Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
Tarih: 23.2.2019 00:00:01
Yusuf Kaplan

Geçtiğimiz ay 100 kitaplık okuma listesi´nin 4. aşama kitaplarını yayınladım. Listede Cansever´in de en önemli kitabı yer alıyordu. Ancak liste yayınlanınca, okuyucular sadece İslâm´da Şehir ve Mimari başlıklı bu kitabı değil, hiç bir kitabının baskısı olmadığı bilgisini verince beynimden vurulmuşa döndüm.
Şehirlerimizi neden mahvediyoruz diye sorup duruyoruz.
Cansever gibi bir mimar-düşünür´ün kitapları yoksa, basılmıyorsa, şehirlerin mahvolması normaldir.
Bugün Cansever´in vefat yıldönümünde daha önce yayımlanan bir yazımı sizlerle bir kez daha paylaşmak istedim bu yüzden...
KUŞATICI VE KUCAKLAYICI
MEDENİYET PERSPEKTİFİ
Turgut Cansever kimdi? Düşünür, mimar ve bilge adamdı.
Hangisi daha önemliydi, diye soracak olursanız, bilge´liği diye cevap verirdim hiç tereddüt etmeden.
Ama bu üç temel özelliğini birbirinden ayırt etmek çok da kolay değil, kanımca.
Neredeyse kurduğu her cümlede bu üç özelliğini de görebilirdiniz. İşte o -artık çok bilinen- cümlelerinden biri:
“Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz; ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder.”
Bu ülke, Turgut Cansever´in değerini bilemedi yaşarken.
Vefat ettikten sonra da bütün yönleriyle keşfedemedi Cansever´i de, düşünce dünyasını da, mimarî ufkunu da, ülkeyi çoraklıktan çıkaracak, engin bir vahaya kavuşturacak bilgeliğini de.
Düşünürleri düşünür yapan, öncelikle, medeniyet perspektifine sahip olmalarıdır.
Medeniyet perspektifi, her şeye, düne, bugüne, dünün, bugünün ya da yarının muhtemel hâdiselerine bütünlüklü bakabilme melekeleri kazandırır insana.
Derin nefes aldırır: Donan zihinleri açan, körleşen kalpleri kanatlandıran bir ruhla donatır. Bu ruh, zamanları ve mekânları aşan bir yolculuk yaptırır hem sahibine hem de muhatabına.
Cansever´in medeniyet perspektifi, köklü, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir medeniyet perspektifiydi: Hz. Peygamber´den (sav) Konfüçyüs´e, İbn Arabî´den Wittgenstein´a, Sinan´dan Le Corbusier ve Haussmann´a, sanat müziğinden barok müziğe kadar uzanan, alabildiğine geniş bir dünyanın içinden konuşuyordu.
BİLGELİĞİYLE KALPLERİ
FETHETTİ
Konuşlandığı yer, konuşmasının içeriğini belirliyor; konu´sunun ve konuşması´nın dili´ni, yer´ini ve yön´ünü tayin ediyordu.
Turgut Cansever´in bir bütün olarak ortaya koyduğu fikrî ve mimarî çaba, Fütûhât-ı Medeniyye fikri etrafında geliştirdiğim Mekke sürecinde hakikatin hayat bulduğu Dil´i ve Zihni; Medine sürecinde hakikatin hayat olduğu muhkem Yer´i ve Zemin´i; ve nihayet hakikatin bütün insanlığa ve varlığa hayat sunduğu, mekke ve medine süreçlerinin hâsılası olan Yön´ü / Zaman´ı şekillendiren medeniyet tasavvurunun üçlü biliş / ilim, oluş / irfan ve “varoluş” / hikmet yolculuklarından oluşan kurucu, konumlandırıcı ve koruyucu menzillerine tekabül ediyor.
Bu noktada geliştirdiğim ve sistemleştirmeye çalıştığım Fütûhât-ı Medeniyye fikrinin inşasında beslendiğim önde gelen düşünür ve sanatçılarımızdan biri de Turgut Cansever üstadımızdı.
Hasbelkader geliştirdiğim bu medeniyet tasavvurunun oluşmasında verdiği katkının yanısıra, ortaya çıkan hâliyle bu medeniyet tasavvurunun Cansever´in düşünür, mimar ve bilge niteliklerini açıklamakta bir hayli zihin açıcı bir işlev gördüğünü de ifade etmeme izin verin lûtfen.
Cansever´e bilge karakterini kazandıran onun Müslümanlığının sahiciliği ve samimiyetiydi.
Çocuksu saflığın arı-duru, ümmîleşmiş; hayatımızı, fikir, sanat dünyamızı ve duyarlıklarımızı arı-duru kılıcı, ümmîleştirici; bizi taptaze, her dem taze, her dem diriltici bir hakikat medeniyeti yolculuğuna çağıran ve çıkaran sahiciliği, samimiyeti ve sarıp sarmalayıcı, kucaklayıcı, derin nefes üfleyen dervişliği ve derinliği yani.
DÜŞÜNCE HAYATIMIZA
MİMARİ´NİN UFKUNU
KAZANDIRDI
Turgut Cansever´in bir diğer ayrıksı özelliği de, düşünce hayatımıza mimarinin ufuklarını kazandıran bir düşünür olmasıydı.
Hakikatin hayat bulacağı, hayat olacağı ve hayat sunacağı bir zemin, bir yer, bir habitus, kısacası mekân fikri, onunla düşünce ve sanat hayatımıza girdi, en azından düşünce ve sanat hayatımızın ufuklarının koordinatlarını belirginleştirdi ve zenginleştirdi.
Heidegger´in derdi, tarih olmuş bir Hıristiyanlığın nasıl hayat olabileceği meselesiydi.
Turgut Cansever´in derdi de, İslâm´ın, nasıl yeniden hayatımız olabileceği ve hayatımıza nasıl diriltici bir soluk üfleyebileceği meselesiydi.
Onun kendi mimarî tasavvurunu açıklarken geliştirdiği sistematik, bu konuda gâyet sarih ve ufuk açıcı fikirler sunuyor/du bize.
Cansever, tevhid´in bütünleştirici ilkesinin, atomları, parçaları, farklılıkları bir araya getirdiği ve her birinin kendi hayatını yaşayarak tevhid´in bütünleştirici ilkesine katıldığı ve katkıda bulunduğu tevhid ve adalet ilkeleri çerçevesinde inşa edilen muazzam bir mimarî tasavvur geliştirmişti.
O yüzden mimarinin, estetiğin bir alanı olmaktan ziyade ahlâk´ın bir alanı olarak ele alınması durumunda, nefes alabileceğimiz, dünyayı güzelleştirebileceğimiz bir işlev göreceğine dikkat çekmişti özenle.
İşte o zaman, mimarinin, bir kozmolojik tasavvur olarak kavranmasının, buradan tevhid´e, bütünlük fikrine ulaşmasının mümkün olabileceğini; ve ancak bundan sonra mimarînin farklı mimarlık malzemelerini, araçlarını, Kitabımızın tarifiyle “her şeyin yerli yerine oturtulması” demek olan adalet ilkesi çerçevesinde verimli bir şekilde kullanabilecek bir kıvama ulaşabileceğini söylemişti.
Dikkat ederseniz, Cansever´in bu çözümlemeleri, sadece mimarî alanda uygulanmakla kalmayacak, siyaset teorisine de, estetik teorisine de, hayatın bütün alanlarına da tatbik edilebilecek kadar kapsamlı, kuşatıcı, kucaklayıcı, ufuk ve zihin açıcı tahlillerdi.
Cansever yaşarken, hem mimarimizi ve şehir hayatımızı hem de düşünce, sanat, siyaset ve toplum hayatımızı diriltecek bir düşünür, mimar ve bilge insan olarak değeri hakkıyla bilinemedi, ne yazık ki.
Fakat şundan hiç kuşku duymuyorum: Turgut Cansever, sadece mimarî hayatımızın ve şehirlerimizin değil, sanat, siyaset, toplum ve ahlâk hayatımızın da ruh kazanmasında kilit rol oynayacak yakın gelecekte.
Bu nedenle onun izini sürdüğü ve bence şahsında gerçekleştirdiği, onu bilge insan katına yükselten insan-ı kâmil modelinin mimarî, sanat, fikir dünyamızda zamanla enlemesine ve boylamasına hakkıyla keşfedileceğini, başka da bir çıkış yolumuz olmadığını düşünüyorum.
Çağdaş Sinan´ımız Cansever üstadımızı rahmetle, şükranla anıyorum bir kez daha.
Vesselâm.

Anahtar Kelimeler: Turgut, Cansever, Düşünür, Mimar, Bilge
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Dilsiz´in dili: Ruhun sesi (07 Aralık 2019 - Cumartesi)
“Kader´´in dönüştürücü dinamizmi (03 Aralık 2019 - Salı)
Rus ruhu´nun dirilişi (mi?) (26 Ekim 2019 - Cumartesi)
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7875
EURO
6.4434
booked.net
Ali ?ye düşman olan Allah? a düşman olur.

Hz.Muhammed
1 milyon 200 bin sivri sinek ayrı ayrı insanı soktuğunda ortalama bir insanın kanını tamamen tüketebilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59