Son zamanlar
Son zamanlar
Tarih: 1.1.2015 17:20:44 / 703okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

 

Yunus Emre, “dermanım yağma olsun” der. Bu dize, milletimizin tarihi yürüyüşünü pek güzel özetler. Nasıl bir halden geldiğimizi. Kıtanın birinci dizesini de yazalım: “İkilikten usandım.” Şimdi oldu.

 

‘İkilik’ kelimesinin, kavramının yanına bir de atalar sözü ekleyelim: “Bir elle eken iki elle biçer.” Bunu, ‘birlik olan, dirlik olur’ şeklinde şerh edebilir miyiz? Bence evet. Türkçe böyledir, sözler sözlere kapı açar. İşte onlardan biri: “Ekmeden biçilmez.” Basit ve kusursuz.

 

Milletimizin yolculuğu, insanımızın şahitliği, atasözleri üzerinden pekala takip edilebilir. Örneğin, “yer pek, gök yüksek, ne yapılabilir” sözü. Sadece kafamızı değil, kalbimizi de çalıştıran bir sorudur bu. Sorunun cevabını birçok yerde gördüm, buldum. Bu yerlerden biri de Malazgirt Meydan Muharebesi’nin yapıldığı düzlüktü. Orada, ‘millî mukadderat’ duygusu ete kemiğe bürünüyor.

 

İsmail Kılıçarslan’ın deyimiyle, bu burada dursun.

 

***

 

Ejder Okumuş’un İmandan Ahlâka Yenilenme isimli eserini yeni okudum. Tertemiz bir kitap. (İnsan Yayınları, 2014)

 

Hz. Muhammed’in Şahsiyeti başlığı altında maddeler sıralanıyor. Dört tanesini verelim: Güzel ahlâk sahibi bir insandı. Mütevazı ve sade idi. Aşırı değil, dengeli bir kişilikti. Düzgün karakter yapısına sahipti. (Sayfa 162)

 

Birinci madde, güzel ahlâk. Kitapta, ‘güzel ahlâk’la ilgili ayet ve hadis-i şeriflere de yer verilmiş. Bir tanesini yazımıza misafir edelim: “Güzel ahlâk; güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemektir.” (Sayfa 100, Tirmizi’den.)

 

Özetle; hayırlı işlerde el açıklığı, kimseye eziyet etmemek ve emin kimse olmak.

 

Güler yüzlülük, bana, nerede okuduğumu hatırlamadığım bir ifadeyi hatırlattı: ‘Anadolu tebessümü.’ Sezai Karakoç’la ilgili bir yazıda geçiyor olabilir. İşte bu tebessüm, bizi şu söze götürür, götürmelidir: ‘Dili güllü olmak.’

 

Kendimize bir bakalım. Ne durumdayız?

 

***

 

Cömertlik konusunda dünyanın sayılı ülkelerinden biriyiz. Belki de birinci. Milletimiz, iyilik ve yardımseverlik üzerine kurulmuş gibi. Buna karşılık, keskin bir ayrışmanın içindeyiz. Bütün gün birbirimize eziyet edip duruyoruz. Ağaçların kesilmesine itiraz ederken bile, utanılması gereken bir ayrımcılık yapıyoruz.

 

Sürekli gerginiz. Özellikle son nesil. Edebiyattan siyasete kadar çok gerginler. Bakınız: Aşırıya kaçmak.

 

Ölüye ağlamayan, diriye gülmeyen insanlar haline geliyor muyuz? Galiba geliyoruz. İşte bu durum, en yıkıcı şekilde, kalbimize, dilimize yansıyor. Gül, yerini dikene bırakıyor.

 

Hiç tanımadığımız insanlara rahatlıkla ‘yalancı’ damgası vurabiliyoruz. İşin aslını, esasını bilmeden ve öğrenme niyeti taşımadan. Birçok konuda tek taraflıyız. Bunun ‘tarafsız olmamak’ anlamına gelmediğini söylemeliyim. Kısaca; hakkaniyetin uzağına düşmek. Adil ve adaletli davranmamak. Halden anlamamak.

 

Bunları yapan bir kimseye güven duyabilir miyiz? İtimat ehli olabilir mi? Sorular ve sorunlar. Kendinden emin olmak ve kendine güven duymak, bizim için hangi anlamlara geliyor? Cevaplar arasında, ‘emin kimse olmak’ var mı?

 

***

 

Devam edelim. Artık iyice anlaşılmıştır ki, ‘tüten en son ocak’ta da bizi rahat bırakmayacaklar.

 

Burası, elde kalan tek tarladır. Bölünürse, aç ve açıkta kalırız.

 

Yılmaz Öztuna, Balkan Harbi’ni anlatan yazısında, “Yüz binlerce Türk, her şeylerini bırakarak, eriye eriye İstanbul’a ulaştılar ve Anadolu’ya dağıldılar” der. (Balkan Savaşlarının Kısa Tarihi.) Öneminden dolayı, Aram Andonyan’ın Balkan Harbi Tarihi kitabından da bir cümle alalım: “Türkler, sanki kendi toprağında değil de, düşman bir toprakta savaşıyordu.”

 

Evet, eriye eriye Anadolu’ya gelen, sığınan milyonlarca insan. 93 Harbi’nden Birinci Dünya Savaşı’na kadar. Balkanlar, Kafkaslar. Elbette dahası ve sonrası da var. İşte bu ricat sırasında, düşüş anında, anlatılması imkânsız mezalimlere maruz kalınmıştır. Kazım Karabekir’in Erzurum’a girince gördüğü manzarayı unutmak mümkün mü?

 

Şöyle söylenir: ‘Önce delirtirler, sonra deli derler.’ Topraklarımız içinde yaşanan bazı dramlara bu açıdan bakabiliriz, bakmalıyız.

 

Bugün, Afganistan, Irak, Suriye gibi ülkelerde yaşanan da budur. Avrupa’da camilerin kundaklanması hadisesi de böyle bir niyet taşımaktadır.

 

***

 

Demem o ki, bizi tekrar delirtmelerine müsaade etmeyelim. Kendimize kıymayalım. Bunun yolu da, yazımız boyunca andığımız vasıflara talip olmaktan, iyiyi ve güzeli pekiştirmekten geçiyor.

 

Barış istemiyoruz, kardeşlik istiyoruz. Soğuk Savaş denilen o büyük yıkım, barışla beraber gelmedi mi?

 

Çözüm süreci ve başka şeyler. Bize lazım gelen, işbirliği değil, kader birliğidir. Ancak bununla kurtulabiliriz.

 

Hayat bulmak deriz. Çünkü hayatı buluruz. Mesele, bulduğumuzla ne yapacağımızdır. Onu, eksiksiz ve tertemiz bir şekilde sahibine teslim etmek. Yanlış yapmaya utanmak. Ne güzel bir duygudur o. Bu bizi, hafiflemiş bir şekilde, asıl yurdumuza götürür: Hay, haya, hayat.

 

Bu paragrafın yazımızla ilgisi olabilmesi için, şunu söylememiz gerekiyor: Milletimiz, Anadolu’da ve İslâm’la hayat bulmuştur. Bu ikisine tekrar sarılmanın ve her şeye yeniden başlamanın zamanı gelmiştir.

 

Unutmayalım: ‘İnsan mihnette, altın mihenkte belli olur.’

Anahtar Kelimeler: Son, zamanlar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

Kanuni Sultan Süleyman