Av. Elif Seçil Erdayı


TÜRK GEMİSİNİN HUKUK DIŞI YÖNTEMLERLE ARANMASI

TÜRK GEMİSİNİN HUKUK DIŞI YÖNTEMLERLE ARANMASI


DİPLOMATİK KRİZİN DENİZ HUKUKU VE ULULUSLARARASI ANTLAŞMALAR BAKIMDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

 

   Geçtiğimiz günlerde, İrini Harekatı’nda görevli bir Alman fırkateyni (büyük gemileri destekleyen, nispeten küçük, modern savaş gemisidir) Türkiye’den Libya’ya gıda ve boya gibi muhtelif maddeler taşıyan bir gemiyi Doğu Akdeniz’de durdurarak, Uluslararası Hukuk kurallarına aykırı bir şekilde saatlerce aradı. Hiç kuşkusuz ki bu hukuk dışı eylem diplomatik bir krize sebep olmuştur. Edinilen bilgiye göre, Türk bandıralı ROSELINA-A Gemisi’ nin , İstanbul’ dan Libya’ ya insani yardım malzemesi taşığı bilinmektedir. Türkiye’den izin almaksızın, Hamburg Fırkateyni’nin personeli gemiye helikopterden iniş yapmıştır. Yapılan tüm uyarılara rağmen, gemideki tüm konteyner ve malzemeler açılarak sabahın ilk saatlerine kadar aranmıştır.

    Devlet kanalıyla yapılan ilk açıklamalarda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Doğu Akdeniz'de Türk ticari gemisinde yapılan hukuk dışı aramaya ilişkin, "Tamamen uluslararası hukuka aykırı, teamüllere aykırı bir şekilde icra edilmiştir. Yanlış yapılmıştır. Bununla alakalı bütün haklarımız mahfuzdur. Dışişleri Bakanlığımızla beraber gerekli faaliyetleri yürütüyoruz, gerekli işlemler yapılacak. Olayı takip ediyoruz.’’ İbarelerini kullanırken, olaya ilişkin Dışişleri'nden bir açıklama daha geldi. AB, İtalya Büyükelçileri ile Büyükelçi Ankara dışında olduğundan, Almanya Maslahatgüzarı, Dışişleri'ne çağrılarak Nota verildi. Tümamiral Cem Gürdeniz, skandal aramayı ‘’denizde haydutluk’’ olarak değerlendir.

  Gündeme oturan diplomatik kriz sorununu hukuki açıdan kaleme almak gerekir. Deniz haydutluğu nedir? Hukuki terminolojide yeri var mıdır? Uluslararası Hukuk kuralları nelerdir? Açık Denizlerde işlenen suçlar ve yaptırımları nelerdir?

  Daha genel geçer bir tanımla ‘’Deniz Haydutluğu’’ ; açık denizlerde, hiçbir devletin egemenliğine girmeyen yerler gibi uluslararası alanlarda, gerek kişilere karşı, gerek mallara karşı gerçekleştirilen yasa dışı eylem olarak belirtilir.  Bu eylem kişisel, siyasi, diplomatik bakımdan gerçekleştirilebilir.

   Uluslararası hukuka ve antlaşmalara aykırı bir şekilde gerçekleşen eyleme diplomatik tabirle ‘’NOTA VERME’’ hususu söz konusu olurken, hukuken ‘’MİSİLLEME, KINAMA YA DA ULUSLARARASI YARGI YOLU’’ yaptırımlarına gidilmesi söz konusu olabilir.

  Her ne kadar açık deniz hiçbir devletin egemenliği altında bulunmuyorsa da, bazı konularda bir devletin bir takım yetkilerini bu alanda kullanma gereği, en başta ulusal yetkisi alanında bulunan gemilerin açık denizlerde seyrettikleri zaman söz konusu olmaktadır.  Bu kurala ‘’KUTSAL BAYRAK YASASI’’ (Flag Law) denmektedir. Diğer bir taraftan bayrak yasası uyarınca açık denizlerde seyreden bir gemi üzerinde, ilke olarak, YALNIZCA UYRUĞUNDA BULUNDUĞU DEVLETİN MÜNHASIR EGEMENLİK YETKİLERİ GEÇERLİ OLMAKTADIR.

  ‘’AÇIK DENİZİN SERBESTİLİĞİ İLKESİ (CENEVRE AÇIK DENİZ SÖZLEŞMESİ 1958; BMDHS mad. 87-92-94)’’ ile açık denizlerin yalnızca barışçıl amaçlarla kullanılması söz konusu olabilir.

  Yapılan hukuk dışı eylemle Alman Fırkateyni, insani yardım ve malzemelerinin olduğu Türk Bandralı Gemi’ yi durdurarak aynı zamanda uluslararası teamüllere de aykırı davranması söz konusu olmuştur. İlerleyen günler, Türkiye tarafından farklı bir yaptırımın uygulanıp uygulanmadığını ya da Türkiye’ nin Uluslararası Adalet Divanı’ na başvuru yapma hususunun gündeme gelip gelemeyeceğini gösterecektir.



YAZARLAR