İbrahim Dıvarcı


Sivas Kalesini Yeniden İnşa Etmek Lazım

Sivas Kalesini Yeniden İnşa Etmek Lazım


Evveliyatına baktım.  Kale, Sivas’ın ilk nüvesi.  M.Ö. 2 Bin yılında Hititlerin yerleştiği bir alandan söz ediliyor.

Romalılardan önce kale varmış. Kaynaklar Cabira isimli bir kale ve etrafında kurulan şehirden söz ediliyor. Roma İmparatoru Jüstinyen (527-565) Sivas Şehri etrafına İran Yolu üzerinde olması hasebiyle surlar yaptırmıştır. Ortaçağ’da etrafı surlarla çevrili şehirlerden birisidir Sivas.

Sivas Selçuklu hâkimiyetine 1071’in hemen sonrasında girer.

Kale Dânişmendliler döneminde, yaklaşık 1071'de onarılmıştır.  Dânişmend Gazi Sivas'ı ele geçirmiş kaleyi onartmış ve şehri imar ettirerek başkent yapmıştır.

Kale kitabelerinden anlaşıldığı üzere, Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat zamanında Ümeradan Bahattin Yakup tarafından kale ve surlar tamir edilmiş;  Moğol tehlikesi düşünülerek neredeyse tamamen yenilenmiştir.

Eratna Devleti'nin kurucusu olan Kadı Burhâneddin Ahmet de Sivas kalesini tamir ettirmiş; kuzey, doğu ve güney yönlerini içi su dolu derin hendeklerle çevirttirmiştir.

Kale ve surların son büyük onarımı ise Timur istilâ ve yıkımından sonra Çelebi Sultan II. Mehmet zamanında, ulemadan Akbil adlı kişi tarafından yaptırılmıştır.

Sivas Kalesinin üç bölümden oluştuğunu kaynaklardan öğreniyoruz. Toprak tepenin bulunduğu kısım yukarı kaledir. İkincisi bu tepeye yaklaşık 500 m uzaklıkta, çevresi 1500 adım olan sur ki buna aşağı kale denmektedir. Üçüncüsü ise yaklaşık 10.500 adım, 6500-8400 m. uzunluğunda, yüksekliği ise 16-25 m. civarında, onikigen (Daireye yakın), büyük kesme taşlarla inşâ edilmiş, kale ve burçlarla takviye edilmiş sağlam surlara sahip dış kaledir.

Şehri kuşatan surlar ile ilgili rivayetler muhtelif. Evliya Çelebi'ye göre beş, Timur'un tarihçisi Şerafeddin Yezdi'ye göre yedi kapı vardır. Surlardaki kapıların isimleri şu şekilde veriliyor kaynaklarda:  I. Kayseri kapısı, 2. Dolap kapısı, 3. Tokma kapısı, 4. Concun kapısı, 5- Selpür (Sülpür) kapısı, 6. Bağdat kapısı, 7. Tokat kapısıdır.

               Sivas sur kapıları ve surları yıkılmışsa da bu isimlerin bazıları mahalle isimleri olarak günümüzde kullanılmaya devam ediyor. Koruyamadığımız kalenin 1979 yılında yapılan yol çalışmaları sırasında bir kısmı ortaya çıkmışsa da bu gün o kısımlardan da bir emareye rastlamıyoruz.

“Yukarı Kale

Çelebi Sultan Mehmet tarafından yapılan ve toprak tepe denilen yukarı kale, 40 m. yüksekliğinde olup bu kaleye Akropolis (Yukarı Şehir) de denmektedir.

Yukarı kale kare şeklinde, iki kapılı, duvarla çevrili ve etrafında hendek olmayan müstahkem bir kaledir. Kapılardan biri güneye, aşağı şehre açılır; diğeri ise doğu yönünde devamlı kapalı tutulurdu. Evliya Çelebi'ye göre, XVII. yüzyıl ortalarında yukarı kalede 200 asker evi, bir cami, erzak ambarları, su sarnıçları, cephanelik ve kırk kadar şahi denilen toplar vardır. Her yönüyle mükemmel olan yukarı kaleden, günümüze kuzey yönündeki dik yamaçta bir kaç kesme taş duvardan başka hiç bir iz kalmamıştır. Kalenin üzeri düzenlenerek gazino ve mesire yeri hâline getirilmiştir. İşleri kötüye gidenleri teselli etmek için "Üzülme düzelir. Düzelmese kalenin başı düzelmezdi" darb-ı meseli söylenir.

Yukarı kalede yapılan bilimsel kazılarda. 2 m derinlikte Hitit katmanı tespit edilmiştir.

Aşağı Kale

Yukarı kale ile sur arasında yukarı kaleden 300-400 m uzaklıkta, dış surların içinde Şifâiye, Buruciye, Çifte Minare Medreseleri, Kale Camii ve Kale Hamamı'nı içine alan dikdörtgen plânlı 20-23 kule, 600 mazgal, 22-27 m yüksekliğinde kesme taş örgülü 1500 adım uzunluğundaki surların içinde Paşa Sarayı, üç yüz ev, dükkânlar ve hapishane yer almaktadır. Paşaların bir arada oturması zorunlu idi. Haftada dört defa divan kurulur ve toplantılar yapılırdı. Kale kumandanları ve nöbetçiler kale kapılarının iç yüzünde beklerlerdi.

Aşağı kalenin dış surlarının temel kalıntıları, 1988 yılında yapılan kanalizasyon hafriyatı çalışmaları sırasında İnönü Buharı üzerinde Kongre Binası önünde ortaya çıkmış, üzeri tekrar kapatılmıştır. Aşağı kaleden (Paşa Kalesi) surlardan başka iz kalmamıştır.

Sivas konaklarının temel duvarları ile bazı idarî yapılarda bol miktarda büyük kesme taşların kullanılmış olması, anılan surlardan sökülen taşlarla inşa edildiği sorusunu ve şüphesini akla getirmektedir.”

                Yukarıdaki bilgilerden sonra nedense “Sivas Kalesini” yeniden inşa etmemiz lazım gelir diye düşündüm.

                Sivas kadim şehir. Sivas Sultan şehir. Sivas tarihine vefa göstermesi gereken şehir. Hazır kale evleri projesi gündemdeyken şu Sivas Kalesinin de en azından bir kısmını yeniden inşa etsek ne güzel olur. Surların veya kale kapılarının yeniden inşası Sivas’a değer katar. Çünkü kale şehirin kalbi, hafızasıdır.

                Haydi Bismillah…

 

İbrahim Dıvarcı

 

 



Aslan Bahadır Ünver
19.03.2021 20:02:34
Kaledeki saat kulesi yahut çifte Minareli Medresenin yıkılan kısmı da ihya edilebilir. Daha neler neler. Mesela iki kale arasında yeraltında bağlantı sağlayan gizli bir yoldan bahsedilir. İnşallah bir gün yapılır.

YAZARLAR