Tehlike büyük: Peygambersiz, âmentüsüz bir İslâm icat etmek istiyorlar!
Tarih: 20.11.2018 00:00:01
Yusuf Kaplan

Adım adım “geliyorum!” diyen bir felâket var: Peygambersiz, mezhepsiz ve âmentüsüz bir İslâm icat etmek istiyorlar!
Burada söyleyeceklerim hayâtî: Özelde Müslümanların, genelde insanlığın geleceğiyle ilgili.
Daha önce burada yayımlanan bir yazımı gözden geçirerek bir kez daha paylaşmak istiyorum.
İSLAM´DAN SÖZETMEK, GELECEK´TEN SÖZETMEKTİR
İslâm´dan, İslâm medeniyetinden, İslâm tarihinden sözetmek, gelecekten sözetmektir.
İnsanlığın susuzluğunu giderecek ruh aşısı yapmak, yaralanan insanı, tarûmâr edilen tabiatı, savaşlardan bîtap düşen dünyayı darusselâma / barış yurdu´na buyur etmektir.
İnsanlığın adalete, hakkaniyete, sulh ve selâmete ekmek kadar, su kadar ihtiyaç hissettiği şu dondurucu kış mevsiminde insanlığı bahara, umuda ve hakikat medeniyeti ufkuna davet etmektir.
İslâm medeniyeti, hakikati, erdemi ve fazileti yüceltti; bütün medeniyetlerle temasa geçti, hiçbirini yok etmedi; hepsinden beslendi, hepsini besledi; en önemlisi de insanlığın binlerce yıllık çürümeye terkedilmiş medeniyet birikimini aldı, korudu, yaşattı, aştı ve bütün insanlığa ulaştırdı.
BATILILAR, GÜCÜ KUTSADILAR, İNSANLIĞA KAN KUSTURDULAR!
Batılılar, ne yaptılar, peki?
Gücü kutsadılar, insanlığa kan kusturdular. Dünyayı kutsadılar, insanı dünyanın tutsağı yaptılar.
Modern sosyal teorinin “kurucu baba”larından Max Weber´in -daha önce de yeri geldikçe zikrettiğim- hayatî tespitinde enfes bir şekilde özetlendiği gibi modern Batılılar, insanı “demir kafes”e hapsettiler. Ve insanlığı iki varoluşsal sorunun eşiğine sürüklediler: Anlam krizi ve özgürlük kaybı.
Foucault´nun “modernliğin hapishanesi” dediği şey, böylesi bir şeydi işte!
Dünyayı bir düğmeye basarak yok edecek ayartıcı silahları yaptılar, bütün medeniyetlerin kökünü kazıdılar.
Ezberlerimizi çöpe atalım ve sadece bu ülkede Batı´nın kutsandığını, Batı´ya ilişkin, bizzat Batılı düşünürler tarafından yapılan hayatî eleştirilerin bile yoksayıldığını görelim artık!
ŞARK MESELESİ VE ÖTESİ...
Batılılar, iki asır önce bir “Şark Meselesi” icat etmişti. Şark Meselesi, münhasıran bizim için geliştirilmişti. İki ayağı vardı.
Birincisi: Osmanlı´yı Avrupa´dan, Müslümanları tarihten uzaklaştırmak. Bunu başardılar kesinkes.
İkincisi de, Müslümanları, İslâm´dan uzaklaştırmak. Yüzyıldır, özellikle de son çeyrek yüzyıl boyunca, bunu hayata geçirmeye çalışıyor Batılı emperyalistler.
ÜÇ TEHLİKELİ PROJE
Burada üç ana proje, adım adım hayata geçiriliyor:
1- Kendilerinin icat ettikleri terör örgütlerini kışkırtarak, İslâm´ı terörle özdeşleştirmek, dünyanın İslâm´dan nefret etmesini, Müslüman kitlelerin İslâm´dan uzaklaşmasını sağlamak.
2- Ilımlı İslâm projesiyle İslâm´ı sekülerleştirmek / protestanlaştırmak, İslâm´ın ruhunu “bitirmek”, İslâm´ı hayattan uzaklaştırarak, inancı, bireysel bir inanç meselesine hapsetmek, ümmet fikrini ve medeniyet ufkunu yok etmek.
3- Sonuncusu ve en önemlisi, hedeflenen projenin sonucu olarak, İslâm´ın ana kaynakları konusunda şüphe uyandırmak. Hadisleri ve mezhepleri tartışmaya açarak “Peygambersiz İslâm” projesini uygulamaya koymak ve Müslümanların akîdelerini tarumâr etmek.
Böylelikle İslâm´ı dize getirmek ve küresel sisteme, seküler-kapitalist-pagan Batı uygarlığına yalnızca İslâm´ın meydan okumasını sağlayan sarsılmaz fikrî, akîdevî ve siyasî imkânlarını ve kaynaklarını paçavraya çevirmek!
Burada âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz´in (sav) konumunun sarsılması, bunun da ayartıcı bir yola başvurularak -hadislerin tartışmaya açılarak- yapılması, Müslümanların tarihlerinde, daha önceki dönemlerde yaşamadıkları en ürpertici proje.
AMENTÜMÜZÜN SÜTUNLARINA SALDIRIYORLAR!
Mezheplerin hedef tahtasına yatırılması, çok tehlikeli.
Mezhepsiz din olmaz. Bırakınız dinleri, bütün ideolojilerin bile farklı fraksiyonları, yorumları vardır. Mezhepler, dinlerin yeni durumları sâbiteler ışığında yorumlayarak çağ kurmalarını sağlarlar.
İslâm´ın mezheplerini, sanki bir mezhep çatışması varmış gibi bir siyasî kargaşa icat ederek hedef tahtasına yatırmak, “mezhepsizliğin” tek mezhep olacağı, dini, önüne gelenin kafasına göre yorumlayacağı bir zihinsel kaos ve entelektüel anarşiyle sonuçlanacaktır.
Oysa mezhepler, sâbiteleri korur, değişkenlerin sâbiteleri yutmasını önler.
Dahası, bütün değişkenlerin / değişen şartların, sâbite´ler ışığında yorumlanma çabasının önünü açar. Meselenin püf noktası tam da burası işte. Eğer mezhepleri yok ederseniz, değişkenlerin sâbiteleri, sarsılmaz vahyî ilkeleri ve ölçüleri yerle bir etmesinin önünü sonuna kadar açmış olursunuz!
Sonuçta, ortada dinden eser kalmaz. İnsanlar, dine uyacağına, dini kendilerine, kendi arzu, çıkar ve keyiflerine uydurulurlar.Öte yandan daha da önemlisi, Hz. Peygamber´i (sav) devre dışı bırakan bir din, kısa devre yapar.
Batılılar, bunu, kendi tarihlerinden (Protestanlığın yol açtığı büyük yıkımdan ötürü) çok iyi biliyorlar ve o yüzden son büyük saldırı olarak Efendimiz´i (sav) hedef tahtasına yatırıyorlar.
Peygambersiz din olmaz, peygambersiz din, din olmaktan çıkar. Önüne gelen kendini Hz. Peygamber´in yerine koymaya kalkar!
Batılıların en önemli hedeflerinden biri, bütün dinleri bitirerek, afyon olarak kullanılabilecek sahte, tek bir din icat etmek. Bunu iyi bilelim. Böylece bütün dinleri küresel sisteme boyun eğdirerek, sistemin önündeki engelleri nihâî olarak yok etmek.
Özetle, gelen tehlike çok büyük: Amentümüzü târumâr etmek, “Peygambersiz İslâm” icat etmek, böylelikle İslâm´ın yeniden ayağa kalkmasını mümkün kılacak temellerini yerle bir etmek istiyorlar. Bunun için, içimizdeki beyinsizleri, proje tipleri kullanıyorlar!
Müteyakkız olmak, bu saldırıyı püskürtmek zorundayız. Vesselâm.
Mevlid geceniz mübarek olsun; kardeşliğe ve huzura, birliğimize ve dirliğimize vesile olsun.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
Nimete kavuşanların inkarından sakının.

Hz. Muhammed
Atlar yüz ifadelerini kullanarak birbirleriyle iletişim kurarlar

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59