Türkiye, mazlumların umudu: İşte Batılıların korkusu bu!
Tarih: 17.12.2016 16:19:28 / 288okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

 

e iki önemli tespit:

Osmanlı durduruldu; dünyanın dengesi bozuldu; Balkanlar, Kafkaslar hüzne boğuldu; Arap dünyası paramparça oldu.

Halep´te yaşanan vahşetin en temel ve genel nedeni, Osmanlı´nın durdurulmasıdır.

Sadece Halep´te değil, son çeyrek asırda Balkanlar´da Kafkaslar´da, bütün Arap dünyasında yaşanan katliamların, kanın, gözyaşının birincil nedeni, Osmanlı´nın tasfiye edilmesi, İslâm dünyasının yetim kalmasıdır.

OSMANLI HANGİ GEREKÇEYLE DURDURULDUYSA, TÜRKİYE DE AYNI GEREKÇEYLE KUŞATILIYOR...

İkinci altı çizilmesi ve üzerinde kafa patlatılması gereken tespit de şu: Osmanlı hangi gerekçelerle durdurulduysa, Türkiye aynı gerekçelerle hedef tahtasına yatırılıyor, kuşatılıyor, etrafı ateş çemberine çevriliyor.

Peki nedir bu yüzyıldır değişmeyen temel gerekçe?

Şudur: 1000 yıldır, Selçuk ve Osman çocukları, üç kıtanın tarihini yapıyor: Üç kıta, dünya demek zaten; dünya tarihinin yapıldığı merkez coğrafya.

Osmanlı, iki temel şey demekti dünya tarihi açısından:

Birincisi, Osmanlı adalet, asalet, ahlâk, merhamet ve feraset demekti her şeyden önce.

Batılıların bütün kıtaları ve denizleri sömürgeleştirdikleri, bütün medeniyetlerin kökünü kazıdıkları bir zaman diliminde, Osmanlı, üç kıtada insanlığın haysiyetini koruyor, adalet, hakkaniyet ve merhamet çınarı olduğunu gösteriyordu dünyaya.

Batılılar, üstelik de “özgürlükler, demokrasi, insan hakları” gibi sloganlarla dünyayı tarumar ederken, kaynaklarını yerle bir ederken; Osmanlı, asaletine yaraşır bir tevazuyla bütün medeniyetlerin üzerine oturuyor ama hiç birini yok etmeyi, kökünü kurutmayı aklının köşesinden bile geçirmiyordu.

BATILILARIN KORKUSU: TÜRKİYE´NİN YENİDEN UMUT OLMASI

1326´da Endülüs´ün başşehri Kurtuba düştüğünde Hıristiyan Batılılar, “Hıristiyan olmayanı yakarız” diyorlar; başta Müslümanlar olmak üzere Yahudileri de kitleler hâlinde katlediyorlar, sürüyorlar ya da Engizisyonlarda inanılmaz işkencelerden geçiriyorlardı.

Oysa Osmanlı 1463´te Bosna´yı kansız ve savaşsız fethetmişti ve Fatih, Bosna´da yayınladığı Eman´da, “Hıristiyanlara, Yahudilere dokunan karşısında beni / Osmanlı´yı bulur” diyordu.

İşte Batılıların korkusu buydu: Osmanlı adaletinin ve merhametinin, insanca bir dünya kurma umudunun ve ufkunun önünde sömürgeci, emperyalist Batılıların aslâ duramayacağı yakıcı gerçeğiydi bu.

O yüzden bütün güçleriyle Osmanlı´nın üzerine geldiler ve düvel-i muazzama sonunda Osmanlı´ya karşı birleşti ve Osmanlı´yı çökertti.

Unutmayalım: Osmanlı, kendiliğinden çökmemişti, çökertilmişti. Arnold Toynbee, bu gerçeği “Osmanlı çökmedi, durduruldu” diyerek özetleyecekti.

OSMANLI´NIN DA TÜRKİYE´NİN DE HEDEF TAHTASINA YATIRILMASININ İKİ TEMEL NEDENİ

Osmanlı´nın durdurulmasının iki temel nedeni vardı:

Birincisi, biraz önce de değindiğim gibi, eğer Osmanlı durdurulmasaydı, Batı uygarlığının bütün medeniyetlerin kökünü kazıyan barbarlığı bütün çıplaklığıyla anlaşılacaktı.

Bu da, Batılıların dünya üzerinde kesinkes ve mutlak hegemonya kurmalarını son derece zorlaştıracaktı. Batılıların, Osmanlı´yı durdurmalarının ikinci temel nedeni ya da gerekçesi de buydu.

Bugün işte bu iki temel gerekçe, Türkiye´nin kuşatılmasının ve karıştırılmasının iki temel nedeni yine.

Bunun somut göstergeleri artık küre ölçeğinde belirginlik kazandı: Türkiye´nin, Somali´yi, seferber olup Allah´ın yardımıyla açlıktan kurtarması, ardından 4 milyon Suriyeli mazlumu bağrına basması Batılıları çıldırtmaya, Batılıların Batı ittifakının bir üyesi olmasına rağmen Türkiye´yi hedef tahtasına yatırmalarına yetti.

Türkiye´nin ekonomik olarak büyümesi, stratejik hedeflerini medeniyet coğrafyasına enlemesine ve boylamasına genişletmesi, Batılıların bin yıllık hayaletlerinin hortlamasına ve büyük bir akıl tutulması yaşamalarına yol açtı.

O yüzden terör örgütlerini gizli ve açık şekillerde desteklediler ve Türkiye´ye karşı örgütlediler. Bu “akıl tutulması” (=”kâbus” diye okuyun siz bunu) öyle bir noktaya ulaştı ki, Türkiye´ye NATO üzerinden darbe ve işgal girişiminde bulunmaktan bile çekinmedi Batılılar.

Ve son olarak PKK´yı, Avrupa Parlamentosu´nda aldıkları bir kararla terör örgütü listesinden çıkardılar.

TÜRKİYE´Yİ İRAN´LA KAPIŞTIRMA VE BOĞMA TUZAĞINA DİKKAT!

Bu arada, dün “haydut devlet” olarak ilan ettikleri, İran´ın önünü alabildiğine açtılar. İran´ın 250 bin askerle Irak ve Suriye´de terör havası estirmesine, mazlumların kanını dökmesine imkân tanıdılar.

Amaç: Türkiye ile İran´ı karşı karşıya getirmek, savaştırmak ve ardından da Türkiye´yi boğmak!

Şunu aslâ unutmayalım: Osmanlı da böyle bir tuzak sonucunda Birinci Dünya Savaşı´a itilmiş ve koskoca devlet bu sürecin sonunda bitirilmişti!

Fakat bunu başaramayacaklar: Türkiye basiretle gidecek; dik duracak ve bölgemizdeki tezgâhların hepsini de püskürtecek -Allah´ın izni ve keremiyle...

Yine de her şeye rağmen bendeniz gerek bölgesel gerekse küresel sorunlarda Türkiye´nin zekice stratejiler geliştirmesi, tuzaklara karşı teyakkuz hâlinde olması ve adım adım mazlum dünyanın umudu olduğu gerçeğini gözler önüne sermesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Bu arada, Halep bir hafta boyunca yüzyılın en büyük soykırımlarından birine tanık oldu.

Fakat Halep´te (acımızı ve öfkemizi içimize gömerek) sergilediğimiz serinkanlı ve zekice tutum, İranlı şebbihaların, Rusların ve Esed´in askerlerinin katliamlarına rağmen bizim mazlumların umudu olduğumuzu bir kez daha gözler önüne sermemize imkân tanıdı: Başta İHH ve Kızılay olmak üzere bütün sivil toplum kuruluşlarını seferber ederek katliamı durdurduk, mazlumları Halep´ten tahliye etmeyi başardık.

Şu kesin artık: Irak´a, Suriye´ye “demokrasi, özgürlük” getireceğiz diyerek işgal eden, cehenneme çeviren Batı uygarlığının mezarı oldu Halep.

Türkiye ise, mazlumların umudu oldu bir kez daha.

Bu umudu, dik durarak ama basireti ve teyakkuzu elden bırakmayarak dalga dalga büyütme zamanı şimdi...

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Doğruluk bulunmaz sen eğri isen."

Yunus Emre