Türkiye´yi savunmak
Tarih: 10.10.2016 10:18:00 / 484okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

 

 

Türkiye´yi savunmak, aynı zamanda mazlumları, garipleri, sadıkları, doğru yolda olanları korumaktır. Hakikatin yanında saf tutmaktır. Önünde veya arkasında değil, yanında! Biz bunu böyle biliyoruz.

Anadolu´yu İslâmlaştırma mücadelesi bitti. Malazgirt´le başlamıştı. Artık İslâm kalması için çalışmalıyız. Neslimizi buna göre yetiştirmeliyiz. Adımlarımızı bu yönde atmalıyız. Yeniden niyetlenmeliyiz.

İnsanlar gibi ülkeler de parçalardan oluşur, bütün olur. Ne yazık ki içimiz tam manasıyla sağlıklı değildir. Toplumsal yapımız henüz oturmamıştır.Derler ki, kendini hissettiren organda sıkıntı vardır. Bir bakalım, kimler ve hangi gruplar kendini hissettiriyor?

İşgal güçlerini bayraklarla, çiçeklerle karşılayanların bir kısmı, onlarla beraber gitti. Kalanlarla uğraşıyoruz. En yakın tarih olarak bakınız: Selâ okuyan müezzinlere saldıran şaşkınlar. Üniformalı teröristlere alkış tutanlar da az değildi. Bütün bunlara rağmen şunu söyleyebiliriz: Kalbimiz sağlam. Gözlerimiz iyi. Çok şükür.

Sıkıntı şurada: Hayatında futbol topu görmemiş biri, dünyanın en iyi kalecisine yakın mesafeden elli şut atsa, bir veya ikisi gol olur. İşte bunu yaşıyoruz.

***

Yaramız varsa, yarımız başka bir yerde kalmış demektir. İnsanda ve herhangi bir adreste, coğrafyada, ülkede.Dertlerimizden biri de budur. Türkiye´nin birçok kıymetli beldesi / parçası, başka yerlerde, dışarda kalmıştır. Neler oldu ve bitti, o ayrı.

Doğal sınırlarımızın gerisindeyiz. Aradaki boşluğu kimler dolduruyor? Daha doğrusu, hangi grupların doldurmasına müsaade ediliyor? Mesela Halep - Musul hattında yaşananların bizi nasıl ilgilendirdiğini, yakından etkilediğini hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz. Çünkü oralar canımızdan bir parçadır.

Evet, Türkiye´yi savunmak. Kalben, zihnen, bedenen.

Rusya, Çin gibi geniş topraklar üzerine kurulu ülkeler, içerde savunma hatları kurarak kendilerini koruyabilirler. O hat çökünce bir geriye çekilebilirler. Tarih boyunca bu şekilde yapmışlardır. Bizim böyle bir imkânımız yok. O yüzden savunmamız içerden değil, dışardan başlar, başlamalıdır. Musul ve Halep demiştik.

Ateş ateşi hem yakmaz, hem söndürmez. Rusya ile Amerika´nın rekabetine böyle bakmak lazım. Olan savunmasız insanlara ve bize.

Yeri gelmişken söyleyelim: Ortak ile müşterek arasındaki farkı önemsiyoruz. Bugün ´batılı ortaklarımız´ deyince aklımıza ne geliyor? Olumlu bir şey mi o gelen? Fakat Irak ve Suriye halkıyla birçok müşterek noktamız var.

Durmayalım, devam edelim. Sayın Erdoğan´ın Ege adaları üzerinden başlattığı Lozan tartışması sıcaklığını koruyor. O konuşmadan birkaç gün önce Mehmet Saka´nın 1954 yılında tez olarak yazdığı Ege Denizinde Türk Hakları kitabını okumuştum. (Hareket Yayınları, 1974, üçüncü baskı.) 12 Ada´nın sıfır bedelle Yunanistan´a verilmesi henüz tazeyken. İkinci (temmuz) ve üçüncü (ağustos) baskının tarihi de mühim: Kıbrıs Barış Harekâtı.

Kitaptan: “Türkiye´nin güvenliği bakımından şimdiki hudutlar dışında bir emniyet mıntıkası meydana getirilmesine ihtiyaç vardır. Bunun için de memleketin Ege sahillerinin stratejik bakımdan gayri müsait olan durumdan kurtarılması lazım gelmektedir.” (Sayfa 23)

O zaman öyle olmadı. Şimdi aynı ´gayri müsait´ durum güney sınırlarımızın için geçerlidir. Seyirci kalmamız veya geri adım atmamız halinde, hemen burnumuzun dibinde, gözümüzün önünde, uzak ve tehlikeli bir şey oluşacak. Dinî ve millî sorumluluğumuzun yanı sıra, bekâ hassasiyetimiz de bu duruma müsaade etmiyor.

“Bağırsan duyulacak” toprakların nüfus yapısı değiştiriliyor. Şiddet yoluyla bölge sakinleri göçe zorlanıyor. Onlardan boşalan yerlere ise vatanmızın bütünlüğüne ve vatandaşımızın saadetine düşmanlık edenler yerleştiriliyor.

***

Ülkelerin sadece sınırları olmaz, izzetleri de olur. Her ikisini de korumak zorundasınız.

Irak topraklarında onlarca ülkenin silahlı birliği var. Ama sadece bizim çekilmemizi istiyorlar. Neden?

Suriye kördüğümünde yer almayan ülke neredeyse kalmadı. Fakat yalnız bizim varlığımızdan rahatsız oluyorlar. Niçin?

Çünkü oradaki mazlumlara umut veriyoruz, oyunları yıkamasak bile seziyoruz. Bu kadar değil elbet. Irak ve Suriye´den sonra sıranın Türkiye´ye geleceği aşikâr. Asıl rahatsızlık bundan kaynaklanıyor. Önlem almamızdan. Bunu bozmaya yönelik adımlar atmamızdan.

Harekâta Fırat Kalkanı ismi niye verildi? Kalkan, koruma demek, bunu biliyoruz. Fırat ise kesilmeyen, devam eden anlamına geliyor. Topraklarımızda doğan ve hayat veren. Osmanlı gibi.

Çok uzadı, bitirelim. Bazı kimseler, “Lozan´da Anadolu´nun tapusunu aldık” diyor. Anadolu´nun tapusu zaten bizdeydi. Neler bıraktık, ona bakalım. Lozan Antlaşması´nın özeti: Yunanistan, bizim olan Karaağaç beldesini, savaş tazminatı adı altında bize vermiştir.

Bir asır sonra, başka bir cenderenin içine girdik, giriyoruz. Yeni bir dayatmaya ve sonrasında gelecek olan felakete evet diyemeyiz. Bütün gücümüzle direnmeliyiz.

Anahtar Kelimeler: Türkiye, savunmak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.

Hz. Muhammed