Topçu´nun düşüncesi: İrade metafiziği ve postmodern krizi öngörmesi
Tarih: 12.7.2018 16:30:53 / 343okunma / 3yorum
Yusuf Kaplan

10 Temmuz, Cumhuriyet döneminin en parlak düşünürlerinden Nurettin Topçu´nun vefat yıldönümü.
Cumhuriyet döneminde, eşiğine sürüklendiğimiz ontolojik yok oluş sürecinde, ülkeye, ülkenin çölleşen düşünce, kültür, sanat hayatına metamorfoz yemiş, celladına âşık garpzede tasmalı çekirgelerin bir heyulâ gibi “çöreklendiği”, ruh köklerimizin kurumaya ramak kaldığı o ürpertici kış mevsiminde bu toplum, önümüzü açacak, semamızı aydınlatan yıldızlarını çıkarmayı başardı.
Necip Fazıl´dan Sezai Karakoç´a, Nurettin Topçu´dan İsmet Özel´e, Cemil Meriç´ten Nuri Pakdil ve Rasim Özdenören´e, Cumhuriyet tarihinin, geçmişten geleceğe derin nefes alarak gelen en büyük düşünür ve sanatçıları ontolojik yok oluş felâketiyle dalgakıranlar gibi savaştı...
Ama semamızda her biri kendine özgü ufuklar açan, adetâ Hz. Mevlânâ´nın pergel metaforunu işleterek İslâm düşüncesinde köklenen ve çağdaş düşünceden de beslenmesini bilen bu öncü düşünür ve sanatçılarımız, hak ettikleri yere ulaşamadı bu ülkede -hâlâ!
Gelecek kuşakların bu öncü isimlerimizi daha iyi keşfedeceklerinden kuşku duymuyorum.
Bu yazıda, vefat yıldönümü vesilesiyle, Nurettin Topçu´nun düşüncesinin tablosunu çıkaracağım.
Daha önce bu sütunda yayımlanan bu yazımı önemli değişiklerle ve ilavelerle sizlerle paylaşmak istiyorum.
ÜÇ TOPÇU: AHLAK, “İSYAN” VE RUH ADAMI
Üç Topçu´dan söz edebiliriz: “İsyan” adamı, ahlâk adamı ve ruh hareketi adamı.
Topçu´nun düşüncesini irade metafiziği olarak tanımlayabileceğimizi düşünüyorum. Topçu´nun bu üç özelliğini iyi özetleyen bu tarifi biraz açmam gerekiyor.
Nurettin Topçu, her şeyden önce, irade metafiziğinin öznesi olarak konumladığı irade´yi insanı tarif eden en önemli unsur olarak görüyor: İnsanı diğer varlıklardan ayıran özelliği, düşünen bir varlık olması değil, irade sahibi bir varlık olmasıdır, diyor.
İnsanın iradesini, dolayısıyla özgürlüğünü yitirmesine yol açan postmodern neo-paganizm çağının anlaşılması, anlamlandırılması ve aşılabilmesi sürecinde insana ne olduğunu hatırlatabilecek bu Nebevî insan tarifi oldukça anlamlı, ufuk ve çığır açıcı bir tariftir.
İradenin Davası başlıklı kitabının, daha ilk satırından itibaren Topçu, insana ne olduğunu hatırlatan şu sarsıcı ve kışkırtıcı tespitle seslenir bize ve çağımıza: “Hayatımızın sonuna kadar sürekli olarak yokluğa karşı koyan var olma iradesidir.”
POSTMODERN ZAMANLARIN DÜŞÜNÜRÜ!
Topçu, daha sonra, insanı yokluktan, özgürlüğünü yitirmekten kurtaracak iradenin, insana sonsuzluk iradesi kazandıracak iradelerin gerçek sahibi olan Allah olduğunu belirtir. Ve sonsuzluk iradesinin yok olmasının insanın yok olmasına, dolayısıyla “iradenin iflası”na yol açacağına dikkat çeker.
İradenin iflasının neo-paganizm tehlikesi olarak tarif ettiğim tehlikeli dönemecin ortasına insanı nasıl fırlatacağını şöyle tasvir eder:
“Sonsuzluk iradesinde varlığını eriterek ona teslim olan insan, gerçek iman adamıdır. Bütünden ayrılarak kendi benliğine bağlı bölümlere teslim olmak isteyenler sonsuzluğun iradesini kaybediyorlar... Bugün bakışlarında irade eseri bulunmayan, çeşitli heveslerin hastası çocuklara yarınlarımızı emanet ederken işlediğimiz suç, onlara bugünden sonsuzluk ihtirasının aşısını yapamayışımızdır. Bu yüzden iradenin davası, bizi bir gün mahkûm edecektir. Zamanımızın meselesi, ne teknik, ne atom, ne siyaset meselesidir. Zamanımızın meselesi, irade meselesidir.” (s. 10)
Topçu´nun “zamanımızın meselesi” dediği irade meselesi, bütün zamanların temel meselesidir aslında. Nitekim, onun da meseleyi bütün zamanlara yayan bir ufuk genişliğine ve derinliğine sahip olduğunu gösteren şey, şüphe´yi irade´nin tam karşısına yerleştirmesidir.
Topçu´nun irade metafiziğinde peygamberî soluğun ve söz´ün merkezinde sonsuzluk iradesinin bir ifadesi olarak Allah´ın iradesi varsa, bütün pagan düşüncelerin merkezinde de şüphe vardır.
Antik Yunan düşüncesi, şüphe üzerine kurulmuştur.
Seküler modern düşünce, Descartes´ın şüpheyi sistematize etmesiyle şekillenmiş ve teşekkül etmiştir.
Postmodern düşüncenin merkezinde, şüphenin itici güç olarak işlev gördüğü, mantıkî sınırlarının sonuna götürüldüğü izafîlik vardır.
Nitekim Topçu, bu yakıcı ve yıkıcı gerçeği, büyük bir öngörü ile görmüştür.
Topçu´nun zihin açıcı tespitlerine biraz yakından kulak kabartalım:
“Yalnız iradesiz değil, aynı zamanda iradelerin düşmanı olan ve her yerde iradeleri söndüren bu adamlar, hüviyetlerini maskelemek için son bir çare olarak her şeyin izafî olduğunu söyleyeceklerdir. Bu zehirli düsturun neticesi şu olacak: Hiçbir gayeye mutlak olarak bağlanmak doğru değildir. Bizim tasavvurlarımız da, isteklerimiz gibi izafidirler. Bu izafiyetçilik, bütün bir vehimler sistemine bağlandığımızı ortaya koyar; büyük davalar peşinde koşan kuvvetlerini felce uğratır...” (s. 18-19).
Topçu´nun, insana ne olduğunu hatırlatan, çağları aşan ve kucaklayan peygamberî soluğu ve söz´ü, bize ruh üfleyen -İradenin Davası´nda yer alan- şu tespitlerle nasıl yeniden-dirilttiğini hatırlatmak istiyorum:
“Bugünkü insanlık makineye güveniyor. Mukadderatını makinenin iktidarına teslim etmiş bulunuyor. Bu kitap insan iradesinin, yerini makinenin iktidarına teslim ettiği tarihî bir ânda insana kendini hatırlatmak [...] amacındadır. Biz insanlığın şaheserleri yerine füzelerin en kuvvetlisini yapmakla insanlığın kurtuluş çağına açılacağına inanmıyoruz. İnsanı... kurtaracak kuvvet, fertten doğarak onu Allah´a kadar götüren iradeden başka bir şey değildir.”
BATI´DAN ALDIĞI FİKİRLERİ DÖNÜŞTÜRDÜ
Sonuç olarak, bir düşünür olarak Topçu´nun, eserlerinde oryantalist izler bulunduğunu ve İslâm düşünce geleneğine derinlemesine nüfûz edemediğini hatırlatmak da gerekir.
Ayrıca Topçu´nun düşüncesi, çağdaş Batı düşüncesinden de beslenmiştir.
Ancak Batı düşüncesi Topçu´ya değil, o beslendiği düşüncelere şekil vermiş, ruh üflemiştir.
Mesela Karşı-Aydınlanma çağı olan ve Romantizm çağı olarak da adlandırılan 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başının önde gelen düşünürlerinden Blondel ve Bergson, en çok beslendiği, “aşı aldığı” düşünürlerin başında gelir.
Ancak Romantizm, insana ne olduğunu hatırlatan peygamberî soluğun ve söz´ün itkisi ve etkisiyle Topçu´da -kendi terimlerimle ifade edecek olursam- vecd ruhuna, vücud (=irade / oluş, varlık ve varoluş) felsefesine ve vicdan (=isyan) ahlâkı´na dönüş/türül/müştür.
Gelecek kuşakların Topçu´yu daha iyi anlayacakları umuduyla, kendisine Allah´tan rahmet diliyorum.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Bir Yıldız Daha Kaydı
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Atatürkçü düşünmek!
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
Finansal coşkunun anlamı
Mehmet Şevket Eygi
Mehmet Şevket Eygi
Dinin içinin boşaltılması
Berat Demirci
Berat Demirci
ŞEHRİN GÖÇÜ VE “BİR ŞEHİRLİ”NİN GÖÇÜ
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
Kalp-hürmet-hizmet-merhamet
İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci
İyi işler, güzel eserler
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
EKONOMİDE MEGALOMAN DAVRANIŞLAR
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Mozart ve Beethoven dinlemek
Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan
Ne olabilir ve ne yapmalı?
Ahmet Özdemir
Ahmet Özdemir
Gelenek mi, görenek mi, medeniyet mi?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Başörtüsü ve Vietnam Sendromu
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Bana takipçi sayını söyle
Coşkun Gökkuş
Coşkun Gökkuş
Para/transfer
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Aile Sosyal Politikalar Spor Kulübünün Sporcu Potansiyeli
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Bir çevirinin düşündürdükleri
Ö. Emir Doğan
Ö. Emir Doğan
DALÂLETTEN ŞEHÂDETE MALCOLM X
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SÜRPRİZ REKTÖRÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Biraz daha teori çalışalım
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Fikret Ünsal
Fikret Ünsal
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3429
EURO
6.0908
booked.net
Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.

Hz. Muhammed
-Global ısınma yükselen deniz seviyesi 2050 yılında shangai ve deniz kıyısındaki Çin şehirlerinde büyük sellere neden olacak.bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. -Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wringleys marka sakızdır. -Kereviz yerken harcanan ka

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59