Taşra çıkarması
Taşra çıkarması
Tarih: 31.12.2014 16:24:43 / 579okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

 

Taşra yıllarca merkezin baskısı altında yaşadı. Merkezden gelen emirler, yönetmelikler, bürokrat ve müfettişler taşrayı hizaya sokmaya, medeniyet bayrağı altında toplanmaya davet etti. Ama bu bir seremoni olup üretime katkı sağlamıyordu. Taşranın bu muameleye karşı çıkacak takati yoktu. Denileni yaptı.

 

Ama bu ne işe yaradı ki!

 

Taşra yine karlı dağların ardı, bir sürgün mekânı idi.

 

Ne varsa merkezde vardı.

 

Anam anlatıyor, İstanbul gurbetinde çalışmaya gidenler bazen bavula bir-iki limon koyar getirirlermiş. Çöplükten limon kabukları toplayıp süs olsun diye yakamıza taktığımız olurdu. Portakalı bilmiyorduk; muzun adını duymamıştık, diyor.

 

Ulaşım, iletişim, öğrenim ve imkânları artınca taşradan İstanbul-Ankara-İzmir gibi şehirlere göç arttı. Bildiğiniz gibi işte gecekondulaşma falan oldu. Göç durdurulamayınca İstanbul’un dertleri kangrene dönüştü.

 

Sanayileşemedik. Montajdan öteye zor geçtik-geçiyoruz. Şehirleşmemiz de çarpık-çurpuk oldu. Şimdi pirincin taşını ayıklamaya çalışıyoruz.

 

Almanya (Acı Vatan) başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerine işçi olarak giden köylülerimiz sağlıklarını satıp para kazandılar. İlk giden işçilerimizin memleketteki yakınlarına gönderdikleri para ile birkaç aile geçiniyordu. Bu bir yana bu para o yıllarda bütçe açığımızı kapatmakta can simidi oldu.

 

Şimdiye gelirsek İstanbul’da Kastamonu nüfusundan fazla Kastamonulu, Sivas nüfusundan fazla Sivaslı var.

 

Nüfusun yüzde yirmi beşi köylü, yüzde yirmi beşi de şehre gelmiş, şehirleşememiş köylü. Bu açıdan taşra hâlâ merkezi besliyor. Taşradan gelen otobüslerin bagajlarında bidonlarla peynir, turşu, salça, yağ; çuvallarda un, bulgur, fasulye taşınıyor.

 

Ama artık Avrupa görmüş, büyük şehrin ne menem bir yer olduğunu anlamış taşra, bu defa merkeze çıkarma yapmaya başladı.

 

Feshane’de yapılan Malatya Günleri, Gümüşhane Günleri, Diyarbakır Günleri vb. bunun delilidir. Yerel festivalleri saymıyorum ki bunlar içine “Filim Festivali” dahi girmiştir.

 

Taşra merkeze şu mesajı veriyor: Beni gör, bendeki potansiyeli anla, beni yaban sanma, el ele verirsek çok iş yaparız.

 

Bu günler yıllardır memleket hasreti çeken İstanbul’daki taşralının bayramı oluyor. Bir şenlik havasıdır gidiyor.

 

Gurbettekiler ayağına kadar gelen memleket havasını soluyor, ürünlerinden tadıyor-alıyor, yıllardır yemedikleri yemekleri yiyorlar. Merkez hem memnun, hem şaşkın.

 

Taşranın müziğini, folklorunu, ürününü, gücünü, albenisini gördükçe; “Vay be! Bu Malatya neymiş, bu Diyarbakır nasıl zengin bir yermiş, şu küçümen Gümüşhane’de ne hazineler varmış” diyorlar; hatıra eşya hoşlarına giden meyve, sebze, kurutulmuş gıda vb. alıyorlar.

 

İşin şenlik tarafı bir yana taşranın işadamları (ki her şehrin bir İşadamları Derneği) var, merkezle bağlantı kurup kendi memleketlerine yatırım yapılmasını istiyorlar.

 

Sanayide hamle yapan yerler var. Sadece Adana değil; Antep, Adıyaman, Maraş vb. bu alanda hayli yol almış ama yeterli değil.

 

Bunun yanında meselâ eskinin Büyük Şehri Erzurum sönük kalmış, göç vermiş, şehir geriye gitmiş.

 

Bölgeler, şehirlerarası bu farklılaşmanın iyice derinleşmeden önüne geçilmesi lazım.

 

AK Parti iktidarı döneminde tarıma destek hayli arttı. Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatı fazlalaştı.

 

Taşranın sanayileşmesi zor. Ama tarıma yatırım yapanlar karşılığını alır. Gerekli alt yapı hazır gibi, sadece enerji meselesi muallakta ki, o bütün ülkenin derdi.

 

İş çevrelerinde, finans çevrelerinde “iyi tarım” yapmak üzere taşradan geniş araziler alan var. Bunun yanına hayvancılığı da koyabiliriz.

 

Taşralının şuur altındaki düğüm şudur: Herkes devletten memleketine bir sanayi yatırımı bekliyor.

 

Bu beklenti yerine kendi topraklarında “iyi tarım” yaparak iyi kazanacaklarına ikna olurlarsa bu tutum göçü sona erdirir.

 

Keşke yıllar önce böyle adımlar atılsaydı. Sivas’ın 216 köyü tamamen boşalmazdı.

Anahtar Kelimeler: Taşra, çıkarması
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Güzelliği sevdiği kadar, erdemi de seven bir insanı daha görmedim.

Konfüçyus