Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı
Tarih: 1.1.0001 00:00:00
Yusuf Kaplan

Kâbus gibi bir gündü. Emine Bulut, 10 yaşındaki kızının “anne lütfen ölme!” çığlıkları arasında kocası tarafından hunharca ve defalarca bıçaklanarak katledildi.

Medyada yayınlanan görüntüyü izleyemedim sonuna kadar!

Benim yüreğim dayanmaz böyle bir vahşete.

Böylesine ürpertici bir cinayetin hiç bir gerekçesi olamaz. İnsanın hayat hakkını -Allah´tan başka- kimse elinden alamaz!

Caninin en ağır şekilde cezalandırılması şart!

BİR ÜLKEYİ ALGI OPERASYONLARIYLA DİZE GETİRMENİZ, SAVAŞARAK DİZE GETİRMENİZDEN DAHA KOLAY!

Bir toplumu tanımak mı istiyorsunuz?

Medyalarına ve bu medyaları nasıl kullandıklarına bakın.

Bir toplumu dize getirmek mi istiyorsunuz?

Algılama biçimlerini değiştirin.

Böylelikle kitlelerin zihinleri köleleşsin, beyin ölümü gerçekleşsin, istenilen şekillerde yönlendirilebilecek hâle gelsin.

Bir ülkeyi kaosa mı sürükleyeceksiniz; siyasî, ekonomik ve stratejik olarak kontrol altına mı alacaksınız?

Hiç dert etmeyin: Elinizde medya gibi bir silahınız var.

Medya bombardımanına tutun: Kitlelerin algı biçimlerini değiştirmeniz, zihinlerini istediğiniz şekillerde biçimlendirmeniz, yönlendirmeniz kâfidir.

O yüzden bütün küresel, bölgesel ve yerel operasyonlar, önce medya´larda yapılıyor, sonra -gerek kalırsa- meydan´lara taşınıyor.

O yüzden zaferler, savaş meydanlarından verilen askerî savaşlarla kazanılmıyor artık: Medyalarda sürdürülen medyatik savaşlarla kazanılıyor.

Bir ülkeyi, medya bombardımanına tabi tutarak dize getirmeniz, silahlarla savaşarak dize getirmenizden hem daha kolay hem de çok çok daha az maliyetli ve külfetli zira.

TÜRKİYE´DE MEDYA CİNAYETİ!

İşte Türkiye´de yapılan şey tam da bu. Bu ülkenin medyası yok! Bu ülkenin kültürel değerlerini, anlam haritalarını, medeniyet iddialarını kitlelere sevdiren, ulaştıran bir medya rejimi yok bu toplumun.

Yabancılaştırıcı, yozlaştırıcı ve sığlaştırıcı sömürge kafalı, reytinge, köşe dönmeye ayarlı pespaye bir medya rejimi hâkim ülkede.

Pespaye diziler, iğrenç televizyon programları, kültürel değerlerimizi lime lime ediyor, kurşuna diziyor, cinayetleri, tecavüzleri “Emine Bulut katilleri” yetiştiriyor!

Medya, ahlâkî normlarımızı, kültürel değerlerimizi delik deşik ediyor! Aileyi çökertmek için her şeyi yapıyor! Ahlâksızlığı, yozlaşmayı, sığlaşmayı norm hâline getiriyor!

Tam bir cinayet bu! Asıl cinayet bu. Bütün diğer cinayetlerin kaynağı gerçek cinayet bu! Sanal gerçek, algıyla üretilen yapay gerçek, gerçek gerçekten daha gerçek çünkü. Medyalar, sömürgeciliğin keşif kolu! Aileyi çökertmek, toplumun değerlerini kurşuna dizmek, cinayetleri göstere göstere cinayetleri kanıksanmak medyanın tek geçim yolu! Türk medyası mı şimdi bu?

RTÜK, niçin varsın, ne işe yararsın sen, yahu?

“ANANI TÜRK TELEVİZYONUNDA GÖRDÜM!”

Pespaye Türk dizileri, iğrenç televizyon programları sadece bu toplumu kurşuna dizmiyor. Girdiği her toplumu kurşuna diziyor.

Araplar arasında bir küfür yaygınlaşmış. Araplar, birbirlerine kızdıkları zaman şöyle küfrediyorlarmış (Özür dileyerek aktarıyorum):

“Ananı Türk televizyonunda gördüm!”

Bu rezillik bize yeter!

Dün, ilâ-yı kelimetullah için cehd eden bir toplum, bugün başka Müslüman toplumların ahlâkını bozacak işlere imza atıyor!

Ne günlere kaldık yahu!

MEDYA, NÜKLEER SİLAHLARDAN TEHLİKELİDİR

Daha önce de zikretmiştim: Büyük düşünür Heidegger, şöyle der: “Kamera, izleyiciye yöneltilmiş silahtır.”

Medya, bir iletişim aracı değildir. Güç ve tahakküm kurma aracıdır. Medyalara hâkim olan, çeki düzen veren güçler, dünyaya boyun eğdirirler.

Medya, nükleer silahlardan daha tehlikelidir. Silah, doğrudan, acıtarak ve bağırtarak öldürür. Medya dolaylı olarak, acıtmadan, ayartarak öldürür.

Medyanın gücü, kitlelere “dolaylı olarak hitap etmesi”nde gizlidir. İnsanlar, “ne olacak canım, sonuçta, izlediğimiz şey film, kurmaca” diye medyayı fazla önemsemezler.

Oysa medyanın ihtiyacını duyduğu ve gücünü pekiştirmesine, gücüne güç katmasına imkân sağlayan şey tam da bu “örtük, dolaylı etkisi ve gücü”dür.

ELİMİZDEKİ VE EVİMİZDEKİ CANAVAR!

Bu nedenle, bu medyaları, yok olmamak için bir süreliğine kullanmak zorundayız.

Daha sonraki süreçte, kendi medyalarımızı kurmamız, medyada kendi dilimizi kuracak felsefî ve estetik bir çaba ortaya koymamız kaçınılmazdır.

Bu çatışmacı, yıkıcı ve yok edici medyalarla bir yere gidemeyiz, bir dünya kuramayız. Varlıklar, insanlar ve tabiat arasındaki dengeyi, karşılıklı varolmayı ve varetmeyi esas alan bir medya rejimi ve dili kurmak, geleceğimizi teminat altına almanın ve bir gelecek sunmanın en temel yollarından biridir.

Türkiye´deki mevcut medya, seküler / pagan Batılı çatışmacı medya dilinin en pespaye hâlini kullanıyor ve yozlaştırıcı, soysuzlaştırıcı ve sığlaştırıcı bir işlev görüyor.

Bu medya düzeni yıkılıp, kendi kültürel anlam ve sembol haritalarımız doğrultusunda husumeti değil saygıyı, nefreti değil sevgi´yi, çatışma´yı değil konuşma´yı eksene alan, bize özgü bir medya rejimi ve dili kuramazsak, mevcut soysuz ve yoz medyaya daha çook Emine Bulut´lar kurban veririz. Vesselâm.

Anahtar Kelimeler: Türkiye, cinayetlerle, imtihanı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
İnsanların en hayırlıları, ahmak, aptal diye adlandırılmadıkça kıyamet kopmaz

Hz. Muhammed
Bir deve kuşunun hızı saatte 70 km´ye ulaşabilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59