Sistem, avansı geri istiyor
Tarih: 13.1.2017 12:32:33 / 323okunma / 0yorum
AKİF EMRE

Memlekette ekonomik kriz dalgasının gittikçe etkisini artırma ihtimali herkesi tedirgin ediyor. Türkiye´nin son on beş yılda yaşadığı görece ekonomik rahatlama döneminden sonra dövizin yükselişi, cari açığın artması, ihracatın düşmesi gibi göstergelerin toplumda gelecek endişesini tetiklediği muhakkak.

Her şey gayet iyi giderken, dünyada ekonomisi yükselen bir elin parmakları kadar sayılı ülkeler arasında gösterilirken endişeli durumun bir açıklaması olması gerekirdi... Her ne kadar bölgedeki kaos sarmalının yanı sıra memleketi istikrarsızlaştırma istidadı gösteren şiddet ve terörün, siyasal uzantıları ile birlikte düşünüldüğünde dış güçleri işaret etmek bir açıklama tarzı olabilir. Üstelik geleneksel Batılı müttefiklerin Türkiye´nin siyasi gündemine, bölgesel etki alanına müdahale olarak düşünüldüğünde bu durumu operasyonun ekonomik uzantısı olarak da okumak mümkün.

Etkisini gittikçe hissettirmeye başlayan ekonomik daralmanın sebebinin ne olabileceğine dair sorusu olan ve de bunu büyük ölçüde dış güçlerin müdahalesine bağlayanların daha önce başka bir soruyu sormaları gerekir. Türk ekonomisinde yaşanan iyileşmenin, zenginleşmenin arkasında hangi dinamikler vardı? Hangi faktörler bir anda devreye girdi ki Türkiye ekonomisinde daha önce görülmemiş bir büyüme yaşandı?

Türkiye´nin neoliberal ekonomik politikaları uygulayarak küresel sisteme tam anlamıyla entegre olmasının sonucu olarak görece zenginleştiği bir gerçek. 
Bu zenginleşme reel ekonomiye dayanmaktan çok küreselleşmenin sağladığı bir avantaj, daha doğrusu küresel sistemin açtığı bir avanstan ibaretti.

Siyasal istikrarın etkisiyle küresel piyasaların belli ölçüde yatırım yapabileceği konuma gelmenin ekonomik sonuçlarından her kesim memnundu. Hayat tarzları, tüketim alışkanlıkları değişmiş, eski dönemin seçkinleri ile orta sınıf arasında benzeşme yaşanır oldu.

Zira ´piyasa kuralları´ ne ise ona uyulmuş bunun karşılığında dibe vurmuş ekonomiden belli bir düzeye çıkmasını sağlayacak bir avans verilmişti.

Küreselleşme denilen, finans Kapitalizminin ulusal sınırları aşarak akışkanlık kazanmasının tipik ekonomi politik yansımasıydı yaşadıklarımız. Bu nedenle Türkiye´de muhalefetin erimesinin de anlaşılır bir boyutu vardı. Küresel sisteme entegre olmaktan başka ufukları olmayanların biyolojik ömrü tükenen ideolojileri de ellerinden alınınca söyleyecek sözleri kalmamıştı.

Bu noktada muhafazakarından (eski) İslamcısına kadar geniş kesim yaşanan refahı bir başarı öyküsü kabul edip, iddialarını bir kenara bırakacak hatta sorgulamaya girişecekti. Geleneksel sağ muhafazakar siyasetin öne çıkardığı gelişme, kalkınma ve büyüklük iddiaları küresel sistem sayesinde gerçekleşmişti. Ancak bunun karşılığında yerli girişim, üretim, çalışanların, dar gelirlilerin durumu, gelir dağılımdaki adaletsizlik gibi başlıklar rafa kaldırılacaktı.

Hatta terkedilen iddiaları hatırlatıp değerleri temel alan her itiraza karşı mütekebbir bir edanın takınılması olağan hale gelmişti.

Bu noktada sağ hatta muhafazakar kesimlerin kalkınma, büyüme odaklı siyaset tasavvurları bir yana, İslamcı geleneğin de özellikle Kapitalizm karşısındaki eski eleştirilerini yenileyemedikleri gibi İslami itirazlarından feragat edenlerin sisteme adapte olma yarışına girmeleri söz konusuydu. İslam -Kapitalizm çatışması türünden Arap dünyasındaki eleştiriler, yerli düşünürlerin İslam iktisat yapısına dair sınırlı çalışmalarının dışında fazlaca ilmi, entelektüel çaba ortaya çıkmadı. Bu durumun entelektüel ve ilmi birikimin oluşum süreci ile anlaşılır bir zafiyet olduğunu söyleyebilirim. Ancak içi doldurulmayı bekleyen temel çerçeve yani İslamcı iddiaların bir anda rafa kaldırılması, eklemlenme sürecini beraberinde getirecekti.

Başta sorduğumuz soruya dönecek olursak; küresel Kapitalizmin doğasını, işleyişini, yaşanan dönüşüm ve etkisinin ekonomi ile sınırlı olmayıp kültürel, siyasal bütün bir model olduğunu görmezden gelenler bugün yaşanmakta olanları açıklamakta çaresiz kalabilirler.

Türkiye´nin adeta geri dönülmez biçimde küresel sisteme dahil daha doğrusu eklemlenmesinin mahiyeti hakkında kafa yormadan, sorgulamadan olup bitenleri kavramak zor olacaktır.

Kapitalizmin mahiyeti, kazandığı yeni boyutları kavramadan, finans -emek gibi İslami ölçülerde temel sorunların es geçildiği yaşanan vakıadır. Sistemin sunduğu imkanların bedeline hazır olmayanlar aynı sistemin bir tür cezalandırma için de devreye gireceğini göremeyeceklerdi.

Elbette yaşamakta olduğumuz, küreselleşme adına uluslararası sistemin manipülasyonlarına açık hale gelmenin bir sonucudur. Bunun siyasi, askeri gerekçeleri yakın çevremizde, memlekette yaşadıklarımızdan bağımsız değil. Artık askeri operasyona bile gerek kalmadan finans oyunları ile ülkelere müdahale edilebilir hale gelmiştir.

Yaşamakta olduklarımız ve içinden geçtiğimiz süreç hak, adalet, emek, paylaşım, sermaye, faiz gibi İslam´ın adalet düzeninin temelini oluşturan kavramları yeniden düşünmek için bir fırsat olabilir. Hiç olmazsa İslami değerlerle Kapitalist iktisadi ilişki biçimleri arasındaki kapanmaz çelişkinin farkına varan birileri olsun.


Anahtar Kelimeler: Sistem, avansı, geri, istiyor
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda topraga verilecek bir kurbandir.