Tarih dönüyor
Tarih: 13.5.2018 18:17:44 / 241okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Ülkemizin son yıllarına dair eleştirilerden biri de ‘tarih üzerinden kuru hamaset yapılıyor´ olması. Payitaht Abdülhamid, Diriliş Ertuğrul, Mehmetçik Kûtulamâre gibi diziler, bazı etkinlikler ve ecdada vurgu yapan siyasî söylem buna örnek gösteriliyor.
Bakışımız budur: Habâset olmasın da varsın hamaset olsun. Habâset ne demek? Kötülük, fenalık, habislik.
Tarih şuurunu edinmek için doğru kaynaklar elbette ders kitapları ve ciddi yayınlardır. Bunun bir üst seviyesi akademik çalışmalardır. Tarihçi açısından talihli bir millet olduğumuzu söyleyebiliriz. Osman Turan´dan Ab-dülhamit Kırmızı´ya kadar.
Hep birlikte şahitlik ediyoruz: Bir millet, geçmişini merak ediyor, öğrenmek istiyor. Unutulan yahut unutturulan hatırlanıyor. Bu adımlar özgüveni de beraberinde getiriyor.
Muhtevalarını yeterli bulalım veya bulmayalım, tarihî konuların tartışıldığı televizyon programları ciddi ilgi görüyor.
Tarih dergileri ve yazarları okunuyor.
Tarihî olayları ve şahsiyetleri anlatan kitapların baskı adetleri yüksek sayılara ulaşıyor.
Çeşitli kurumların düzenlediği sempozyumlar, kıymetli yayınlara vesile oluyor.
Ortaya konan işlerin hepsi kaliteli ve derinlikli mi? Eksiklik yok mu? Mutlaka var. Kazanma hırsı ve dikkat çekme arzusuyla yapılanlar hiç de az değil. Fırsatçılık her devirde yaygındır.
Bir yanda sözünü ettiğimiz diziler, diğer tarafta toplum yapımızı kundaklayan ve ahlâki yıkıma neden olan seyirlikler. Millet hayatı için hangisi daha iyidir, faydalıdır? ‘Batı tarzı´ diyorlar. Batı bizim tarzımız olamaz.
***
Osmanlı dönemine ait bir Zahle damgası buldum. 1914 yılında postadan geçmiş. Heyecanlandım. Zahle, bugün Lübnan sınırları içinde kalıyor. Birinci Cihan Harbi yıllarında, askerî hastanelerin önemli bir kısmı burada bulunuyor. Haliyle, en çok şehidi verdiğimiz yerlerden biri. Zahle beldesinin toprakları, binlerce askerimizi bağrında barındırıyor. Bunları biliyordum. Daha ayrıntılı bilgi için elimin altındaki bütün kaynakları taradım. Bulduklarımdan birini paylaşayım.
Gezi yazılarıyla ilgi uyandıran bir vatandaşımız Zahle´ye gitmiş. Orada yaşadıklarını okuyorum: “Zahle, şirin bir kasaba. En önemli özelliği ise dere boyunca kurulmuş restorantları…”
Yediği yemekleri, meyvelerin tazeliğini ve servisin kalitesini anlatıyor. Tarih yok. Şehitlere dair tek kelime yok.
Özetle: ‘Yedik, içtik, eğlendik.´ İşte böyle bir toplum meydana getirmişlerdi.
Neredeyse her şeyi 1923 yılından başlatan, hafızası ve vefası olmayan.
Bir örnek daha verelim: Çatalca Muharebeleri sırasında, Bulgar kuvvetlerini arkadan çevirmek için Yalıköy sahiline çıkarma yapılıyor. Birliğimiz gönüllü askerlerden oluşuyor. Nöbetçilerin erken fark etmesi nedeniyle harekat başarısız oluyor. Çok sayıda şehit ve esir veriyoruz. Şehitlerin kabri nerede, meçhul. El Fatiha.
Yalıköy, Kırklareli iline bağlı. Plajı meşhur. Buranın duyurusu “bir hafta sonu kaçamağı” diye yapılıyor. Çünkü İstanbul´a yakın.
Yalıköy sahiline soğuk havalarda çok gittik. Burada şehitlerimizin olduğuna dair en küçük bir işaret dahi göremedik.
***
Yıllardır Çatalca Savun-ması´na dair okumalar yapıyorum. Okuduklarımı arazide görmek için yolculuğa çıkıyorum.
İstanbul´u düşman işgalinden kurtaran iki büyük savunma savaşımız var: Çatalca ve Çanakkale.
1912 tarihli Çatalca Savunması´nın biricik kusuru, cumhuriyeti kuran tepe kadrodan herhangi birinin bu cephede vazife almaması.
Benzer durum Sarıkamış İhata Harekâtı için de geçerli değil midir? Dediğimiz gibi olsaydı eğer, bugün biz Sarıkamış üzerinden adanmışlık ve fedakârlık yazıları okuyor olurduk. Şimdi ise Rusların propaganda rakamını kullanıyor ve “doksan bin asker tek kurşun atmadan şehit oldu” diyoruz. Oysa harekâta katılan askerlerin toplam mevcudu bile bu rakam değil.
Harp tarihi arşivlerine göre, Sarıkamış´ta 23 bin şehit veriyoruz. Yaralı ve esirleri de ilâve edersek, savaş dışı kalan asker sayımız 40 bini buluyor. Birçok tarihçi ise 50 bin rakamını doğru kabul ediyor. Rus ordusunun kaybı da kendi resmî kayıtlarına göre 32 bin.
“Tek kurşun atmadan” ifadesi, şehitlerimize yapılacak en büyük saygısızlıktır.
Elbette büyük çözülmelerimiz de var. Şam ve Halep hattında direniş sergileyemedik. Fakat bu hakikat pek dillendirilmez. Ders kitaplarında yazmaz. Neden a-caba?
***
Millî Gazete´de düşünce editörü iken, genç arkadaşlara hep aynı tavsiyede bulunuyordum: Çanakkale´yi zaten herkes çalışıyor. Siz Sarıkamış İhata Harekâtını, Kut zaferini, Kafkas İslâm Ordusunu, Gazze ve Nablus muharebelerini, Halep ve Musul´un kaybını, ayrıca Medine, Edirne, Yanya, İşkodra ve Çatalca savunmalarını, son olarak da Osmanlı´nın kuruluş yıllarını çalışın. Yakında bunların çağı gelecek. Türkiye yeniden kurulacak. Şükür.
Evet, yeniden kuruluyoruz. Tarih dönüyor.
Gençler, Sarıkamış´ın utanç verici bir mağlubiyet olmadığını öğreniyor mesela. Çanakkale´den başka zaferlerimizin de olduğu artık biliniyor. Yakın tarihimiz birkaç kahramandan ibaret değilmiş meğer.
Tarihimizi bizden kaçırmışlardı. Elimizden alınanlara tekrar kavuşuyoruz.

Anahtar Kelimeler: Tarih, dönüyor
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Böyle mi olacaktı? (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Emanet ehline verilmez ise, o topluluğun kıyameti yakındır..

Hz. Muhammed