Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi
Tarih: 17.6.2018 14:36:18 / 152okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

İslâm, tarihsel süreçte kendi çoğulculuğunu oluşturma ve yaşatma tecrübesi geçirmiş bir dindir; hatta ünlü medeniyet tarihçisi Bernard Lewis´e göre bu tecrübeyi yaşamış tek dindir. Kuşkusuz bazı Müslüman toplumlar mutedil, hoşgörülü, çoğulcu, esnek ve katılımcı bir din anlayışı oluştururken bazıları geçmişten devraldıkları yerel mirasın da etkisiyle daha statik, tek tipleştirici ve sınırlayıcı bir İslam algısı geliştirmişlerdir. Dinî ve etnik yapı itibariyle tamamen monolitik olan Arap yarımadasının durumu böyledir. Bu coğrafyadaki ülkeler, petrol gelirlerini de kullanarak kendi zahirî-selefî din anlayışlarını –başta Pakistan, Afganistan, Orta Asya ve Balkan ülkeleri olmak üzere- dünyaya ihraç etmeye çalıştılar. Büyük ölçüde bunun tesiriyle, Müslüman olmayan toplumlarda, genelde modern dünya ile kavgalı tek tip bir İslâm dünyası tasavvuru oluştu.

Hâlbuki İslam dünyası hiçbir zaman homojen bir yapıda olmamıştır. Tek tip düşünce biçimi, tek tip din anlayışı ve yönetim biçimi yerine zengin bir çeşitlilik olmuştur. Bu çeşitlilik aslında özgürlükler alanının genişliğine de işaret ediyordu. Söz gelimi 19. Yüzyılın önemli İslâm toplumlarında hem siyasi hem dinî özgürlükler günümüzdeki birçok İslâm ülkesinden daha ilerideydi.

İslâm ülkeleri içinde bilhassa Türkiye´nin modern ve demokratik yapısıyla özgün bir yeri vardır. Çünkü Türkiye tarihî tecrübe ve bu tecrübenin geliştirdiği kurumlar açısından önemli bir birikime sahiptir. Bu birikimi değerli ve eşsiz kılan temel unsurlar arasında hem genel olarak İslâm´ın kaynakları ve tarihinden, özellikle Osmanlı´dan tevarüs ettiğimiz hoşgörü kültürünü ve çoğulculuk deneyimini hem de modern dönemdeki demokrasi ve laiklik deneyimini saymak mümkündür. Modern Türkiye´nin kimliği, Doğu ve Batıyla etkileşiminin ürettiği –geçmişi neredeyse üç asra varan- bir sentezi temsil etmektedir ve bunun kesinlikle göz ardı edilmemesi gerekir.

***

Türkiye 150 yıla yükaşan siyasal-toplumsal arayış ve çalkantıların ardından iki binlerin ilk yıllarında özgüveni yüksek, hoşgörülü, diyaloga açık ve özgün bir İslam anlayışını destekleyen, bunun örneğini sergileyen bir ülke olarak dünya gündeminde özel bir ilgi odağı olmuştu. Toplumsal barıştan ekonomik gelişmeye, uluslararası ilişkilerde barış ve uzlaşmaya kadar birçok alanda hızla meyvelerini veren bu bereketli süreç on yıl kadar sürdü. O yıllarda sağlanan başarılar, kanaatimce tam da toplumun karakterine ve kültürel kodlarına uygun bir din ve dünya görüşünün yakalandığının somut tezahürü idi. Bu veri, sağlanan başarıların çok çok ötesinde bir anlam ifade etmekte, adeta bir keşif değeri taşımaktadır.

***

İki binlerin ilk on yılındaki deneyimimiz din bağlamında bize şu gerçeği gösterdi: Türkiye´de büyük toplum kesimlerince onaylanan İslam anlayışı radikal ve dışlayıcı değil, mutedil ve müsamahakârdır. Bu anlayışın köklü bir tarihî geçmişi vardır. Anadolu´da barış ve hoşgörü içinde yaşama geleneği bu coğrafya insanının karakteri üzerinde belirleyici rol oynamıştır. Bu kültürde din içi yorum ve gelenek farklılığı rahmet olarak görülmüştür. Aynı kültürde, bilgiye ve özgüvene dayalı dindarlık sağlıklı bir dinî uzlaşı ve barış ortamı geliştirmiştir. Tasavvufi düşüncenin de bereketli katkılarıyla oluşturulan kapsayıcı sevgi ve hoşgörü anlayışı insan ilişkilerinin ruhunu inşa etmiştir. Bu geleneksel değerlerimiz, -önemli acıların, deneme yanılmaların da yaşandığı- son yüz elli yılın Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet ve demokrasi dönemlerindeki çağdaş tecrübelerimiz, iki binlerin ilk on yılındaki olağanüstü başarıları getirmiştir.

Şimdi –hazır, önümüzde bir seçim de varken, sonuç ne çıkarsa çıksın- toplumun genlerine uygun olduğunu gördüğümüz o ayara tekrar dönmemiz gerektiğini düşünüyorum. Eminim ki halkımızın bütün sağduyulu kesimleri de böyle düşünüyordur.

 

Anahtar Kelimeler: Türkiye, kültürel, birikimi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İki kişiyi aşan, bir başkasına da söylenen her sır, yayılır.

Mevlana