazı ile ülkemizin uçak ve otomobil üretme çalışmalarına ver vermiş ve kısaca; “Nobel 200”, “Devrim”, “Zafer” ve “Anadol” marka adlarıyla yapılan planlama ve otomobil üretim faaliyetlerimizden kısaca bahsetmiştik. 1960’lı yılların sonlarına kadar devam eden bu süreçten sonra 90’lı yılların sonunda Fadıl Akgündüz adlı bir girişimci Malezyalı Proton markasının Türkiye temsilciliğini aldı. 1999 yılında “İMZA” markasıyla ürettirdiği bir prototip otomobilin tv’lerde reklamı gösterilmeye başlandı ve 2002 yılında Dünya yollarında olacağı belirtildi. Fakat yine olanlar oldu ve üreticinin ekranlarda söylediğine göre bu proje, o gün ki siyasiler tarafından engellendi. Hatta bu işin olamayacağından çok emin olan bir gazeteci; “sen bu otomobili üret, ben de ekrandan eşek gibi anıracağım” diyordu. 

 

Aradan geçen bir on yıldan sonra, 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkışı, yerli otomobil hamlesi için yeni bir işaret fişeği oldu. Türk iş dünyası güç birliği yaparak, yerli otomobil için yeniden “bismillah” dendi. İlk harekete geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı oldu. 2015’te, TÜBİTAK öncülüğünde, İsveçli SAAB firmasından bir modelinin fikri mülkiyet hakları satın alındı ve yerli otomobil geliştirme çalışmaları başladı. İki yıl sonra yerli sanayicilerden oluşan konsorsiyum kuruldu. Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell Grubu ve Zorlu Holding işbirliği protokolünü imzaladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği de şirkete ortak oldu. 

 

2018’de Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş. ismiyle şirket kuruldu. Yönetimine Mehmet Gürcan Karakaş getirildi. Çalışmalar Gebze'deki Bilişim Vadisi'ne taşındı. Vatandaşlarla da anketler yapıldı, araç modelleri belirlendi. Nihayet elektrikli yerli otomobilin prototipi tamamlandı ve 100 yıllık serüvende mutlu sona gelindi. (1) TOGG, marka adıyla üretilen farklı modellerdeki elektrikli otomobillerin lansmanının yapılması, millet olarak bizleri heyecanlandırırken aynı zamanda bundan önceki üretim faaliyetlerimizin başlarına gelenler nedeniyle, ister istemez endişeye de sevk ediyor. Temennimiz, bu girişimimizin de diğerleri gibi akamete uğratılıp âtıl bırakılmaması. Emek verenlere minnet ile bir an önce yerli ve milli otomobilimizi yollarda görmek muradındayız.  

            Gelelim, bugünlerde milyar dolarlarca dövizimizi yurt dışına akıttığımız, iki-üç yılda bir yenilediğimiz, büyük-küçük kimsenin elinden düşürmediği, içerdiği ileri teknoloji dolayısıyla ülkelerin büyük prestij ve gelir elde ettikleri cep telefonu üretme çalışmalarımıza. Motorola’da çalışan Martin Coeper adlı mühendis 1973 yılında ilk cep telefonunu icat etmişti. Türkiye de ise mobil iletişim, 1991 yılında araçlarda 1G mobil bir cihaz ile başladı. 1994 de 2G ile cep telefonu kullanılmaya başlandı. İlk görüşme o zamanki başbakan Çiller ile Cumhurbaşkanı Demirel arasında gerçekleşti. O günlerde ülkemiz imkânlarıyla Aselsan 1919 ve Aselsan 1920 adlı ilk yerli ve de milli cep telefonunu ürettik. Hem yazılımı hem de bataryası yerli olan bir üründü. Dünyanın titreşim özellikli ilk telefonuydu. Dünyada cep telefonu üreten 9 ülkeden biriydik ve telefonumuz; Nokia, Alcatel, Motorola ve Ericsson gibi rakiplerine göre daha iyi ve üstün bir cihazdı. Aselsan 1923 modeli ise Dünyanın ilk renkli ekranlı cep telefonuydu.  

            Aselsan’ın başarısı arttıkça rakip firmalar, ASELSAN’a patent ihlal davalarıyla yüklenmeye başladılar. Çünkü cihazlarda kendi teknolojimizi kullansak da bu teknolojilerin patentleri alınmamıştı. Yani yine deryayı geçmiş ve derede boğulmuştuk. Ayrıca bir devlet iştiraki olan Aselsan’ın servis ve dağıtım ağı yoktu. Dağıtım bir firmaya verildi ama bu işi alan firma satış ve dağıtım işini hakkıyla yapmadı. Hatta bazı iddialara göre; kendi üretimimiz cep telefonları yerine, ithal cep telefonlarının satışı teşvik edildi, vatandaşlar yabancı üretim telefonlara yönlendirildi. Bir iddiaya göre de Aselsan markalı telefonlar satın alındı ve depolarda bekletilerek üreticiye ulaştırılmadı. Firmaya gerek özel sektör gerekse hükümet sahip çıkmadı. Ve ASELSAN bunlarla başa çıkamadı. (2)  

 

Ayrıca yine o günlerde NETAŞ markalı bir yerli cep telefonumuz daha vardı. Netaş Planet Modelinde güzel melodiler ve “eller serbest tuşu”, hoparlörden konuşma özelliği ve sesli arama özelliği bulunuyordu. Hatta dünyada sesli arama özelliğini ilk icat eden marka olduğu da iddia edilmektedir.  

 

2009 yılına gelindiğinde 3G ile cihazlarda internet kullanılmaya başlandı. 1 Nisan 2016 de ise 4,5G ile tanıştık. Bugünlerde ise taraftarı olduğu kadar aleyhtarı da olan 5G teknolojisi gündemimizde. 

Ülkemizde cep telefonu fiyatlarının ortalama 1000 dolar olduğu günlerde kendi telefonumuzu çok daha hesaplı olarak hem de rakiplerimizden daha kalitelisini yaparak üretmişiz. İşin zorunu başarmışız ama gel gör ki bilmediğimiz sebeplerden yine yüzümüze gözümüze bulaştırmışız. O günlerde başlatılan bu üretim günümüze kadar devam etse, bugün ülkemiz cep telefonu sektöründe ve bu alandaki teknolojilerde nerelerde olurdu tahmin etmek zor değil.  Milenyumlu yılların başında dünyanın en değerli ikinci şirketi seçilen Samsung Firmasının Güney Kore’ye katkısı kadar yıllık ciromuz olabilirdi ve memleketimiz bugün Dünya’nın sayılı teknoloji şirketlerinden biri olabilirdi. Milyonlarca adet satılan cep telefonları, ihracat açığımıza çare olabilirdi. Geçmişte; Nokia 1100 modeli tüm Dünyada en çok satılan cep telefonu olmuş ve 260 milyon adet satılmıştı. Yine, Nokia 1110 modeli 250 milyon adet satılmış, Apple iPhone 6 ve 6+ plus modeli de 220 milyon adet satılmıştı. 

Es-selam… 

D E V A M  E D E C E K 

 

  1. https://www.trthaber.com/haber/gundem/devrimden-anadola-turkiyenin-yerli-otomobil-seruveni-449774.html 
  2.  Bkz: https://www.youtube.com/watch?v=irNJktEevhA 

 



YAZARLAR