Suriyeliler meselesi: Yasal düzenlemeler geciktirilmemeli, ensar ruhu zedelenmemeli
Tarih: 6.8.2019 00:00:01
Yusuf Kaplan


Tunus´ta bir genç kendisini yakınca, Tunus´ta yakılan ateşin alevi kısa sürede bütün Arap dünyasına yayılmakta gecikmedi: Bütün bir Arap dünyasını hallaç pamuğu gibi savuracak, postkolonyal süreçte, İslâm dünyasındaki İslâmî söylemleri, oluşumları, cemaatleri geri dönüşü zor bir çıkmaz sokağın eşiğine sürükleyecek bir büyük yangına dönüştü adına Arap baharı denen neo-liberal ayartıcı başkaldırılar.
“ARAP BAHARI”YLA İSLÂMÎ SÖYLEMLERE BÜYÜK DARBE VURULDU
O zamanlar bu başkaldırıların Arap dünyasında uzun vadede bütün İslâmî söylemleri ve hareketleri bitirecek büyük bir tezgâh olduğunu yazmış, ilk yazdığım yazıya “istikrarlı istikrarsızlık” başlığını atmıştım.
Batılılarla, onların uydularıyla mücadele eden bir yazar olduğum çok iyi bilinmesine rağmen bazı insanlar, “diktatörlüklere karşı bir savaş veriliyor ve bu savaş bütün diktatörlüklerin sonunu getirecek” diyerek itiraz ettiler yazdıklarıma.
Elbette ki, diktatörlüklere karşı verilen her tür mücadeleyi desteklemek elbette boynumuzun borcu. Derdimiz de bu. Bunu söylemek bile gereksiz.
Fakat yaşanan şey, tarihi hızlandırarak, İslâm dünyasının en güçlü sosyal, siyasî ve entelektüel aktörü hâline gelen İslâmî oluşumları ve söylemleri öne sürerek daha fazla büyümeden boğmaktı!
Nitekim yaşananlar o zamanlar yaptığım bu teorik okumaları doğruladı: Bütün bir Arap dünyası, ne zaman biteceği bilinmez ve sürgit derinleşen bir istikrarsızlığın eşiğine sürüklendi.
Bu kaos ortamında, hem paramparça olmuş hem de cesaretleri kırılmış Müslüman toplumları kontrol etmek, birbirine düşürmek ve bu arada tabiî kaynaklarını yağmalamak çok daha kolay hâle gelecekti.
Daha da önemlisi ise, İslâmî söylemlerin, zamanla, İslâm dünyasını Batı hegemonyasına karşı yerinde, zamanında ve daha güçlü bir şekilde ayağa kaldırması mümkün olacaktı; o zamanki yazılarımda da vurguladığım üzere tastamam “Arap sonbaharı”na dönüşen “Arap baharı” denen şeyin düğmesine basılarak, İslâmî oluşumlara ve söylemlere çok büyük darbe indirildi.
Sonuçta, genelde İslâm dünyası, özelde ise Arap dünyası çok büyük bir kaosun, asimetrik savaşların, vesayet savaşlarının eşiğine sürüklendi.
DİKKAT! TÜRKİYE, SURİYELİLER ÜZERİNDEN KAOSA SÜRÜKLENMEK İSTENİYOR!
Bu kaotik felâketten en fazla etkilenen ülkelerden biri Suriye oldu.
Emperyalistlerin Suriye´yi işgal etmeleri ve Suriye de patlak veren iç savaş, emperyalistlerin ve onların uydusu diktatör Esed´in Suriye´yi cehenneme çevirmeleriyle sonuçlanınca, Suriye tarihinde yaşanmamış büyük bir göç dalgası yaşandı; Suriye´de Esed´in zulmünden kaçan 3,5 milyon Suriyeli mazlum bizim ülkemize sığındı.
Başlangıçta halkımız tam bir ensar ruhuyla hareket ederek Suriyeli mazlum kardeşlerimize kucağını açtı, yakın tarihte benzeri pek görülmeyen bir kardeşlik örneği sergiledi.
Tarih boyunca her zaman mazlumdan yana olan bize de bu yakışırdı.
Fakat gelinen noktada Suriyeliler meselesinin ülkede kaos oluşturacak bir meseleye dönüştürülmeye çalışıldığı gözleniyor.
Suriyelilerle ilgili iğrenç bir algı operasyonu yürütülüyor: Önce Suriyelilere karşı aşağılık bir nefret söylemi geliştiriliyor, sonra bu, gerçek veya hayalî olarak üretilecek bir kaç hâdise üzerinden Suriyelileri linç kampanyasına dönüştürülecek...
Böylelikle, ülkenin, kontrolden çıkması muhtemel büyük bir kaosun eşiğine sürüklenmesi hedefleniyor!
ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER...
Suriyelilerle ilgili devlet, öncelikle, güçlü bir strateji geliştirmeli.
Suriyelilerin ne zaman, nasıl ve hangi şartlarda ülkelerine “gönderilecekleri” açıklığa kavuşturulmalı
Suriyelilerin gettolaşmasına aslâ izin verilmemeli: Eğer Suriyeliler gettolaşırsa, orta ve uzun vadede Avrupa ülkelerinde olduğu gibi her tür şiddetin kaynağı bir dizi suç örgütünün zuhûr etmesi önlenemez!
O yüzden, her şeyden önce, kayıtdışı Suriyelilerin mutlaka kayıt alınması şart.
İkinci olarak, Suriye muhaberatına ya da terör örgütlerine mensup Suriyelilerin çok ince istihbarat çalışması yapılarak derhal ülke dışına sürülmesi kaçınılmaz.
Üçüncü olarak, Suriyelilerle yaşanacak sosyo-kültürel sorunların halledilmesi için öncelikli olarak Suriyelilerin önde gelen temsilcilerinin, kanaat önderlerinin önalmalarını, Suriyeliler arasında denetleme ve sorun çözme işini öncelikli olarak bunların üstlenmelerini sağlayacak çeşitli mekanizmalar kurulmalı.
Suç işleyen Suriyelilerle önce Suriyeliler ilgilenmeli, dolayısıyla önce Suriyelilerin kendi kendilerini denetlemeleri sağlanabilmeli. Bu durumda Suriyelilerin karıştığı olaylara önce Suriyelilerin müdahale edebilecekleri düzenekler devreye girdirilebilmeli.
ENSAR RUHU ZEDELENMEMELİ!
Sözün özü: Suriyeliler meselesi, eğer gerekli yasal adımlar atılmazsa, ilerde kangrene dönüşebilir. Suriyelilere karşı geliştirilecek nefret söylemlerine ve ırkçı söylemlere aslâ göz yumulmamalı.
Bu toplum, mazlumları, ensar ruhuyla bağrına bağrına bastı. Bu nedenle bu ülkede çok büyük sorunlar yaşanmadı.
Avrupa´da olsa şimdiye kadar çoktan kan gövdeyi götürürdü. Bu durum, bizim sahip olduğumuz gücün, erdemlerin ne olduğunu gözler önüne sermeye yetiyor.
Suriyeli mazlum kardeşlerimizle ilgili olarak şimdiye kadar sergilediğimiz örnek tavır, bu toplumun dünyanın ruhu, mazlumların umudu ve dünyanın en âlicenap, yardımsever, merhametli ve medenî toplumu olduğunu ortaya koydu.
Özetle, toplum, ırkçı ve nefreti körükleyen söylemlere karşı duyarlı olmalı; devlet de, ülkeyi kaosa sürükleyecek provokasyonların önüne geçmek için Suriyelilerle ilgili yasal düzenlemeleri gecikmeden tamamlamalı.
Vesselâm.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..

Mevlana
Atlar bir aya yakın bir süre ayakta kalabilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59