Yusuf Ziya Cömert


Sistem yanlışa teşvik ediyor

Sistem yanlışa teşvik ediyor


MHP lideri Devlet Bahçeli ilk sinyali 2016’nın 11 Ekim 2016’da vermişti.

“Devletin en tepesinde bulunan Cumhurbaşkanı’nın hukuka ters düşmesi geleceğimiz açısından çok tehlikelidir. Bu tehlikenin bertaraf edilmesi için iki alternatif yol bulunmaktadır. Birincisi, bizim açımızdan en doğru en sağlıklı olan sayın Cumhurbaşkanı’nın fiili başkanlık zorlamasından vaz geçmesi, anayasal sınırlarına çekilmesidir. Şayet bu olmayacaksa ikinci olarak fiili durumun hukuki boyut kazanmasının süratle yol ve yöntemlerinin aranmasıdır.”

(Buradan, Bahçeli’nin o günlerde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden pek hoşlanmadığını da anlıyoruz)

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bahçeli’nin sunduğu bu fırsatı ‘süratle’ değerlendirdi. Hemen ertesi gün, Başbakan Binali Yıldırım başkanlık sistemine geçiş teklifini Meclis’e getireceklerini açıkladı.

Hazırlıklar ‘süratle’ yapıldı. 6 ay sonra, 16 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi referanduma sunuldu.

Propaganda dönemini üç ay kabul edersek, aralarda formalitelerin, temasların, tartışmaların hiç olmazsa bir ay vakit aldığını var sayarsak, teklifin yaklaşık 2 ayda yazıldığını düşünebiliriz.

Devletin kanun yazıcıları biraz zayıf. Talimatla çalışmaya daha yatkınlar. Bazen talimata öncelik verirken teknik hatalar yapıyorlar. Maksat talimat yerine gelsin.

Bunu, ilk bir buçuk yılda çıkan 55 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 31’inin 24 kararnameyi düzeltmek için çıkarıldığını hatırlayarak da anlayabiliriz. Yapmak için 24 kararname, yapılanı düzeltmek için 31 kararname. Toplam 55 kararname.

Tabii yanlışlığın tamamı metin yazarlarının değildir. Talimatlarda da bir miktar yanlışlık vardır.

Koca sistemi 2 ay içinde hazırladığınız düzenlemeyle değiştireceksiniz.

Bu kadar hızlı yaparsanız, yaptığınız düzenlemede bir sürü teknik kusur olur.

Herhalde yazıcı heyet talimat sebebiyle Cumhurbaşkanı’nın yetkilerine odaklandı. Bu yüzden sistem derme çatma oldu.

Daha uzun sürede yazılsaydı da yanlışlıklar vardı sistemde.

Bir kişi için bu kadar yetki fazlaydı.

Denge, denetleme, kuvvetler ayrılığı tamamen ortadan kalkmıştı.

O sıralar çok sorulan bir soru: Diyelim Cumhurbaşkanı Erdoğan ideal bir siyasetçi. Ya bu yetkilerle ideal olmayan bir siyasetçi Cumhurbaşkanı olursa?

Bu sorunun cevabı hiçbir zaman verilmedi.

Dünyada ‘ideal siyasetçi’ ya da ‘bilge kral’ gibi ideal yönetici olmadığını biliyoruz.

Peygamberlere bile istişare tavsiye edilmiştir.

Beşer, başkan ya da padişah bile olsa noksanlarla maluldür.

O yüzden, birilerinin görevi eleştirmek, yanlışları düzeltmek, uyarmak, hatırlatmak olmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı sistemi reklamlardaki gibi çıkmadı.

Akıllı telefon siparişi veriyorsunuz, paketten telefona benzeyen, ama tanıtımda anlatılana benzemeyen tuhaf bir alet çıkıyor. Öyle bir şey oldu.

Ekonomi düzelmedi. Sürekli kötüye gitti.

Karar alma süreçleri hızlanacaktı.

Yer yer hızlandı.

Fakat yanlış karar alma süreçleri de hızlandı.

‘İstişare’ mekanizmaları ortadan kalktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hitaplarında istişareyi tavsiye ediyor. Bu bir gerçek.

Fakat kendisini bu tavsiyeden ya muaf tutuyor ya da istişare ehlini her şeye kafa sallayanlarla sınırlıyor.

Soru soranları, tenkit edenleri o civara yaklaştırmıyor.

İstişarenin yerine bir ‘talimat’ müessesesi kuruldu.

Eskiden de çok iyi işlemeyen demokratik süreçler (mesela rektör atamalarındaki seçim mekanizması) tamamen ortadan kalktı.

Kutuplaşmayı tahrik devletin toplumu şekillendirme yöntemi olarak istikrar kazandı.

Koalisyonlar kalkacaktı, güya kalktı da.

Yerine adı koalisyon olmayan, o yüzden de etkisi daha sınırsız bir ittifak düzeni kuruldu.

Böyle olmasaydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan müşfik ve adaletli davransaydı. İstişareye gerçekten önem verseydi. Ehliyet, liyakat konusunda titiz olsaydı. Demokratik süreçleri kuvvetlendirseydi. Kutuplaşma yerine uzlaşmaya öncelik verseydi, toplum, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden bu kadar müşteki olur muydu?

Olmazdı zannediyorum.

Hatta MHP’yle ittifaka bile ihtiyaç duymayabilirdi.

Yani aslında iyi mi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi?

Hayır, değil.

Sistem, insan psikolojisini yanlışa teşvik ediyor.

Yanlışı sınırlandıracak veya durduracak mekanizmaları ortadan kaldırdığı için yanlış müesses hale geliyor.

KARAR GAZETESİ 11 EKİM 2021 TARİHLİ YAZISININ İKTİBASIDIR.



YAZARLAR