Yusuf Ziya Cömert


Şiir varsa ve şiirse güzeldir

Şiir varsa ve şiirse güzeldir


Derler ki Havva annemiz “Nesil bozuldu’ demiş Adem Aleyhisselam’a.

Kim için demiş olabilir? Kıyamete kadar hayırsız evlat Kabil için mi?

Kabil, kötülüğün kapısını açan adam, karganın talebesi.

Oysa karga güzel mahluk. Masum.

Canı sıkılmıştır istemeyerek Kabil’e öğretmen olduğu için.

Antik metinlerde de zaman zaman rastlıyorum yeni nesilden şikayet etmelere.

Eskiler iyiymiş sanki.

Hayata baka baka, maziye, hale ve istikbale baka baka eskilerin o kadar iyi, yenilerin de o kadar kötü olmadığını görebilirsiniz.

Ama değişik.

Değişen şeylerden şüphe etmek ve değişen şeylerden hazzetmek, ikisi birden, yerini ve zamanını kontrol edemediğimiz bir şekilde tabiatımızda yer etmiş olabilir.

Bir gün eskiyi, bir gün yeniyi sevmemiz başka türlü nasıl anlaşılabilir?

Şiirin sessizce hayattan çekildiğini düşünmek zamaneden şikayet mi sayılır? Geçmişe övgü mü?

Şiir hayattan çekilirken yerine bir şey bırakıyor olabilir mi?

Ya da biz başka bir şey koyuyoruz, şiiri iterek ürettiğimiz boşluğa.

Acaba şiir mi küstü hayata?

Bize mi kızdı?

Yoksa şiir çekilmiyor da hayattan, insanlar mı çekiliyor şiirden?

Bunları yazılı düşünürken şiirin benim için var olduğunun şiirsiz kalmadığımın bilincindeyim.

Tedavüldeki şiirin ayinesi yetmiyorsa eski şiir yerli yerinde duruyor.

Ayine neden?

Niye bakayım ki şiirin yüzüne, şiirde biraz da kendi ruhumu, kendi kalbimi bulamayacaksam?

Masamda Ömer Erdem’in şiirleri var.

Benim köşemin tam karşısında yazan arkadaşım şair Ömer Erdem’in.

dikkat!/aşk yan yana iki boş bardak gibi”

ayrılıkta bile…/doldurur birbirini/yan yana iki bardak boşluğuyla”

aşk çürük kiraz tadındadır/ve her gün ürkek iki kuş dokunup kaçar ona”

Bu eski kitap. Yarım Ağaçlar. (Everest.)

Eğer arıyorsanız şiiri bulabileceğinizin alametleri. Tamam, yakınmıyoruz şiirsizlikten. Ama daha fazlasını isteyebiliriz.

tamam saldırdıklarınız adam değil aferin/onların da gözleri kanlı sizin kadar aferin”

bu binaları kimler dikiyor böyle Tanrıya karşı/göklerin kalbini kimler çiziyor”

taraf değilsek kesilmedik söz hünerinden/aşktan ve Allahtan kesilmedik/yalnız ve biriz/siz çok ve öfkelisiniz sayınız kadar aferin…”

(Kör.)

Bu dizelerin hayatta karşılığı var mı? Var. Bende karşılığı var mı? Var.

Estetik kaygısı olan bir eleştiri dozu, siz de hissediyor musunuz?

Aynı şiirin yankılanışı gibi:

sütümüzü devirdiler bir şey demedik/sırtımıza bindiler bir şey demedik/tek ayak üstünde dur dediler bir şey demedik/şimdi burada gülünecek dediler güldük bir şey demedik/öyle bir şey yok şöyle bir şey var dediler bir şey demedik”

Güneş Kalır Bir Başına yakınlarda çıktı. (Everest.)

Ben de Ömer Erdem ne yapıyor, şiiri nerelerdedir diye baktım, biraz çalıştım.

incitmesin son üzümün ezilişi ağzında/bir soyulmamış portakal gibi/yuvarlanıp dursun aramızda zaman”

Şiir böyle söyler kemale doğru.

zayıf olduğunu bilmek ve bunu unutmamaktır/güç/ağaç bilir güneşle biçildiğini mesela/baharda sürerken/ağlaması gizliden bundan”

Bunu da şiirdeki hikmetin bir sureti olarak not etmeliyim.

Kelimeler, fazla değil, eksik değil. Ömer Erdem’in boş vermediği bir titizlik.

Anlaşılıyordur her halde, ben şiire bir şiir müptelası sıfatıyla yaklaşıyorum. Bir teknisyen, bir uzman olarak değil.

Şiirden aldığım hazza, şiirle paylaştığım hisse bakıyorum.

Fazlasını yapabilir miyim? Belki yapabilirim. Ama öyle yaparsam şiiri kaçırırım diye korkuyorum.

Derken ‘kısa halk şiiri ölçüsüz’ kısmına geldik kitabın.

kazada oğlu ölen annenin söylediğidir/üzerini örtün ıslanmasın hava yağışlı.”

süt fabrikasında kazanda süt banyosu yaparken/görüntüleri yayınlanan işçinin ifadesidir/’iç çamaşırlarım üstümdeydi’/hürmetimiz büyüktür mahremiyete bizim”

Şu hadiseyi de hatırlıyorum.

bir yükseğin miting alanında/eve ekmek götüremiyoruz sözü birden/bir çığlık şemsiyesi gibi açılınca/abartılı bulduğunu söylemiş bu sözü o kişi/zaten ekmek diyen minibüs şoförü de/mecazidir sözlerim çarpıtıldı fazlaca demiş youtube’da”

Son olarak ufuksuzluğumuzun menşeine dair küçük bir ders alalım:

romanya’da/20 yıl hayvanat bahçesinde tutulan bir ayı/gün gelip de salıverilince doğaya/eski hücre genişliğinde bir daire çizmiş/ve kendisini hapse devam ediyormuş hala”

Şiir varsa ve şiirse, güzeldir.

 Karar Gazetesi 09 Ocak 2022 tarihli yazısının iktibasıdır.

 



YAZARLAR