Taşköprüzade Ahmed Efendi´yi tanımak ve tanıtmak
Tarih: 6.10.2017 11:41:07 / 271okunma / 0yorum
Mahmut Erol Kılıç

Yazılarımızda zaman zaman tarihimizde yer alan kıymetli İslam âlimlerini tanıtmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken öyle lalettayin bir tarih köşe yazısında olduğu gibi bilinenleri tekrarlamak değil gayemiz. Bu zevatın ilmî duruşları neydi ve bugün için onlardan nasıl istifade edebiliriz derdindeyim. Malum olduğu üzere Gelenek´ten koptuktan sonra İlahiyat ve Diyanet çevrelerinde nevzuhur, daha evvel izine rastlanmamış bazı yönelimler oluştu. Dinin ve din ilimlerinin özü olan manevi ve metafizik ilimler dışlandı. Esasında onlara tabi olması gereken ikincil ilimler öne çıkarıldı. Manevi ve metafizik ilimler adeta tasavvufun ve felsefenin işi oldu. Davud-ı Kayseri´den bu yana gelen ilmi damarımız ise bunun tam aksini söylüyor. İznik Medreseleri´nin ders programı ile bugünkü medreselerin veyahut İlahiyat Fakültelerinin müfredatı örtüşmüyor. İlimler Hiyerarşisi tepetaklak olmuş durumda. Bunun sonucu olarak 6. veyahut 7. derecede olan tali bir branşın uzmanı, en yüksek (âlî) konular hakkında ahkam kesebiliyor. Yani “İslam´da Çek ve Senedin Yeri” konusunda tez yapmış bir ilahiyatçı tutuyor “Cinler aslında mikroplardır” veyahut “Vahdet-i vücud panteizmdir” gibi sahasıyla alakası olamayan fetvalar verebiliyor. Hastane müstahdeminin pansuman yaptığı, kabzımalın gökdelenler yaptığı bir ülkede bu normal diyebilirsiniz. Dünyanın ahvali nasıl diye sorarsalar “Bekri Mustafa imam oldu deyin anlarlar” durumu söz konusu. Hiyerarşinin kalkması beraberinde liyakatsizliği ve kalitesizliği getirdi. Modern zamanların bu kaosundan çıkış ancak Gelenek ustalarının Varlık ve Bilgi anlayışlarının ihyası ile mümkündür. Çünkü orada insanlığın ortak evrensel değerleri yatmaktadır. Bu üst bilgi altında siz kendi yorumlarınızı ve açılımlarınızı getirir güne cevap verebilirsiniz. Yani pergelinizin iğneli ayağı bu Gelenek´te sabit ama diğer ayağını kullanarak açılabildiğiniz kadar açılabilirsiniz. Bundan korkmayın zira bir ayağınız sağlam. Mevlevilikte bir ayağı yere sabit basmayana sema çarkettirilmez. Düşer çünkü…
İşte bugün bir vesile ile kendisinden bahsedeceğimiz böylesi ustalardan bir tanesi da Taşköprüzade Ahmed Efendi´dir (v. 1561). Kayseri´den kendisine kadar devam eden geleneğin mühim şarihlerindendir. Dev eseri Mevzuatü´l-ulûm ilimlerin nasıl ast üst şeklinde sıralanacağını gösteren muhteşem bir eserdir.
Artçıları 2000´li yıllara kadar süren o epistemolojik savrulmayı bir nebze genç ilahiyatçılar sorgulamaya başladılar. Modernist, Rasyonalist, Mealci hakim zihniyet zorlanmaya başladı. Ancak sızdıkları devlet kurumları ile ayakta durmaya çalışıyorlar. Halkta ve öğrencilerde bir karşılıkları yok..
Dostlar işte bu zatın bütün eserlerini bir külliyat olarak hazırlamaya niyetlenmişler. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Yayınları arasında şimdilik 5 cildi çıktı. Tamamının 10 cilt olacağını söylüyorlar. Maalesef bazı kurumsal yayınları temin etmek çok zor. Basarlar ama doğru düzgün bir dağıtımını yapmazlar. Dağıtım firmalarına vermeleri gerekiyor ki insanlar ulaşabilsin. Ben de bu eserleri aylarca temin etmeye çalıştım başaramadım, sonunda bir internet kitapçısından 4 adedini bularak satın aldım. Bu vesile ile başta Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu ve Yard. Doç. Dr. İbrahim Halil Üçer olmak üzere bu projeye emeği geçen herkesi tebrik ederim.
Pek çok risale bir araya getirilmiş. Hem Arapça asılları ve hem de Türkçe tercümeleri beraber verilmiş. Mesela “Hakikat Mertebelerindeki İncelikler” isimli risalede varlık mertebelerinin 5´li anlatımı olan ve daha çok Sadreddin-i Konevi tarafından şerhedilen “hazarât-ı hamse” konusu işlenmektedir. “Faydalı ilimlerin Niteliklerini Kuşatan Risale”de ise yüksek ilimler ve onlara tabi ilimler tasnifi yapılmaktadır. Ahmed Efendi diyor ki:
“Şeriat kandilinden alınan sâlih amellerde süreklilik, sünnette yer aldığı şekilde titizlikle mücâhedede devamlılık anlamına gelen tasavvuf ilmini, bunu kararlılıkla sürdüren kimseye de yüce değerler, güzel nitelikler ve iyi hasletler kazandırır. Bunlara sahip olan kişi ancak ilimde derinleşmiş olanların bildiği hakikat sırlarının ve Allah´ı hakkıyla bilenlerin muttali oldukları inceliklerin kendisinde ortaya çıkmasına uygun hale gelir. Bu bilgi ortaya çıktığı zaman ona arif bu ilme ise mükâşefe ilmi, müşâhede ilmi, hakikatler ilmi denir. Bu ilme verâset ilmi de denilebilir. Zira Hz. Peygamber “Kim bildiği ile amel ederse Allah ona bilmediğini öğretir” buyurmuştur. Burada Peygamber ameli, iki bilgi arasında bir berzah yapmıştır ki birinden istimdat diğerini temin eder. Dolayısı ile amelin kazandırdığı şey veraset ilmidir. Ders ve öğrenimle elde dildiği için ameli mümkün kılan şeye ise diraset ilmi denir. Bu sebeple bu ilim, alet olan Arabi dil ilimlerine ve akla dayanır. Diraset ilmiyle ulaşılmak istenen şey amel, amelle ulaşılmak istenen şey ise veraset ilmidir. Veraset ilmi en son gayedir. Talep edilen şeylerin sonunda yer alır. Bilgisine sahip olan kimseyi yeryüzünde her çağda değerli kılar” (s.34).
Bu zatı ve külliyatını sürekli olarak modernist ilahiyatçıları ve mealcileri pohpohlayan bazı gazeteler tanıtacak değildi herhalde. Ben tanıtayım istedim. Yolumuz yollarıdır…

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Psikopatlar ve din (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Aynoroz Adası´nda II (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Aynoroz Adası´nda -I (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Esas olan devletin bekâsıdır.. (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Köpek yavruları ve biz (17 Haziran 2018 - Pazar)
Kadir kıymet bilmek (11 Haziran 2018 - Pazartesi)
Son 10 gün (05 Haziran 2018 - Salı)
İmparator Marcus (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sabır ve oruç (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sanman taleb-i devlet u câh etmeye geldik… (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Anadolu erenlerini bir bir kaybederken… (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Geleneksel tıp üzerinden ideolojik okumalar (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Tasavvufun içini boşaltan şeyhler (27 Mart 2018 - Salı)
İslâm´ın içini boşaltan Müslümanlar (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Gençleri doğru yöneltmek (25 Şubat 2018 - Pazar)
Şîrâz… (06 Şubat 2018 - Salı)
Sofra sırları (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
Bana göre İran´da ne oluyor? 2 (23 Ocak 2018 - Salı)
Bana göre İran´da ne oluyor? 1 (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bir ilmin nefsi müdâfaâsı (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Müslüman Biblicalistler (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mevlânâ endeksi (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mevlânâ endeksi (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Dış politikada büyük oynamak (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Arap dünyası nereye gidecek (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Çevre ve biz (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Mimari eserler de bir ruha bağlıdır (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Hüseyin misiniz, Yezid mi? (26 Eylül 2017 - Salı)
Elmalı´da Vehhâbîler (?) (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Hacc´ın ardından bazı tespitlerim (12 Eylül 2017 - Salı)
Aydınlanmış Medine´den selam (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Aydınlanmış Medine´den selam (29 Ağustos 2017 - Salı)
Din adamı vardır (22 Ağustos 2017 - Salı)
Benim İslâm üniversitem (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
İslam siyaset felsefesi tek midir? (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (01 Ağustos 2017 - Salı)
15 Temmuz analizlerine devam (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Yaz üzerine metafizik değinmeler (08 Temmuz 2017 - Cumartesi)
Aylar var ki… (06 Haziran 2017 - Salı)
Çocuklar kadar saf olmadıkça (13 Nisan 2017 - Perşembe)
Köy gençliği üzerine (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Savaş, hiledir, hileden ibarettir.

Hz. Muhammed