Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek
Tarih: 7.9.2016 11:12:38 / 532okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

 

 

Yakın tarih hakkında birazcık bilgisi olanlar, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas´ta gerçekleştirilen kongrenin ne kadar önemli bir hadise olduğunu bilirler. Milli Mücadele´nin istikametini belirleyen bu büyük buluşma, Sivas´ta her yıl törenlerle kutlanır. Beş yıldan beri de, bu törenler kapsamında “Sivas Kitap Günleri” adıyla bir de fuar düzenleniyor.

Her yıl daha zengin ve daha canlı bir etkinliğe dönüşen ve bir şölen havasında yaşanan Sivas Kitap Günleri´ne bu yıl konuşmacı olarak ben de davetliydim. Hayatımın yirmi yılını kuşatan, hâlâ rüyalarımda ahşap evlerle çevrili dar sokaklarında ve hoş kokulu çarşılarında dolaştığım Sivas´ta, dostlarla buluşmanın ve Buruciye Medresesi´ni tıka basa dolduran seçkin bir topluluğa hitap etmenin verdiği mutluluğu tarif edemem.

30 Ekim akşamı, Abdi Ağa Konağı´nda özlediğim Sivas yemeklerinden tadıp otelime yerleştikten sonra ilk işim Kent Meydanı´na koşmak olmuştu. Hava çok güzeldi. Selçuklu devrinden kalma Darüşşifa, Çifteminareli Medrese ve Buruciye Medresesi´yle Osmanlı devrinden kalma Kale Camii´nin kuşattığı meydana kurulmuş fuar alanında, beklediğimin çok ötesinde canlı, meraklı bir okuyucu kitlesiyle karşılaştım. Fuara katılan yayınevlerinin stantlarında görev yapanların yüzleri gülüyordu.

***

Sivas´a her gidişimde yaptığım gibi, ilk fırsatta kendimi sokaklara atıp derin bir hüzünle birkaç saat tek başıma gezindim. 1970 öncesi Sivas´ında dolaşırken hangi yolları kullanıyorsam, her seferinde o yolları ararım; daha doğrusu beni ayaklarım çocukluğumu ve ilk gençliğimi yaşadığım şehrin hafızamdaki coğrafyasına dolaştırır. Ne var ki, bırakın sokakları, mahalleler bile bütünüyle yok olmuş. Son evler de, o evlerle bütünleştikleri için yıkılmasına izin vermeyen yaşlılar göçüp gittikten sonra yerlerini dörder beşer katlı apartmanlara terk etti. Bizim ev gibi... Yaşadığım evler, koşup oynadığım sokaklar, dallarına tırmandığım ağaçlar sırra kadem basmış. Sanal bir geçmişte yaşamış gibiyim. Şehrin hafızamdaki coğrafyası artık kayıp bir coğrafya...

Kadir Üredi, Şehrin Ahşap Zamanı adlı eserinde, artık bir beton cehennemine dönüşen Sivas´ın bir zamanlar Safranbolu, Kütahya, Amasya gibi nefis bir ahşap dokuya sahip olduğunu anlatır. Aziz dostlarım, Haluk Çağdaş –ki Sivas´ın kelimenin asıl mânâsında hâfızasıdır- Mehmet Şarkışla, İbrahim Yasak ve Alim Yıldız, Buruciye´de 1 Eylül günü yapılan “Kitabın Şehri Şehrin Kitabı” adlı panelde Sivas´ın yaşadığı bu büyük değişmeyi anlattılar.

Hayat Ağacı dergisinde fotoğraflardan hareketle nefis şehir yazıları kaleme alan Haluk Çağdaş´ın Şehir İklimi ve Bahçesinden Geçtiklerim adlarını taşıyan iki harika kitabı var. Mehmet Şarkışla´nın Sivas´ı ve genel olarak şehir meselesini ele aldığı Şehir Mersiyesi, Alim Yıldız´ın Seyrimde Bir Şehre Vardım, İbrahim Yasak´ın da Sultanşehir´den Birkaç Sima ve Şehir Defteri adlı kitapları, Sivas tarihini ve kültürüne büyük bir katkı niteliğini taşıyor.

Panelde, Sivas´ın en güzel anlatan yazarlardan biri olan Kadir Üredi´nin eksikliği hissediliyordu. Bir Şehrin Beş Hali ve Sivas´ımı Sıtkınan Sevdim adlı iki kitabı daha bulunan Kadir Bey´in evinden çıkamayacak kadar hasta olduğunu öğrenerek üzüldüm.

***

Sivas, son otuz yılda, yeni kurulmuş, tarihsiz ve kişiliksiz şehirlere benzedi. Selçuklu devrinden kalma Ulucami´si, Gökmedrese´si, Çifteminaresi´si, Darüşşifa´sı, Buruciye´si, Osmanlı devrinden kalma bir cami, birkaç han, hamam ve köprü olmasa, Sivas´ta bin yıldır yaşadığımızı ispat etmekte zorlanabilirdik. Hâlbuki Sivas, bir dış kalesi, iki iç kalesi ve muhteşem abideleriyle eşsiz ve çok gelişmiş bir şehirdi. Rahmetli Prof. Dr. Osman Turan´ın “Selçuklular Zamanında Sivas Şehri” başlıklı bir makalesi vardır. Bundan yedi yüz küsur yıl önce bir ticaret merkezi ve milletlerarası bir transit şehri olan Sivas´ın nüfusu o tarihlerde bile yüz binden fazlaymış.

***

Sivas´ta oturduğumuz ilk evlerden biri Çifteminare, Darüşşifa, Buruciye medreselerinin bulunduğu bölgeye çok yakındı. Darüşşifa´nın yıkık duvarlarında ve karanlık, kirletilmiş hücrelerinde saklambaç ve benzeri oyunlar oynardık. Ne kadar bakımsızdı, ne kadar ihmal edilmişti! Sultan I. İzzeddin Keykavus´un türbesindeki çinilerin bugüne nasıl ulaşabildiğine hâlâ hayret ederim. Selçuklu tarihinin en büyük hükümdarlarından biri olan İzzeddin´nin bir macera romanına benzeyen hayatını yerim olsaydı da, uzun uzun anlatsaydım. Babası I. Gıyaseddin Keyhüsrev´in amcası II. Rükneddin Süleymanşah´a yenilmesi üzerine Konya´dan nasıl kaçtıklarını, Bizans İstanbul´undaki hayatlarını, daha sonra oradan kaçışlarını, kardeşi Alaeddin Keykubat´la taht mücadelesini yahut Sivas´ta yapılan muhteşem düğününü...

I. İzzeddin Keykavus, genç yaşında veremden ölmüş ve Sivas´taki Darüşşifa´sının avlusuna bitişik olarak kendisi için yaptırdığı kümbete gömülmüştür. Sandukasındaki Farsça dörtlük de kendisine aittir. Bu dörtlük Yazıcıoğlu tarafından Türkçeye şöyle tercüme edilmiş: “Bu cihanı ki terk edüp gittik / Rencini dilde berk edüp gittik / Şimden sonra nevbet erdi size / Nitekim evvel ermiş idi bize.”

***

Ne zaman Sivas´a gitsem, Selçuklu tarihinin ihmal edildiğini düşünmeye başlarım. Sadece Selçuklu tarihinin mi? Anadolu´nun Osmanlı öncesinde de çok zengin ve renkli bir tarihi vardır. Mesela Sivas´ta saltanatını ilan ederek bir devlet kuran şair ve âlim Kadı Burhaneddin Ahmed´i merak eden kaç kişi vardır? Bu yılın aynı zamanda “Kadı Burhaneddin Yılı olduğunu” duymuş muydunuz?

Ebedi uykusunu Sivas´ta uyuyan bu büyük adamdan gelecek hafta söz edeceğim.

 

Anahtar Kelimeler: Sivas, Selçuklu, düşünmek
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bilginin mürekkebi, şehidin kanından kutsaldır

Hz. Muhammed