Tek tip
Tarih: 4.8.2017 14:16:15 / 304okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Günümüzde hayata hakim olan kimdir? Cevap: Modern teknoloji (Endüstri haline gelmeyen teknoloji masumdur) ile onu hizmetine alıp besleyen sermaye.
Ne devletler, ne hükumetler, ne fikirler, ne ideolojiler, ne kültür, ne medeniyet.
Bunların hepsi yukarıdaki acımasız çarkı çeviren gücün karşısında acizdir.
Bu güç hayatı her geçen gün tektipleştirmeye devam ediyor. Kendisine şu veya bu sebeple biat etmeyenleri (ki bu farzımuhal bir şeydir) dize getirmenin türlü yollarını bulmuştur.
Bu gücün adını koymak zor. Ne istediğini anlamak zor. Kimdir, nedir, nasıldır; tarif etmek zor. Gizemli bir yanı olduğu belli. Şeytanî olduğu muhakkak. İnsanoğlunun zaaflarını biliyor, yani nefsine hitap ediyor, onu bir şekilde büyülüyor.
Tatil yapılacak yerler, oteller her ne kadar birbirlerinden ayrı mimariye sahip gibi görünseler de deniz-kum-güneş konseptinde birleşirler. Hepsinde benzer havuzlar, benzer eğlenceler, benzer mutfaklar, macera taslakları ile set aynıdır.
Dünyanın her yerinde şehirler artık birbirine benzemektedir. Gökdelenler arasında insanlar birer nokta olup oradan oraya koştururlar. Metrolar, AVM´ler, eğlence mahalleri, giyim-kuşam-beslenme, sağlık, spor vb. sanki tek merkezden idare edilir.
İnsanlar bürolarda, fabrikalarda, çalıştıkları her yerde yetmiş yaşına kadar çabalar; senede on beş-yirmi gün paketlenerek tatile gönderilir. Hepsinin kamerası, fotoğraf makinası, benzer maceraları, benzer kıyafetleri benzer hatıraları vardır. Aynı otomobillere biner, aynı yollardan gider, aynı trafiğe takılır, aynı mimariye sahip yüksek binalarda oturur, kirli hava solur, hormonlu gıda yer, depresyona girer, psikoloğa gider, aynı ilaçları alırlar.
Tüm şirketler, tüm endüstri, tüm paralar görünmez bağlarla bu gücün emrindedir.
Mahalli farklar, yerel ayrılıklar turistik sayılır. Yerliler folklorik kıyafetlerini giyer, turistlere yerel danslar, yemekler, müzikler sunar döviz kazanırlar.
Otomobil-televizyon ve bilgisayar hayatı tektipleştirmek hususunda yarışır. Onlar yarışadursun “cep telefonu” hayatı bir baştan bir başa kuşatır, esir alır. İnsanların ağzı açık kalmıştır. “Aman Allah´ım ne büyük kolaylık ne mükemmel âlet, bir tuşa bastığında dünya ayağına geliyor” derler ve ilave ederler: “Biz eskiden nasıl yaşıyorduk acaba?”
Bu soruyu soranların suyu ısınmıştır. Sessiz sedasız dünyayı terkederler. Dijital âlemde yerleri yoktur onların.
Sosyal medya bildik sanatın, bildik kültürün, iletişimin ipini çekmiştir.
Söz düşmüştür.
İnsanı ancak beş dakikalığına etkiler. Yazacaksan bir slogan at, bir tehdit fırlat, bir gülücük kondur, mesaj hemen eskir, yenisini bul.
Rol-model bellidir. Ona uy, tatmin ol.
İnsanlar böyle işte: Yat deyince yatıyor, kalk deyince kalkıyor. Hep aynı dili konuşuyor (Bilim, iletişim vb. dili İngilizcedir). Her geçen gün dünyada bir dil kayboluyor.
İnsanlar robotlaşırken bir yandan robot yapıyor. İleride insanlarla makinaların savaşı olmayacak. (Şimdi böyle insanlarla makinaların savaşını anlatan fantastik, bilim-kurgu filimleri çekiliyor). Hayır, dost olacaklar, çünkü insan da artık bir makina olacak.
Şair ne demişti: “Makinalaşmak istiyorum”. Bravo doğrusu. Dünden bugünü görmüş.
Mustafa Kutlu istikbale bakarken çok umutsuz bir tablo çizdiğinin farkında mısın? Farkındayım.
Siz bana bu gidişatın önüne geçecek bir fikir, hareket, proje, protesto var mı, onu söyleyin. Çevreciler dahil hepsi, herkes ilerlemenin, kalkınmanın, zenginleşmenin, konforun, modern teknolojinin peşindedir.
Sermayeye kim karşı çıkacak?
Mustafa Kutlu sermayeyi lanetleme, onu hayra hizmette kullanabiliriz.
Demeyin. Lütfen bu tuzağa düşmeyin.
Şunu iyi belleyin.
Tek çıkış yolu var.
O da “kanaat”.
Sermayenin defterini dürecek başka güç yok. Ben “kanaat” diyorum, ama bugün için buna kimsenin yanaşacağını da sanmıyorum.
Peki Mustafa Kutlu şu “kanaat” meselesi nasıl halledilecek? Onu bana sormayın, Mustafa Özel´e sorun “Kanaat Ekonomisi” adında bir kitap yazacak. Verilmiş sözü var.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Alim, ilim ve amelin yeri cennettedir. Alim, ilmi ile amel etmezse, ilim ve amel cennette, alim ise cehennemde olur.

Hz. Muhammed