ŞÜKÜR
Tarih: 9.7.2016 10:50:47 / 389okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

 

Hani Yunus Emre der ya: “Miskin Yunus bîçâreyim Baştan ayağa yâreyim”

Bunun gibi, çok seyrek de olsa gafletten kurtulduğum anlarda; bir etrafıma bir de kendime bakıp “baştan ayağa” şükre garkoluyorum. Sevincimden ağlarken kendi kendime:

- Bu ben miyim yâ Rabbi?

- Bunlar çiçek açmış kiraz ağaçları, şu öten kuş kanarya mı?

Soluduğum hava, sağlıkla aldığım nefes, attığım adım, söylediğim söz, işte kulak-ayak-göz-parmak vesaire. Bütün bunlar için; şu içtiğim su, bastığım toprak için, kalbime koyduğun iman, içime doğan nur, önüme açtığın yol, aklıma düşürdüğün fikir, dilime dolanan kelime-i tevhid için ve daha neler neler için; anam-babam-eşim-evlâdım-kardeşim-arkadaşım-yerim-yurdum-sağım-solum-aklım-fikrim (ne sayarsın bre abdal) saymaya kudretim yetmeyecek her şey için binlerce şükür.

Belki o anda ıssız bir dağ başında, veya küçük bir mescitte, ya da iftar sofrasındayım.

Gözyaşları ile, dua ile, secde ile şükür diyorum. Çok şükür bu ihsana, bu nimete, bu devlete.

Diyorum ya, işte bu bir anlık bir şeydir.

O an geliyor ve geçiyor.

“Göçtü kervan kaldık dağlar başında” misali.

Ve yeniden pis nefsime dönüp “buyur” diyorum.

Her günahkâr-âciz kul gibi, her dünya ile hem-hal olan âdem gibi kendimi mâsivanın kollarına atıyorum. Az önce “bu ben miyim” diye hayretle temaşa ettiğim kendimi.

Ne tuhaf! Ne acı! Olmamış, ham ervahın sefaleti. Keşke o şükür halini avucumda-içimde-aklımda-kalbimde sürekli tutabilsem.

Tasavvuf ehli, “Şükür, nimeti değil, onu sana nasibedeni görmektir” diyor. Ve ilave ediyor: “Avam yenecek-içilecek-giyilecek şeylere şükreder, havas kalbe gelen feyze şükreder”.

Hz. Peygamber daima “Zikreden dil, şükreden kalbe” sahip olmayı dilemişti. “Yemek yiyip şükreden, oruç tutup sabreden gibidir” buyurmuştu.

Servetin şükrü muhtaçlara yardım, bilginin şükrü onu insanların yararına kullanmak, sıhhatin şükrü Allah´a ibadet-insanlara hizmet....

Abdülkadir Geylani hazretleri Fütûhu´l-Gayb adlı eserinde üç tür şükürden bahsediyor:

Dil ile şükür: Nimetin Allah´tan olduğunu kabul ve yaratıklara nisbeti terk etmek. Ne kendine, ne güç-kuvvet ve kazancına, ne de bir başkasına isnad etmemek. Çünkü sen de, onlar da hep o nimet için sebep-âlet ve vasıtasınız.

Kalp ile şükür: Dil ile yaptığın şükür aslında kalpteki şükrün ifadesidir. Cenab-ı Hak Kur´ân-ı Kerim´de “Allah, gizli ve açık olarak nimetlerini size bol bol vermiştir” (Lokman), “Sizde nimet adına ne varsa, hepsi Allah´tandır” (Nahl), “Allah´ın nimetlerini sayacak olsanız saymakla bitiremezsiniz” (İbrahim) buyurmaktadır. Müminin kalbi bu ihsana şükür ile dolar, taşar.

Organların şükrü: Bu ise insanın bütün varlığı, benliği, organları ile tam ve kâmil bir biçimde ibadete yönelmesidir.

Cenab-ı Hakk´ın sayısız nimetlerini farkettikçe, ve bunlardan nasibimize düşene sahip oldukça içimi hem bir sevinç, hem de garip bir yeis kaplıyor.

Herhalde ve muhakkak bunca nimetin şükrünü layıkı ile eda edemiyorum. İnsan bir an nefessiz kaldığını düşünse; bir lahza göremez, bir an konuşamaz olduğunu tasavvur etse dehşete kapılıyor. Ya kararan kalbinde imandan eser kalmaz ise, ya büsbütün nefsin emrine girersen...

Bu endişeler içinde şöyle diyorum: Ancak her nefeste “Allah” diyenler gerçekten şükrediyorlar. Bu hesap ancak böyle görülür. Sonra başım acz içinde önüme düşüyor. Benim gibiler ancak Hakk´ın hesaba sığmayan rahmeti ile paçayı kurtarabilir.

Ne diyelim: Allah Kerim!..

Not: Bu yazıya bir dipnot düşmeden edemedim: Şunu aklımızdan çıkarmayalım: İnsanlara teşekkür etmeyenler Allah´a da şükretmezler.

Anahtar Kelimeler: ŞÜKÜR
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ayağa kalkarsan hizmet kastiyle kalk, eğer konuşacak olursan hikmetle konuş, oturacağın zaman hürmetle otur?

Hacı Bektaşı Veli