Şu Talebelik Zor İş!
Tarih: 28.4.2015 16:28:03 / 686okunma / 0yorum
İbrahim KAYA

 

     — Havalar ısınmaya başladı hocam. Bugünlerde dersler hiç çekilmiyor yani. Lakin sabretmek lazımdır. Ne de olsa ‘sabrın sonu selamettir’ demişler.

     — Haklısın çocuk. Aynı zamanda sabır direniştir.

     — Hocam, bugün çok değişken, gelişken ve önemli fikirlerle geldim size. Duyunca çok şaşıracaksınız, ama görüşlerime katılır mısınız, orasını bilemem işte.

      — Neymiş bu fikirlerin çocuk. Söyle de bilelim bakalım. Ya gerçekten katılırız ya da gülmekten katılırız. Hemen önyargılı hareket etme. Biliyorsun önyargı kötü bir davranıştır.

     — Hocam, ben diyorum ki şu talebelik gerçekten zor iş. Kar, kış, yağmur, sel, gece, gündüz demeden senelerce uğraşıp didiniyorsun. Her an, her saniye derslerin sıcak nefesini ensende hissediyorsun. Altı yaşında yola bir giriyorsun ve ilk soluğu tam sekiz yıl sonra alabiliyorsun. Biraz nefeslenmeye niyetleniyorsun ki yeniden yola koyuluyorsun. Bu yeni yolculuk da tam dört yıl devam ediyor. Etti mi sana on iki yıl.

    — Hesabın kuvvetliymiş çocuk. Senin matematiğin kaç?

    — Hiç sormayın hocam. Bu hesapları yaptığıma bakmayın. Matematiği zar zor geçiyorum desem yalan olmaz. Ama onunla ilgili de orijinal fikirlerim var.

     — Devam et bakalım çocuk, şu orijinal fikirlerine. Garson, şu çayları tazele!

     — Tamam hocam. Şimdi lise bittikten sonra içinde hâlâ okuma azmi varsa -ki belli bir bilgi birikimin de gerekiyor, çünkü sadece istemekle olmuyor- üniversite sevdasına tutuluyorsun. Okudun mu orada da dört, beş yıl. Al sana kocaman bir on yedi yıl. Dile kolay hocam. Az buz zaman değil. On yedi yıl eğitim alan bir insan neler yapmaz ki.

    — Neler yaparmış çocuk?

     — Çok iş yapar hocam. Mesela parklarda, çay bahçelerinde çekirdek satar, simit satar, maçlarda bilet satar, manavlarda domates satar, dağlarda koyun yayar, kaldırımları sayar falan filan yani.

     — Bunlar nasıl meslek çocuk. On yedi yıllık eğitime bu işler reva mıdır? Bu kadar sene eğitim alan insan dünyayı yerinden oynatsa yeridir.

     — Belki olması gereken budur hocam. Normal şartlarda dünyada söz sahibi olan mühendisler, bilim adamları, doktorlar çıkması lazım, ama nedense olmuyor işte.

     — O zaman biraz değişiklikler yapmak gerek çocuk.

     —­Tamam, işte hocam!  Ben de bu fikirlerimi söyleyecektim size.

     — Söyle bakalım çocuk.

     — Madem bu şekilde olmuyor hocam, şu eğitim işlerinde biraz değişiklikler yapalım.

     — Ne gibi değişiklikler çocuk.

     — Yapacak çok şey var hocam. Mesela diyorum ki ders saatleri haftada en fazla yirmi olsun. Bu yirmi saatin on saatini müzik, resim, beden eğitimi gibi derslerle doldurmalı, kalan on saati ise tarih, coğrafya, Türkçe gibi derslerle takviye etmeli. Matematik ve fen bilgisini müfredattan atmalı.

     —Hımım! Devam et çocuk.

     — Yazılılar, sözlüler ortadan kalksın. Öğrenciler öğretmenleri yazılı yapsın. Öğretmen derse geç kalmasın, öğrenciler derse hiç girmesin. Öğretmen derse zamanında girip sınıfın penceresinden bahçede top oynayan öğrencileri saysın. Ama yanlış saymasın. Yanlış sayıp yoklama fişine gelmeyen öğrenci numarası yazarsa bütün maaşı kesilsin.

     — Başka?

     — Öğrenciler karnelerini kendileri doldursun, kılık kıyafet serbest olsun, şubat tatili iki aya çıksın, yaz tatili dört aya çıksın,  cumhurbaşkanını talebeler seçsin…

     — Bu dediklerin yapılırsa okullar ne kadar kolay idare edilir değil mi çocuk.

     — Tabii, hocam bu hususta söylenmiş laf bile var. Neydi, unuttum şimdi. Okullarla, maarifle alakalı bir şeydi işte.

     — Tamam, tamam. Anladım çocuk. Lakin şöyle bir durum var çocuk. Normal şartlarda on yedi yıllık bir eğitim ile bu durumlara düşüyorsak, senin dediklerin yapılınca memleketin hâli ne olur acep?

     — Ne olur acep hocam?

     — Tarih kitaplarını karıştır çocuk!

     — Karıştırmaz olur muyum hocam. İşin aslı ben bugün sizin gibi konuşayım dediydim. Hani siz de bazen böyle konuşuyorsunuz ya. Ne de olsa sizin talebenizim ve sizin yolunuzdan gitmeye çalışıyorum hocam. Kızdınız mı yoksa?

     — Anlamıştım zaten çocuk, ama benim yolumdan gitme çocuk. Yoksa ömrün kitap yığınları arasında, klavye başında geçer.

     — Memlekete bir faydamız dokunacaksa varsın öyle olsun hocam. Allah, talebelerimize talep eden bilinci; memleketimize birlik, beraberlik, huzur ve mutluluk versin…

     — Aferin çocuk.

     — Ellerinizden öperim hocam…  

Anahtar Kelimeler: Şu, Talebelik, Zor, İş!
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Kudüs İslam´ındır! (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Dilde Birlik (31 Ekim 2017 - Salı)
Okumuyoruz! (07 Eylül 2017 - Perşembe)
15 Temmuz Ruhu (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Ramazan Yazıları-VI (27 Haziran 2017 - Salı)
Ramazan Yazıları-V (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-IV (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Ramazan Yazıları-III (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan Yazıları-II (31 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Ramazan Yazıları-I (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Dün, Bugün ve Yarın… (12 Nisan 2017 - Çarşamba)
Öyle mi? (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
Ne Mutlu (14 Şubat 2017 - Salı)
Ey Halep! (03 Ocak 2017 - Salı)
Ah Halep! (29 Aralık 2016 - Perşembe)
Başaramayacaksınız! (20 Aralık 2016 - Salı)
Köy Okulları (11 Kasım 2016 - Cuma)
Eğitimde Okul-Aile İşbirliği (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Vatan Evladı yahut Vatan Haini Olmak! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Kahraman Millet (23 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Sivas´a Doğru (15 Temmuz 2016 - Cuma)
Hesap Günü (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
Gazze´nin Kınalı Kuzuları (11 Mayıs 2016 - Çarşamba)
Hz. Peygamber (sav) ve Gençlik (22 Nisan 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-IV (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
Edebiyat Notları-III (12 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-II (05 Şubat 2016 - Cuma)
Edebiyat Notları-I (29 Ocak 2016 - Cuma)
Başka Türkiye Yok (30 Ekim 2015 - Cuma)
Kurban Nedir? (22 Eylül 2015 - Salı)
Lanet Olsun Hainlere… (15 Eylül 2015 - Salı)
Muhsin Kaya ve Sivaslılar Vakfı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Boş Dünya… (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
Birlik Olmak (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
Memleketimiz Özümüzdür (29 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Bayram O Bayram Ola (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Zulüm Asla Payidar Olamaz (14 Temmuz 2015 - Salı)
Herkes İçin Ramazan (07 Temmuz 2015 - Salı)
Ramazan Oyun ve Eğlence Ayı Değildir (03 Temmuz 2015 - Cuma)
Köy ve Şehir Ramazanları (01 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Ramazan-ı Şerif ve Oruç Üzerine (23 Haziran 2015 - Salı)
Köyümüze Ramazan Gelince (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
İnanarak Yaşamak (09 Haziran 2015 - Salı)
Köylerimiz (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Sivas Kitapları (26 Mayıs 2015 - Salı)
Sivas Benim Memleketim (19 Mayıs 2015 - Salı)
Okumuyoruz (12 Mayıs 2015 - Salı)
Şehirlerin Sultanı Sivas (05 Mayıs 2015 - Salı)
Birlikte Yaşama Ahlakı (21 Nisan 2015 - Salı)
Kutlu Peygamber (14 Nisan 2015 - Salı)
Hayatı Ertelemeden Yaşamak (31 Mart 2015 - Salı)
Baharla Birlikte Gelen (25 Mart 2015 - Çarşamba)
Çanakkale... Çanakkale... (17 Mart 2015 - Salı)
Eğitim Üzerine (03 Mart 2015 - Salı)
Baharı Beklerken (23 Şubat 2015 - Pazartesi)
Bismillah! (17 Şubat 2015 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)