SÜREKÇİLER
Tarih: 21.9.2016 10:11:54 / 679okunma / 1yorum
Muzaffer Gücer

 

Bir zamanlar sayıları beş veya altıyı geçmeyen bir sürekçi esnafı vardı. Bunlar 93 (1878) Osmanlı-Rus Harbinden sonra Rus´ların Kars, Ağrı ve Erzurum´u işgal etmesiyle; buralardan Sivas´a göç eden varlıklı ailelerdi. Bazılarının kuyumcu atelye ve dükkanları, bazılarının manifatura mağazaları vardı. Bunlar, son baharda aşiretlerin ve diğer halkın yayla dönüşü zamanında, oralara gider genç tosun ve düve (3 yaşından küçük, doğum yapmamış dişi sığır) toplarlar, Amerikan filmlerindeki kovboylar gibi kendi çobanları ve oradan kiraladıkları insanlarla hayvanları fazla yormadan, incitmeden yürüterek Horasan´a (Erzurum´un kazası) getirirler ve oradan kara vagonlara (yük vagonu) yüklerler, ancak Sivas´a bir haftada gelirlerdi. Kars´tan alınan hayvanlar herhalde  biraz şanssız idiler ki, onlar Kars´tan Rusların, işgalin devamını  kolaylaştırmak için döşemiş olduğu, bizimkinden bir karış daha geniş olan tren hattı ile Sarıkamış´a kadar gelirler, buradan sonra yine Rusların yaptığı dekovil denilen (dar hat) trenin vagonlarına binemedikleri için Horasan´a kadar yine yürürlerdi. Tekrar Horasan´dan kara vagonlarla Sivas garına inen yorgun, bitkin bu hayvanlar kör topal bir yürüyüşle sahiplerinin ahırına vasıl olurlardı. Duruma göre orada istirahat ettirilip bir hafta, on gün sonra yapılan programa göre, bu sefer Sivas köylerine seyahat başlardı. Hayvanların götürüldüğü köye akşam patron (sürekçi) gelir, Muhtarın veya ağanın odasına misafir olur, hayvanlar ve çobanlar nasıl olsa alışıktır, geceyi dışarıda geçirirlerdi. Ertesi gün ihtiyaç sahipleri sürüyü gezer beğendiği bir hayvana işaret koyar, patron gelir pazarlık başlar, anlaşırlarsa Muhtar ve ihtiyar heyetinin huzurunda, adı soyadı karşısına borcu deftere yazılır, mühür veya parmak basılırdı. Harman sonu borç ödenir, böylece tanıdık köyler dolaştırılıp hayvanlar satılır, kalanlar geri Sivas´a dönüp kışı ahırda geçirir, baharda yine yollara düşerlerdi. Çobanlarda pek at bulunmazdı, fakat patronların çok güzel atları olurdu. Ne olacak kış boyu ahırda yiyip içip yatıyorlar, altları kuru sırtları pek. Yalnız hamlamasınlar diye haftada bir iki gün varsa delikanlı oğulları, yoksa çobanları çarşıda bir iki tur attırırlardı. Bu günkü gençlerin lüks arabalara hayran hayran baktığı gibi, bizde o atlara bakar, bizim de böyle bir atımız olsa diye iç geçirirdik.

Bizim evdeki iki inek yaşlanıyor diye dedem sürekçiden bir düve aldı, şansımız iyi gitti bahara doğru buzağıladı. Üç dört ay sonra buzağı bizimle arabada, anasıda çobanla arkamızda sıcak çermiğe gittik. İki gün sonra ineği sığıra kattık. Takip eden günlerde, bizim inek öğlen üzeri bağırarak koşa koşa çadıra gelir, hemen yavruyu bulur, başlar emzirmeye ve yavruyu yalamaya. Buzağı doyup memeyi bırakınca bazen yalnız ben, bazen nenemle beraber ineği zorla ayırır, sürünün bulunduğu yöne gider, ineği sığıra katar, geri gelirdik. Akşam da diğer sığırlarla gelir sürüden ayrılmazdı.

1940´ lı yıllarda bu sürekçilerden biri ortadan kayboldu. Eşi savcılığa dilekçe vermiş “hayvan almaya gitti, amma ara uzadı bir haber alamadım, hayatından şüphe ediyorum.” diye belirtmiş. Emniyet, Erzurum, Ağrı ve Kars´ta çarşı pazar, oteller, tanıdık bildik kim varsa araştırılıp soruluyor, yok….. Cevap: “Bey bu sene  buraya gelmedi.”

 Aylar sonra Sivas´ta adeta bir bomba patladı. Ankara´dan mı İstanbul´dan mı getirilen polis köpeği cesedi bulmuş dediler. Meğer biraz titiz ve kıskanç olan bu adamdan kurtulmak isteyen iki veya üç çocuk anası, kocam kayboldu diyen bu kadın, üvey kızı ve onun nişanlısı ile bir plan yapmışlar. Anlaştıktan sonra o civarda oturan bir baltacıya çok büyük bir para teklif etmişler. Kayıp sürekçinin avluda yapılan bir inşaata bakmaya gittiği yola, bir urgan uzatmışlar, adam tam oradan geçerken, damat adayı ile genç kız iki taraftan urganı çekmişler. Urgan diz hizasına gelince, kadın kocasını arkadan itelemiş, adam yüz üstü yere düşer düşmez, baltacı bir vuruşta kafayı düşürmüş, daha sonra birlikte temel kazıp, cesedi gömmüş, üstüne duvar örmüşler.

Daha önce Fevzipaşa İlkokulunun şen şakrak olan sürekçinin evinin çocukları epey bir zaman küskün küskün okula gelip gittiler, ilk günler teneffüse bile çıkmazlardı. Damat adayı Suriyeli mi ne bir subaydı. O askeri hapishaneye kondu ama birkaç gün sonra kaçmış dediler. Kadın kız ve baltacı 1950 affından yararlanarak çıkmışlar. Hatta bir gün rahmetli dedem evin dışını sıvattı. Sıva bittikten sonra bir gün rahmetli nenem dedi ki “  o sıvayı yapan adam kimdi biliyonmu” bende “ne bileyim nene kimdi” dedim. Nenem “gorkmayasın diye söylemedim, sürekçinin başını kesen baltacı vardı ya, işte o baltacı buydu” dedi.

Tatlı başlayıp acı bitirdiysem affedin.  Selamlar.

Anahtar Kelimeler: SÜREKÇİLER
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Raif aydin
28.9.2016 16:08:39
Muzaffer agbey tebrikler yine dokturmussun.eline ağzına sağlık şeref canakkale
Yazarın Diğer Yazıları
BUNA DA ŞÜKÜR (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
KELEKLİK ETME ULAN! (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
RÜŞTÜ EMMİNİN VERDİĞİ DERS (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
GARA GARA GUŞLARI (19 Aralık 2017 - Salı)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..

Mevlana