Sözün namusu
Sözün namusu
Tarih: 28.1.2015 19:23:33 / 664okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

 

Ben şimdi gündem sayfasında yazıyorum. İlgilendiğim, merak ettiğim ve bilgi toplayıp hazırlık yaptığım konular var. Mesuliyet duygusuyla yaklaştığım meseleler. Buna karşılık şu ve şu ‘dünyaya’ vâkıf değilim. Bilgim ve ilgim yetersiz. Gelişmeleri hakkıyla takip etmemiş, kaynaklara gitmemişim. Çünkü başka alanların peşinde olmuşum.

 

Esasında şunu diyorum: Her konuyu bilmek zorunda değiliz. Bilgimiz ve yeteneğimiz dâhilinde konuşmamız, yazmamız gerekir. Bırakalım da bazı şeyleri işin uzmanları bilsin. Doğru cümleleri onlar kursun.

 

Peki, her konuda bilgi sahibi olmak mümkün müdür? Değildir. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın imkânı var mıdır? Yoktur. Biliyor gibi yapmak / yaşamak ise muhtemelen çok yorucudur. Güçlü görünmeye çalışmak gibi.

 

Gazete okuyarak, haber seyrederek, internette gezerek, pekala iç ve dış gündemle ilgili bir intiba edinebiliriz. Elimiz kalem tutuyorsa, bu izlenimi yazıya dökebiliriz. Fakat bu şekilde yeni ve yararlı bir şey söylemiş olur muyuz? Olamayız. Yüz yazının yanına yüz birincisini ekleriz, o kadar.

 

Bilgiye ulaşmanın kolaylığından söz ediliyor. Kutunun içine ne aradığınızı yazıyorsunuz. Önünüze, doğru veya yanlış, sayfalar dolusu ‘malumat’ geliyor. Çok küçük bir çabayla, gerçi buna çaba denilemez, kitap çıkarabilecek malzemeye ulaşıyorsunuz.

 

Aynı şeyler, canlı yayınlara alınan birçok ‘uzman’ için de geçerli. Her konuyu rahatlıkla konuşabilen konuklar. Diksiyon da biraz düzgün olunca. Adeta ansiklopedi gibiler. Şurda doğdu, burda öldü, eserleri vs. Benzer şekilde: Kısa tarihi, ekonomisi, nüfusu, komşuları. Bunlar yeterli midir?

 

Sorular ve sorunlar: İşin hakkı ve sözün namusu? Tecrübe ve yaşanmışlık? Kendine ait bir düşünce?

 

‘Kendine ait düşünce’ bahsini biraz açalım. Editörlük yaptığımız için önümüze yazılar, karşımıza insanlar geliyor. Çoğunlukla tırnak içi yazıyor ve konuşuyorlar. ‘Bu konuyla ilgili falanca şunu yazmış, filanca şöyle demiş.’ Tavrım şu oluyor: “Tamam, onlar böyle söylüyor, peki sen ne diyorsun? Bana asıl o lazım.”

 

Şimdi, komşu bir ülkede seçimler yapıldı. Birçok arkadaşımız, hızlıca, Yunan solu uzmanı oldu. Bu arkadaşların bir kısmını tanıyor ve seviyoruz. Öte yandan, sadece bilgi değil, ilgi kirliliği de yaşadığımız söylenebilir. Öyle ya, herkesin her şeyi bildiği bir yerde, kim ne bilebilir? Onca kabalık ve kalabalık arasında, güzel ve doğru olanın da üstü örtülebilir.

 

***

 

Buraya kadar yazdıklarımızda, ‘iş’ kelimesi iki kez geçiyor. Özellikle kullandım.

 

İsmet Özel, Kuşun Ölümü’nü yazmakla, bizlere güzel bir şiir hediye etmiştir. Buna karşılık, Amentü’yle önemli bir iş yapmıştır. Sezai Karakoç’un Balkon’u şiirdir, Hızırla Kırk Saat’i ise kıymetli bir iştir. Örnekleri çoğaltabiliriz. Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı ve Çanakkale’si, Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü... Bunların hepsi, milletimiz adına yapılmış, başarılmış büyük işlerdir. Günü değil, önce kendimizi, sonra diğerlerini kurtarma gayretinde olmak. Soru şu: İş yapmaya niyetimiz var mı, yok mu?

 

Milletçe bir derinlik kaybına uğradık. Eski ve yeni camilerin kitabelerine bakmak bile bize çok şey anlatır. Bu derinlik kaybı içinde, ağaçları bile bizden-sizden diye ikiye ayırmış durumdayız. Keskin ve acımasız ayrışma, yalnız ülkemizde değil, İslâm dünyasının genelinde yaşanıyor. Suriye’den bir kare: Rejim güçleri, karikatür edepsizliğini protesto edenlerin üzerine bomba yağdırıyor. Aynı saatlerde, burada, ıslıkla Onuncu Yıl Marşı`nı çalma ve rekorlar kitabına girme denemesi vardı.

 

Bütün bunların konumuzla bir ilgisi olabilir mi? Yok gibi görünüyorlar.

 

Topyekûn bir kafa karışıklığı yaşadığımız kesin. Nasıl anlatmalı? Deneyelim: Cumhuriyet idaresi daha yüz yaşına gelmedi. Buna karşılık, şehrimizin itfaiye teşkilatı üç yüz yaşında. Hayatlarımız da biraz bu duruma benziyor. Çelişkinin içinden sesleniyor gibiyiz. Birilerine yahut bir şeylere yetişme telaşı, bizi her konuda konuşmaya, yazmaya, adım atmaya sevk ediyor. Mesuliyet duygusundan ziyade, görünme ve gösterme arzusu. Öne çıkma çabası. Üstelik, sözün sorumluluğunu taşıma ihtiyacı hissetmeden.

 

Selam ile selamet arasında bir akrabalık, kardeşlik vardır. Yazı ve yazgı için de geçerlidir bu. Aslına bakarsanız, yazgısı yazı olmayanların her konuda ‘kendini göstermeye çalışması’ normal karşılanabilir. Sağlıklı olmasa da.

 

Bizi ilgilendiren ise şudur: Kâğıdı, kalemi, sözü ve imkânları emanet bilip iş yapmanın derdinde olmak. Millet ve ümmet adına.

 

Yazımızı, teselli niyetine, bir atasözüyle bitirelim: ‘Saman olmadan somun olmaz.’

Anahtar Kelimeler: Sözün, namusu
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Sen insana ulaşmadan Allah?ı nasıl arıyorsun?.

Hz. Muhammed