“Türk dünyası” diye bir “dünya” neden yok?
Tarih: 7.5.2019 17:19:26
Yusuf Kaplan

Uçak dört buçuk saat uçuştan sonra iniyor Taşkent´e. Hastalıktan sonra yaptığım ilk uzun mesafeli uçak yolculuğu bu benim için. Ciddi bir sorun yaşamadım Allah´a şükür. Dönmeden bir gün önce hastalandım; yetmedi, döndükten sonra bir başka hastalık daha zuhûr etti. Ama ilki düzeldi; ikincisi için de tedavi görüyorum.
Hayırlısı artık.
Biz Taşkent´e indiğimizde şehre sağanak yağmur yağıyordu-. Dün böyle değilmiş. Yağmurla gelmişiz anlaşılan. Rahmetle. Umutla, belki de.
Fakat yağmur çok ağır yağmış olmalı ki, bizi almaya gelen arabalar çıkışta oluşan göletlerden ötürü kapılara yanaşamadılar!
İlgili arkadaşlar araçları yanaştırmaya çalıştılar ama vazgeçtiler sonunda.
Ve biraz ıslanmayı göze alarak hızla araçlara doğru koşmaya başladık ellerimizde bavullarla...
Aslında bu ağır yağmur, araçlara kolayca binmemizin önünde bariyer olmakla kalmıyor sadece; sembolik olarak Türkiye ile bütün Türk dünyası arasındaki bir türlü kökleşemeyen hatta normal bir mecraya bile kavuşamayan ilişkileri de güzel özetliyor!
Bir engel, bir duvar var sanki Türk dünyası ülkeleri arasında.
Doğrusunu söylemek gerekirse, bu ağır yağmurun sembolize ettiğinden daha vahim durum; daha büyük duvarlar var aramızda.
En basitinden hiçbir ülke kendini “Türk” devleti olarak görmüyor; Kırgız olarak, Özbek, Kazan, Azerî, Tacik olarak görüyor.
Oysa bunlar Türk devletleri. Hepsi Türk ama kendilerini öncelikli olarak Türk olarak tanımlamıyorlar. Sadece Türkiyelilere Türk diyorlar, “siz Türkler” diye söze başlıyorlar, meselâ!
Aslında bu, Rusların, Türk devletlerinin halklarını birbirinden uzaklaştırmak için geliştirdikleri stratejinin tuttuğunu gösteriyor!
Şunu özellikle hatırlatmak isterim: Türk cumhuriyetleri, halkları birbirinden ayrılarak, birbirlerinden ayrı kalarak varlıklarını bile sürdüremezler. Asgarî müştereklerde birleşmek, hedeflerde birleşmek, ortak bir medeniyet iddiasında birleşmek zorundalar. Yoksa unufak olarak yok olmaktan kurtulamazlar.
O hâlde ne yapmalı?
Önce Gaspıralı´nın yüzyıl önce önerdiği birliğin tesis edilmesi gerekiyor: Dilde, iş´te, fikir´de birlik.
Bütün bu lokal farklılıkların aşılabilmesinin, müşterek bir yere ulaşılabilmesinin tek yolu var: Medeniyet Fikri.
Turkuaz Ruhu olarak adlandırdığım, önce insan, sonra nizam olarak tanımladığım düsturu hayata geçirmeyi emreden kuşatıcı ve kucaklayıcı bir medeniyet tasavvuru ve fikri, Türk dünyasını toparlar ve dahası, Türk dünyası ile Arap dünyasını da, Hint, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya ve bütün bir Müslüman Afrika ülkelerini de aynı gökkubbenin çatısı altında toplar.
Bunlar, hayal gibi gelebilir.
Olsun.
Hayal olsun.
Hayali bile güzel bunların.
Fakat unutmayalım: Bunlar dün gerçekti; bugün iki asırdır yaşadığımız medeniyet krizi nedeniyle gerçek olmaktan çıktı.
Müşterek bir medeniyet tasavvuru, iddiası ve şuuru geliştirilmeden, Türk dünyası varedilemez.
Müşterek medeniyet tasavvurunun geliştirileceği ve bütün Türk dünyası coğrafyasına yayılabileceği en önemli alanlardan biri medya alanı.
Sinema başta olmak üzere, televizyon, dijital medya gibi alanlarda ortak bir dil ve duyarlık inşa etmek şart.
Fakat daha baştan büyük engellerle karşılaşıyoruz. Üstelik de kendi ayağımıza kurşun sıkmamıza yol açan traji-komik engeller bunlar.
Taşkent´e indiğimizde araçlarımıza kolayca binmemize neden olan engel basit bir engel aslında. Medya alanında karşılaştığımız en büyük engeli hatta felaketi Taşkent´te öğrenince şok oldum ben; ekibimizdeki diğer insanlar da aynı şekilde.
Sorun şu: Türk dizilerinin Özbekistan´da yasaklanması sorunu. Ülkede son haftalarda hararetle tartışılan konuları biri buymuş!
Türk dizileri niçin yasaklansın ki?
Özbeklerin ahlakını ve değerlerini bozduğu düşünüldüğü için!
Gerçekten yüzkarası bir durum bu bizim için.
Dün, ahlakın, edebin ve hayanın timsali olan bizler, bugün ahlaksızlığın, edepsizliğin ve hayasızlığın bayraktarlığını yapıyoruz taa Şili´ye, “dizi cenneti” Brezilya´ya kadar!
Akıl mantık alır gibi değil gerçekten.
Özetle: Türk dünyası, hedeflerini önce belirginleştirip sonra da birleştirecek adımlar atarsa toparlanır ve önceki yazımda da vurguladığım gibi insanlığın gelecek bin yılını da belirleyecek hakikat fikrini hayata geçirecek hazırlıkları yaparak insanlığın önünü açabilir yeniden. Vesselâm.

Anahtar Kelimeler: Türk, dünyası, diye, dünya, neden
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
İlim irfan mürşittir karanlıkları boğar. İnsanları cehalet, gaflet bunaltıp boğar?

Hacı Bektaşı Veli
Bal bozulmaz; o nedenle 3 bin yıllık bir balı bile yemiş olabilirsiniz!

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59