Alparslan Ayral


Sivas’ın denizi 

Sivas’ın denizi 


     

    Deniz sevgisi, edebiyatımızda önem verilen temalardandır. Sanatçılar, denizi imgeleştirerek mekânla insan arasındaki ezeli bağa dikkat çekmek istemişlerdir. 
   Tevfik Fikret’ten Necip Fazıl’a kadar kimi şair, denizi çeşitli benzetmeler içinde ele alarak insan psikolojisinin su ile olan dostluğunu şiirleştirmiştir.
  Yosunları ve taşkın sularıyla Hafik yolundan aşağıda, Kızılırmak’a yaklaşık bir kilometre mesafede yer alan Gölçekler Gölü, bu gün yoktur. 
   Üzerinde beton yığınlarının yükseldiği Gölçekler Gölü’nde ellili, altmışlı yıllarda 5-10 kilo ağırlığında kara sazan tutulduğunu, çevresinde bulunan tarlaların su deposu olduğunu, göçmen kuşların buraya uğramadan geçmediğini nesillere nasıl anlatabiliriz?
  Birey ve toplum yaşadığı çevre ile soluk alır. Ekonomik değeri yanında birçok canlıyı ve bitkiyi barındıran doğal göl, acaba hangi hesaplar ve hangi akıl tutulmalarıyla yok edildi? 
  Yaklaşık 25 dönümlük bir arazi büyüklüğünde olan Gölçekler Gölü’ne bazı büyüklerimiz Çifte Göl de derlerdi. Mandaların bile kıyısından daha açığa gitmeye çekindiği bu gölün derinliği ne kadardı bilinmiyor ama birkaç çocuğun gölde boğulmasından sonra gölün sicili bozulmuş göl sanki hüküm giymişti. 
   Çayırağızlı balıkçı Çonur Hüseyin Emmi’nin, Zorbaoğlu Tevfik’in,,Tonuroğlu Abdullah’ın   Kızılırmak’ın, Mısmılımak’ın balıkları yanında Gölçekler Gölü’nün balıklarını da sattıklarını bizim yaşımızdakiler bilir.
   Sivas’ın yetiştirdiği değerli ses sanatçılarımızdan Selahattin Erorhan ve Ömer Şan’ın söylediği türküde turnaların Gölçekler Gölü’ne konması ve sonra yollarına devam etmesi isteniyor.  
                                      “ ……….
                                        Getmeyin Tokat'a da tez gelir yazı
                                        Önüne çıkar oy oy oy Yenihan düzü
                                        Koyunlu, kuzulu oy oy oy yayla Sivas'ı
                                        Gölçekler gölüne
                                        Aman aman aman aman konun turnalar”
 Gölü kurutup yerine geliri olan binalar yapmak için yıllarca oraya çöp döktürenler, gölün kaynak bir su olduğu bilindiği halde buna ses çıkartmayan bürokratlar, kaynak suların değeri anlaşıldıkça yaşamları boyu üzüntü duyacaklardır. 
   Islah edilerek, yeşili bol, huzur veren bir parka dönüşebilecek doğal kaynak basiretsiz ellerde öldürülmüştür.
  
  Bizim kuşakta deniz ile özleştirilen göl, hayallerimize ve fikirlerimize şekil verirken şimdi hayal bile edilemez bir şekilde bu yazının kelimeleri arasında ancak onu bilenlerce nefes alacaktır. Fakat gelecek nesiller bu doğa harikasını, asla hayal bile edemeyeceklerdir. 
  



YAZARLAR