Temizlik seferberliği başlatmalıyız
Tarih: 3.10.2017 10:20:09 / 282okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

On gün içinde iki sehayat yaptık. Şehirlerin arasında yolculuk ettik. Dağlara çıktık, ovalara indik, dere boylarında yürüdük. Külliye´den ücra ve tenha dağ köylerine kadar.

Notlarıma bakıyorum. Çoğu temizlik, daha doğrusu kirlilik üzerine. Ülkemizin toprakları ve suları hızlı bir şekilde kirleniyor, kirletiliyor. Türkiye adeta açık hava çöplüğüne dönüşüyor. Bâkir ve temiz yerler azalıyor.

Kapıorman dağlarının Kılıçkaya zirvesine grayderle yol açmışlar. Ne gereği var? Yangın yolu desek değil.

Bin dört yüz rakımlı Davlumbaz yaylasında, bir alıç ağacının altında içki şişeleri gördük. Meyvesinden biraz toplayacaktık, vazgeçtik. Bu şişe ve kutulardan her yerde var. İstanbul´un su ihtiyacının bir kısmını karşılayan Alibeyköy barajını görünce gözlerime inanamamıştım. Kıyılarda içmiş ve şişeleri çoğunlukla suya atmışlar. Bu kötülüğe itiraz ettiğimiz zaman laiklik karşıtı olmuyoruz.

Eyüp belediyesine bağlı Kurtkemeri piknik alanını geziyoruz. Kuzey Ormanları´nda. Bir aile ağaçların altına kurulan masada güzelce piknik yapmış, hoşça vakit geçirmiş ve bütün çöpünü öylece bırakıp gitmiş. Oysa yirmi metre ötede çöp kutusu var. Belediye vazifesini yerine getirmiş. Fakat insanın içinde olacak. İşte oraya, yani içeriye hitap edecek bir dil geliştirmek gerekiyor. Mesela Çevre ve Şehircilik Bakanlığı´nın birinci bölümü niye var? Temizlik de Milli Eğitim´in bir parçası değil midir? Yol kenarlarına kaçak olarak dökülen molozlar Ulaştırma Bakanlığı´nı ilgilendirmez mi? Sağlık Bakanlığı sadece hastanelerden mi sorumludur?

Bereketli ovalardan geçiyoruz. Araçlardan atılan pet şişeler ve rüzgârın getirdiği poşetler tarlaları istila etmiş, ediyor. Hayvancılık yapılan yaylalara çıkıyoruz. Her yer cam kırığı dolu. Bunun sonuçlarını neredeyse herkes bilir. Bu durumlar, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı´nın dikkatini niçin çekmez?

GELİYOR, KİRLETİYOR VE GİDİYORLAR

Son yıllarda maddî imkânlar arttı, ulaşım hızlandı. Sosyal medya, birbirine benzeyenleri buluşturdu. Kampçılık ve günübirlik geziler yaygınlaştı. Bir güzellik buluyor, paylaşıyor ve insanları oraya çekiyorsunuz.

Ortak şikâyet, günübirlikçilerin tutumu. İkinci defa gelmeyecekler çünkü. Geliyor, genellikle kirletiyor ve gidiyorlar.

İstediğiniz her yere kamp kurabiliyorsunuz. Tatlı su kaynaklarının yanına, koruma alanlarına veya millî parklara. Mesela Bolu ilimizin sınırları içinde kalan ve benzeri bulunmayan Sülüklügöl´de tam bir çevre felâketi yaşanıyor. Dileyen dilediği yere ateş yakabiliyor. Sarıçam ormanı çöplüğe dönüşmüş durumda. Buraları kim koruyacak, temizleyecek? Orman Genel Müdürlüğü´ne mensup birkaç görevliyle olacak iş midir bu?

Cadde ve sokakların temiz tutulmasıyla ilgili bir diyeceğimiz yok. Belediyelerin temizlik birimleri, en azından haftanın bir günü ve planlı bir biçimde, sınırları içinde bulunan yayla, orman, ova, köy gibi yerlere de gitmelidir. Mıntıka temizliği yaparcasına. Bu hizmete gönüllüler de eşlik edebilmelidir.

Göynük ilçesi hakkında olumlu bir yazı kaleme almıştık. Hâlâ aynı fikirdeyiz. Böylesi iyi korunmuş bir beldemizin beş yüz metre ötesine açık çöplük kurulmuş. Hem pis koku yayıyor, hem de rüzgârla birlikte çöpler her yere dağılıyor. Vaziyet, bu güzelliğe ve hassasiyete yakışıyor mu? Elbette yakışmıyor.

TÜKETMEK DEĞİL, İSTİFADE ETMEK

Tanıdığımız veya tanımadığımız insanların yanı sıra bir gün döneceğimiz toprak da bize emanettir. O toprağın üstünde ve içinde yaşayan her şey.

Emanet bilmek ile bilmemek arasındaki farkın neye karşılık geldiğini görüyoruz. Önümüze çıkan ilk kelime: Yıkıcılık.

Sorun, dünyadaki tek canlının kendisi olduğunu düşünenler değil sadece. Kayıtsız kalmak da kabahatin bir parçası olmaktır.

Vatanı korumak deyince aklımıza sadece askerî tedbirler ve savunma sanayi gelebilir; gelmesin. Bir ahlat ağacına veya tatlı su kaynağına gereken özeni göstermek de bu savunmaya dâhildir. Kirleterek, hor kullanarak koruyamayız. İbrahim Paşalı´dan ödünç alıp söyleyelim: İstifade etmek ile tüketmek aynı şey değildir. Başlamamız ve çalışmamız gereken yer işte burasıdır.

Emine Erdoğan Hanım, birkaç gün önce ‘sıfır atık projesi´ başlattı. Destekliyor ve kendisini kutluyoruz. Sözünü ettiğimiz ve etmediğimiz bütün kurumlarla birlikte topyekûn temizlik seferberliği de başlatmalıyız.

Dile getirdiğimiz sıkıntılar, sıkı kontroller ve cezaî işlemlerle çözülemez. Devletin gücünden ziyade yaygın imkânları kullanılmalıdır. Burada devlet babaya değil, devlet anaya ihtiyacımız var. Emine Erdoğan Hanım´ın bu adımı atması onun için mühimdir.

Kampanya ve eğitimlerin sadece okullarla sınırlı olmaması gerekir.Topluma gezi, piknik ve koruma kültürü öğretilmelidir. Niçin tabiata hürmet etmemiz gerektiği anlatılmalıdır. Sözgelimi yaylalarda artan çim hırsızlığının diğer hırsızlık türlerinden farkının olmadığı aktarılmalıdır.

Öğrencilerden evvel belediye başkanlarına çevre ve temizlik semineri verilmeli. Misal: Her gün temizlenen Beyazıt semti İstanbul´dadır da ağır bir çevre tahribatına maruz kalan Tayakadın köyü nerededir? Birinin temizliğinden kendini sorumlu hisseden diğerinin temizliğinden niye hissetmez? İkisi de aynı şehrin parçası oysa.

Devam etmek şartıyla bitirelim: Temizlik imandandır. Bu hüküm yalnızca vücut ve niyetle mi ilgilidir? Kendimizi temizliyor fakat etrafımızı kirletiyoruz. Nedir bu?

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Evlat kokusu, cennet kokusudur.

Hz. Muhammed