Berat Demirci


TÜKETİM AYNASINDA SÖZ AĞACI


 İktisadî hayat şeklini bozmadan tepetaklak olmuş: tüketim ana süreç; üretim, tüketimin ardından yürüyen, ?sınırsız ihtiyaçlar?ı karşılama faaliyetine dönüşmüştür. Kurumlar buna göre düzenlendiği için, ahlakî söylemler de hep eskiye atıfla yapılmakta ve yayılmaktadır. Eskiye atıflarla şoşartılan ahlakî söylemlerle müşteri bulanlar, kendi kendini kökünden iptal eden bir yeni ve yersizleştirilmiş edebiyat söylemi ve yaşam tarzıyla bütünleşmişlerdir. Tüketicilerinin olması malını arz edenin ödüle kavuşmasını piyasa vasıtasıyla cari, iktidar vasıtasıyla meşru kılmaktadır. Bilgi, sezgi ve hattâ rüya bile sahte olduğu hissedilmeyen temyiz ve sansür mekanizmalarıyla ölçülmekte, tartılmakta ve yorumlanmaktadır.

Günümüzün yaygın insan tipi önce çok yer, sonra yediğini yakmaya çabalar. Kanaatkâr ve perhizkâr gözükenler ise eline imkân geçince, kazaya kalan bütün tüketim miktarını süratle eda etmeye çalışır. Bütün bunları daha keskin ve daha şiddetli cümlelerle söylemek mümkündür ama şiddet, ?zavallı? ve ?kader kurbanı? olanlarla, gardiyanlar arasındaki sorumluluk farkını örter. En iyi gardiyan ödülünün, en disiplinli ve istikrarlı piyasa katalizörlerine verilmesi, düzen sağlama açısından uygundur. ?Ahlâkîyat?ın sadece tabi ile metbu arasındaki ilişki tanzimi kademesinin işlerlikte oluşu, bütün eleştirileri ve eleştiri ihtimallerini sıfırlar. Edebiyat söyleminin ahlâkîyatla kesiştiği nokta da aynıdır.

Geçmişin her yönden tüketilmesi madem işe yaradı, hangi işe yaradığına da bakmak gerekir. ?Söz ağacı?nın da şekli bozulmadan ve itinayla tersine çevirilmiştir. Neden anlamak için çaba gösterelim ki, alırız yahut almayız. Anlaşılacak bir şeyin olması için nispet edecek bir şeylerin, tarihin bugün içinde varlığının sezilmesi gerekir, meselâ... Tüketim, sadece bedenin müştemilatıyla ilgili bir konu değildir; hattâ en kolay anlaşılan ve eleştiriye elverişli tarafı odur.?Sınırsız ihtiyaçlar?ın üretimi illüzyona dayalı olsa bile, gerçek sonuçlar doğurur. Toprağın metalaşmasıyla, ?söz ağacı?nın başına getirilenler aynı oluşun parçalarıdır. Önceliği sonralığı önemli değildir. İnsanların da bu oluşa ?kârlı uyum? sağlayanları, amuda kalkarak yürümektedirler.     

 



YAZARLAR