Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası
Tarih: 2.2.2016 16:42:08 / 1283okunma / 2yorum
Muzaffer Gücer

 

 Şimdi herhalde, sayıları artmıştır. Bir zamanlar ( 1940 larda) Sivas´ta 4 tane park vardı, birde Paşa Fabrikası.

 

1- Cıbırlar Parkı: Halen mevcut olan bu park, İstasyon caddesinin, sol tarafından başlayıp, Tan Sineması ve Kale Camiine kadar uzanırdı. Sık ve yüksek boydaki ağaçların gölgelendirdiği bu parka, halk ´´Cıbırlar Parkı´´ derdi. O zamanlar, sinemaya giden gençler, sinema öncesi ve sonrası buluşurlardı. Burada herhangi bir şey satılmazdı. ( Seyyar simitçi ve gazozcular hariç.) Gençler, işsizler, parasızlar, gölgede oturur, sohbet eder ve vakit geçirirlerdi. Onun için buraya Cıbırlar (parası pulu olmayanlar) Parkı denilirdi. 

 

2- Muammer Bey Parkı:  Bakırcılar Çarşısı arkasında bulunan bu parka, yapıldığı tarihteki valinin adı verilmiş ise de, halk buraya Millet Bahçesi derdi. Burası çok bakımsızdı. Sadece içinde tek katlı bir kahvehane vardı. Bu gölgelik, serin kahvehanenin yazın önünde, kışın içinde, civardaki esnaf ve vatandaşlar otururlardı. Ramazan geceleri ise, teravih namazını Dikilitaş Camiinde kılmak isteyen cemaat, iftardan sonra burada buluşurdu. Bir gün ramazanda, bizi evlerinde iftara davet eden eniştemle, bende burada oturmuştuk.

 

3- Kale Parkı: Kaledeki evler yıkılıp, burası düzeltilerek park yapıldı.  Bir zamanlar Sivas´ta, bozuk giden işleri için,   düzeltilemez diye ümitsizliğe kapılanlara; halk,´´ boşver gardaş, düzeltilmese Kalenin üzeri düzeltilmezdi ´´ diyerek teselli verirlerdi. Ve bu deyim sık sık söylenirdi. Park, güzel oldu amma, o canım, saat kulesi boşuna yıktırıldı. (Bildiğiniz saatlardan değildi, akrep ve yelkovanı yoktu, sadece yarımlarda bir kez, saat başlarında saat sayısı kadar çan çalardı, seside her yerden duyulurdu.) Rahmetli dedem  Gambal Osman meraküdeki tarlaları ekmek için gittiklerinde oradan bile çan sesinin duyulduğunu söylemişt. Kalsaydı çok iyi olurdu derim.

 

4- Ethem Beyin Parkı: Halkın gittiği ve çocukların oynayıp hava aldığı, sevdiği bir parktı. Ethem bey zannımca emekli bir subaydı. Orta boylu, ufak tefek, sevimli bir dedeydi. Yaz, kış takım elbiseli, kravatlı ve fötr şapkalı gezerdi. Bu park, üç kısımdan oluşurdu. Birinci kısımda tek katlı bir kahvehane vardı. İnsanlar kışın içerde, yazın dışarıda otururlardı. Çay kahve içer, nargile fokurdatır, iskambil, tavla, domino oynar, sohbet ederlerdi. Bu kahvehanenin önünde bulunan havuzun fiskıyesinde yazın, toplar bulunur, bunlar yukarı çıkıp aşağı düşerlerdi. (25 yaşından sonra tanıştığım bu toplarla meğer, pin pon (masa tenisi) oynanıyormuş. Bazen de bu topların yerine, üzerinde 2-3 tane biblo gibi tenekeden yapılma kızlar konulurdu. Bunlarda suyun hareketi ile devamlı dönerlerdi. Bunun için de kısa bir mani söylenirdi. 

´´Ethem Beyin Parkında, kızlar oynar çarkında´´ 

Parkı ikinci kısmında, kahvenin önünde bulunan tahta köprüden geçince ırmağın ana yatağı üzerine, yapılmış olan bir regülatör (su seviyesini yükselten, küçük bir baraj) vardı. Bunun arkasında meydana gelen gölete o zamanlar biz çocuklar ´´deniz´´ derdik. Suyun akışına göre sağ sahilde, Yüceyurt ve Çavuşbaşı mahallesi, (şimdiki Mehmet Paşa mahallesine eskiden Çavuşbaşı denilirdi. Abadan camii ve etrafına ise Yüceyurt denilirdi.) sol sahilde ise bu yakanın (Sularbaşı, Akdeğirmen, Çayyurt mahalleleri) delikanlıları yıkanırlardı.Bazen gölü bölüşemediklerinden(!) olacak ki, dövüş kavga çıkardı. Biz yüzme bilmeyenler, gölün derin olmayan, başlangıç kısmında çimerdik. Bu denizin kıyısında, kayıkhane, küçük bir iskele ve bir de kayık vardı. Bu kayığa binen  babalar ve çocuklar, gölde bir tur atarlardı. Bir pazar günü kahvenin önünden geçip, yukarı giderken, kahveyi işleten komşumuz eski hakiki kabadayılardan Emrahınoğlu Kemal Emmi beni gördü. ´´ - Hayrola ağa, burda ne geziyon ´´ dedi. –Emmi arkadaşlar salıncağa gitmiş. Ben de oraya gidiyorum dedim. Beni sandalyeye oturtup, bir gazoz ikram etti. (kepenek gazozu) Gazoz bitince, garsonu çağırıp yiyenimi götür, kayığa bindir dedi. Patronun misafiri olduğum için (!) baş tarafa kuruldum ve denizde iki sefer tur attım. Eve nasıl geldim bilmiyorum. Her önüme gelene büyük,küçük demeden ´´- Ben kayığa bindim.Ben kayığa bindim.´´ deyip durmuşum. Bazı geceler rüyamda, kayığa bindiğim oldurdu.

Ethem Bey rahmetli olunca park satıldı.Okulda  bizden bir ,iki yaş büyük olan Ethem Bey´in torunu, bir gün teneffüste, kayığı ne zorla kırıp parçaladığını anlatmıştı. Bilmem o kayık, Sivas´tamı yapılmıştı? Yoksa, trenle Samsun dan mı gelmişti?

Göl birkaç yıl dolu kaldı. Sonra bir asker boğuldu dediler. Bu bahane ile belediye kapakları açtı. Böylece Sivas´ın denizi de kurudu. Önceleri göl yatağı bostan oldu. Sonra evler yapılmaya başlandı. Kısmet olurda birgün yolum Sivas´a düşerse çocukluğumun denizinin şimdiki durumunu görmek isterim.

Üçüncü kısım da ise;Parkın üst kısmı daha ziyade anneleri ve ablaları ile gelen çocuklara aitti.Burada,birkaç tane salıncak,´´ çöğlengeç´´  dediğimiz tahtıravalliler, bir de büyükçe döner bir tahta tabla vardı.Bunun üzerine çocuklar oturtulur. Büyükler de çevirir, bizde döner dururduk. Yazın birkaç kere buraya götürülürsek,sevinir ve gidemeyenlere de “biliyon mu biz bugün Ethem Bey´in parkına  gittik.” deyip öğünürdük.

Allah o güleç yüzlü dedeye rahmet eylesin.kendisi ufak tefekti amma, koskocaman,mangal gibi iyilik dolu bir yüreği vardı. Ne mutlu böyle eser bırakanlara! Bir de Ethem Bey Parkının sol tarafından akan dere miydi? Yoksa Akdeğirmen için açılan bir kanal mıydı? Bunun kenarında bulunan ağaçların arasından,Aaaaaaaaaa!!! diye tarzan taklidi  yapan birinin  sesi gelirdi. Bizim tarzanın sesini duyardık amma, ne çıtasını( maymun), ne kız arkadaşı Jane´yi ne de filini görürdük. 1980´li yıllarda görev gereği Kocaeli´de bulunurken, bir hemşerimizin lokantasına ufak tefek birisi geldi. Selamlaştık, tanıştık, hoşbeş ten sonra, ´´ Hemşerim, sen, beni tanımadın mı? Ben Tarzan Muzaffer ´´ dedi. Ceplerinden 50 ´ye yakın, eski resim çıkardı. Böylece, 30-40 yıl önce, Ethem Beyin Parkında sesini çok işittiğimiz ancak kendini göremediğimiz Sivas´lı Tarzan ile bunca yıl sonra gurbette tanışmış olduk. Meğer bizim Tarzan, Amerikalıların 1,90 boyundaki iri yarı tarzanları John Weismüller´in yanında çocuk gibi bir şeymiş.

 

5-Paşa Fabrikası: Burası, piknik alanı ve mesire yeri idi. Şehirden 4-5 kilometre uzaklıkta olduğu için, yazın gençler, birkaç arkadaş buluşup, yürüyerek gider, gelirdik. Aileler ise,sabahleyin ,faytonla gider, akşam yine, gelen faytonla dönerlerdi.Sivas´lılar dışardan gelen misafirlerini, mutlaka buraya götürürlerdi. Burada yaz,kış açık olan bir lokanta vardı. Yazın, dağ tarafındaki, ağaçların altına birçok aile, çadır kurar, adeta, yaylaya çıkarlardı. O  zaman, buralara çadır sakinleri ile misafirleri dışında, kimse  girmezdi. Ailelerin rahatsız edilmesi ayıptı.

Bizlere,türküyü sevdiren öğreten ve söyleten ustaların ustası,  şehrimizin yetiştirdiği değerli insan Muzaffer Sarısözen´de bazı yıllar buraya çadır kurardı. Bu çadır sahipleri,ihtiyaca göre haftada 1-2 sefer şehre inip, alışveriş yaparlar, şehre yürüyerek gelseler bile faytonla dönerlerdi.

Burada eskiden,bir  un fabrikası varmış. Sonradan  Sivas´a elektrik temin etmek için buraya hidroelektrik santralı yapılmış. Santralın yukarısında bir su toplama havuzu vardı. Gündüz santral tek türbin çalıştığından, artan sular burada biriktirilir, karanlık çökerken takviye olarak santrala verilirdi. Daha sonraki senelerde, şehirde elektrik abonesi sayısı artınca akşamları voltaj iyice düşmeye başlardı.  Cer Atölyesi elektrik santralinden  takviye akım gelir, aydınlanma normale dönerdi.

Paşa Fabrikasından, yukarı doğru çıkınca, sol tarafta bulunan tepenin üstünde,bir mağara vardı. Fabrikaya giden gençler,mutlaka bu mağaraya çıkardı. Adına bilmem nedense Köroğlu Mağarası denilirdi. 

Yukarıdan 5-6 basamaklı taş merdivenle inilip. önündeki açılan yerden içeriye girilirdi. İnerken çok dikkatli olmak gerekirdi.

Bizim zamanımızda adı Paşa Fabrikası olan bu yere, geçmişinden koparmak için olsa gerek sonradan belediyece  Paşabahçe denilmiş. Son zamanlarda, şehre sonradan gelenlerin sıkça yaptıkları gibi(!) belediyede bu kültürel zaafa ortak olmuş. Halbuki mekanların eski isimleri, şehrin kimliği ve geçmişi hakkında çok şeyler söylüyor. Çocukluğumuzda Paşa Fabrikasında  tavuzkuşları dolaşırdı. O günleri hasretle yad etmekteyim. İyi günler, dilerim. Buradan sılaya selamlar. 

 

Anahtar Kelimeler: Sivas, Parkları, Paşa, Fabrikası
Okuyucu Yorumları (2 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Abdurrahman Aydın
6.2.2016 21:02:29
sayın abicim Yazılarını severek okuyorum.Cok begeniyorum.Kaleminize saglık devamını bekliyor saygılarımı sunuyorum.
Abdurrahman Aydın
18.3.2016 21:02:21
Değerli, yazılarını büyük bir zevkle okuyoruz.O günleri bize yeniden yaşatıyorsun.İyi ki varsın. Allah uzun ömürler versin. Çok yaşayasın Muzzaffer Ağbey.
Yazarın Diğer Yazıları
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
GARA GARA GUŞLARI (19 Aralık 2017 - Salı)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir.

Hz. Muhammed
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
BEYAZ
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Varlığımıza musallat olanlar
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
AÇIK KONUŞUN, SEÇİK DÜŞSÜN
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Bir Robinho Vardı Keyif Veren
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
SİVAS İLİ VE İLÇELERİNDEKİ TÜRK DEVRİ HAMAMLARI
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
AZERBAYCAN TÜRKÜ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ 2
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru – Bir Çöküş!
Ergün Diler
Ergün Diler
Anlayacaklar!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
´Yıldız´ parladı
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
YATAY SOYAĞACI
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Soyumuzu Bulduk mu?
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Nasıl bir çağda yaşıyoruz?
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
KAR YAĞMIYOR YAĞMIYOR
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MEB YÖNETİCİ ATAMA YÖNETMELİĞİ TASLAĞI 2018(2)
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Şîrâz…
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
ŞEHİRDE İMECE
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kürtler, PKK ve Afrin
Salih Tuna
Salih Tuna
Mustafa Kemal´in şu yoldaşına bak sen
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
YETENEK HARİTASI
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
Türkülerimizi Unutulmaktan Kurtaran Kahraman Muzaffer Sarısözen (1899- 1963)
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
İbrahim KAYA
İbrahim KAYA
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Bir zata mektup
Tarık Sezai Karatepe
Tarık Sezai Karatepe
Roboski: Acının Tarifi Yok!
AKİF EMRE
AKİF EMRE
İran toplumunun gelecek tahayyülatı
İlhan Yüksel
İlhan Yüksel
SİZ HANGİSİNİ İSTİYORSUNUZ.?
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Her gün KARA!..