Berat Demirci


SİYASİ CİNAYET

Üzerine konuşabileceğin bir vatanın olmadıktan sonra, hayat pahalı olsa ne, ucuz olsa ne.


Bir "siyasi cinayet" lafıdır gidiyor; bunun ABD kökenli olduğu ve operasyon amaçlı olduğu kesin. Peki, bu menfur söylemi ortaya atanlar kim? Elbette Amerikan uşağı ve işbirlikçisi. İsimlerine tek tek sayarız ama bunlar “meşru” siyasetçi ve bazılarının dokunuknazlığı var. Sağcı bilinen kaşarlar, kaşareler ve hattâ lider olarak konuşlandırılmış olanlar. Kişilik olarak ciddiye alınamayacak gevişek tipler ama sahneye sürüldükleri zemin söz ve icraatları çok çok ciddiye alınmalıdır. İttifak halinde oluşları dikkat çekiyor.
Araştırmacı gazetecelik diye bir şey var, ben değilim; kendi efkarımla okur yazarım. Denedim ve sağcı bazı gazetelere daha önce yaptığım gibi sağlam yazılar gönderdim. Rakip görmüş olmalılar, oysa kalemşor değilim; rahatsız ederim ve benden gazeteci-yazar tipi çıkmaz. Araştırılmaya değer bir konuda anında tepki veren tek yazar olmadı, konuyu çok sonradan dile getirenler de resmen üfürdüler. Yapılması gereken, eş zamanlı olarak “siyasi cinayet” etrafında içten dıştan kim ne söyledi tek tek altının çizilmesiydi. Amerikan senatosunda ülkücülük hakkında bir taarruz başlatıldı. Rusya’da ve muhtemelen bir Amerikan işbirlikçisi araştırmacı gazeteci(!); komünizmle, SSCB ile  mücadelede nasıl bir rol oynadıklarını öyle rakamlarla yazdı ki, akıllara ziyan. Avrupa, Amerika, Rusya ve Çin ordularının toplamı kadar, savaşmaya hazır yetişkin gizli bir ordudan bahsediyor. Varsa Türkiyedeki orak çekiç solcularının arkasını toparlamaya çalışırken, Amerikan senatörleriyle paralel koştuğu da yazının göbeğinden fışkırıyordu. Sosyal medyayı hiç saymıyorum; ne taglar açıldı.
Bütün bunlar öylesine denk gelmiş olamaz mı? Olmaz da, öyle de olsa en azından muvazzafların müteyakkız olmak şart. Türkiye'ye her alanda operasyon çekiliyor ve "meşu" diye adlandırılan siyasi örgütler de daima rollerini yerine getiriyor. Geçmişte de öyleydi. Siyasi cinayetlerin çoğunun faili meçhul olduğunu ve akabinde neler yaşandığını ise bilenler anlatıyorlardır. İnşallah araştırmacı gazetecilerin semtinden geçmediği konularda, Kuşçubaşı Eşref’in torunları gerekli takibatı yapıyorlardır.
Hayatî konularla, hayat pahalılığını birbirine karıştırmamak icap eder. Üzerine konuşabileceğin bir vatanın olmadıktan sonra, hayat pahalı olsa ne, ucuz olsa ne.



YAZARLAR