Türkiye`ye inanmak
Türkiye`ye inanmak
Tarih: 31.10.2014 09:59:36 / 704okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

 Defterimi açıp bakıyorum. Sayfalar dolusu not. Son günlere, olaylara ait. Yüksekova`da şehit edilen üç askerimiz, direğe bağlanıp kurşuna dizilen korucumuz, sığındıkları evden çıkarılıp linç edilen müslüman gençlerimiz ve iki dilli bazı politikacılar. Nereden ve nasıl başlayalım?

 Bitlis ilinin Tatvan ilçesinde direğe bağlanıp kurşuna dizilen köy korucusuyla ilgili haberleri okurken, bir okuyucu yorumuna takılıp düştüm. Evet, düştüm.

 Haberin altına yazılan şuydu: `Bu insanların tek suçu, Türkiye Cumhuriyeti`nin büyüklüğüne bizden daha çok inanmaları ve güvenmeleridir.` Bu yorum veya durum üzerine ne söylenebilir, bilmiyorum.

 Allah düşmanın bile mert olanını versin. Hatta nasip etsin. `Bunu yapan insan olamaz` denilen ne varsa, rahatlıkla yapılabiliyor.

 Görüntü net: `Kobani düşerse, insanlık düşer` diyenlerin bir kısmı, insanlığı defalarca ayağa düşürdüler. Yetmedi, çiğnediler.

 Diyarbakır`da linç edilen dört müslümanın `hikâyesi`ni mutlaka okumuşsunuzdur. Yaralı olarak sağ kurtulan on sekiz yaşındaki Yusuf Er`in anlattıkları. Kurban eti dağıtırlarken olaylar patlak veriyor. Canlarını korumak için, mecburen, bilmedikleri bir eve sığınıyorlar. O andan itibaren `kutsal emanet` olmaları gerekir. Dünyanın bütün kötü vasıflarını üzerinde taşıyan evsahibi, dışarıdaki gözü dönmüş kalabalığa onları ihbar ve teslim ediyor. Peki, hiçbir kutsalı olmayan bu evsahibi için yasal işlem yapılmayacak mı? Ölen, öldüğüyle mi kalacak?

 Ve Hakkâri ilinin Yüksekova ilçesindeki alçak cinayetler. Hemen söyleyelim; ilk kez olmuyor.

 Çarşı iznine çıkan ve sivil giyimli olan üç askerimizin şehit edilmesi. Gündüz, herkesin içinde, gözler önünde. Ne acıdır ki, hiç görgü tanığı yok. Kanlar içindeki kardeşlerimizin fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşan ise çok.

 Cadde ortasında pusu kurabiliyor, kalabalığı siper yapabiliyorlar.

 Aynı ilçede, buna benzer üç hainlik daha olmuştu. Toplam beş şehit. Dört saldırının neredeyse tek ortak özelliği, gündüz gerçekleştirilmesi ve şahidin bulunmaması. Sahi, bu kadar ah nereye gidiyor?

 Şehit askerlerimizden birinin babası, bütün o babalar gibi, şunu söyledi: `Ne diyeyim, vatan sağ olsun.` `Ne diyeyim` ifadesini biraz açalım: Sadece vatan değil, vatandaş da sağ olsun.

 

Özellikle askerimiz, korucumuz diyorum, çünkü Berat Demirci`nin şu sözü her daim aklımda: `Olaylar üzerine konuşan, yazan birinin milliyeti anlaşılmıyorsa, fikri batıldır.`

 Yüksek sesle yazalım: Asker değil, askerimiz. Korucu değil, korucumuz.

 ***

 Kötülük yapmak kolaydır. Zor olan, kötülüğü durdurmaktır. Çünkü bir yıkıcı, bin yapıcıya bedeldir. Bin dost az, bir düşman çoktur. Kötülük yayılmacıdır. Örgütlüdür. Aynı anda birçok yerde olabilir. Nereden çıkacak, ne yapacak, nasıl vuracak, bilemezsiniz. Yüzsüzdür. Batıda demokrasi için oy ister, doğuda kendinden olmayanı, kendi gibi düşünmeyeni katleder. Yalancıdır. Yapar, `yapmadım` der.

 İsmet Özel, `Kötü kötüleştirir, iyi iyileştirir. Birini iyileştirmek için iyi olmamız kâfidir. Kötülük yapmak için kendimizin de kötü olma önşartı vardır` diyor. Madem kötü, başkalarını da kötüleştiriyor, yapılması gereken bellidir: Kötünün etkisiz, kötülüğün çaresiz hale getirilmesi. Muhatap kabul edilmemesi. Ayrıca daha iyi olunması. Bütün bunlar için lazım gelen, edepli bir cesaret, kararlı ve adil bir yönetimdir. Daima yaşadığımız, gördüğümüz gerçek şudur: `Eğilirsen basamak, dik durursan sığınak olursun.`

 Büyük acının sonrasında yapılan açıklamaları dinliyoruz. Sebep olanlarda hiçbir utanma, mahcubiyet, nedamet belirtisi yok. Derler ki, `utancı giden kimsenin kalbi ölür.` Kalbini kaybeden, kendini de kaybeder. İşte bunları yapar. Böyleleri için hep aynı sözü kullanırız: `Utanması olmayanın kendisi de yoktur.`

 Üzgün ve öfkeliyiz. Üslubumuzun sertliği bu yüzden. Öte yandan, biliyoruz ki, bu, iyilik ile kötülüğün, ahlak ile ahlaksızlığın, merhamet ile merhametsizliğin mücadelesidir. Hak ile batılın. Meselenin özü, mahiyeti budur.

 Kardeşlik, barış. Dış güçler, karanlık eller. `Yıllarca karşılıklı kız alıp vermişiz` gibi sözler. Hepsine tamam. Çözüm sürecine ve işin zorluğunu göğüslemeye elbette evet. Sancılı geçecekti, geçiyor. Hata ve suistimal olacaktı, oluyor. Onca olumsuzluğa evet, fakat arsızlığa, haksızlığa hayır. Aziz milletimizi rencide etmeye hayır.

 Artık bitirelim, bitsin: Doların, altının ve borsanın güne nasıl başladığıyla ilgilenmiyoruz. Bizi ilgilendiren, insanımızın, milletimizin güne nasıl başladığıdır. Derdimiz insan.

Anahtar Kelimeler: Türkiyeye, inanmak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Alim ölse de yaşar, cahil ise yaşarken de ölüdür.

HZ.ALİ (R.A)